Kıbrıs
…Ve bazen adaleti, adalete güvenmeyenler kurtarır…

Bugün yine kalbimiz Şampiyon Melekler davasında adaletin yerini bulması, suçluların hak ettikleri cezayı almaları için atacak.
İSİAS davasında kamu görevlileri, bugün “görevi bilinçli şekilde ihmal” suçlamasıyla dördüncü kez hakim karşısına çıkacak.
Şampiyon Meleklerin ve turizm rehberlerinin aileleriyle birlikte milletvekilleri ve siyasi temsilcilerin de duruşmayı izlemek için bugün Adıyaman’da mahkeme da olacak.
***
6 Şubat 2023, büyük deprem felaketini unutmamız mümkün değil. İSİAS otelde çocuklarımız, öğretmenleri, aileleri vardı.
Beklenen güzel haber bir türlü gelmiyordu. Eğitim Bakanı Nazım Çavuşoğlu’nu arayıp, “Haber var mı?” diye sormuştum. “Umudumuzu yitirmek istemiyoruz ama gelen haberler iyi değil” demişti.
6 Şubat 2023’te deprem felaketinin öğleden sonrasında Adıyaman’a gidenler arasında olacaktım.
Aileleri, yetkililer, Sivil Savunma ve sağlık ekibinin önceliği vardı uçakta. Yolcu fazlalığı olunca, basından isimlerin götürülmesinden vazgeçildi. Öyle olunca da gazetecilik yapmaktan önce İSİAS otel enkazında, kurtarma çalışmalarına katılma şansımı yitirmiştim.
***

Adıyaman’a 23 Aralık 2024’te gidip, 24 Aralık, sıra dışı bir saatte 01.59’da üç genç yargıçtan oluşan mahkeme heyetinin salonda yerini alıp 15 dakikada okuduğu karar tanık olmuştum.
Öncesinde de karar öncesi son oturumu izlemiştim.
O günü ve o akşamı hiç unutmayacağım.
Otelden Adalet Sarayına ailelerle birlikte gitmiştim..
Adalet Sarayına vardığımız zaman, 35 şampiyon meleğimizin ayrı ayrı fotoğraflı, elde taşınan, tahta saplı görselleri vardı. Bekledim aileler alsın. Herkes kendi çocuğunun görselini arıyordu.
Ben de bir görseli alıp yürüdüm. Bir baba omuzuna dokunup, taşıdığım 5-10 adım için teşekkür edip, oğlunu kucağına alır gibi görseli elimden aldı.
Bir başkasının elinde iki görsel vardı. Birini aldım. Bu kez bir kız meleğimizin görselini taşıdım. Basın açıklaması için ailelerin arasında yerimi alırken, bu kez yine bir baba, ‘Hasan abi ver bana kızımı’ dedi.
Çok yalın örnekler bazen, derin psikolojik etkilerin ipuçlarını verir. Tıpkı bu anlattığım örnekte oluğu gibi.
***
Feriha Yiğittürk, medyanın, iletişim dünyasının değerli bir parçası.
6 Şubat depreminde oğlucuğu İzcan’ı yitirdi. 6 Şubat 2023’te Adıyaman uçağına son anda yolcu olamamıştım. Aileleri uğurlarken, Sevgili Feriha’ya sarıldığımda, “Hasan abi dua et” dediğinde, söyleyecek söz bulamamıştım.

Feriha Yiğittürk, dün facebook hesabında şiir gibi şu paylaşımı yaptı:
“ …Gitmek istemedikçe vakit yaklaşıyor…
Kalbimiz geri durmak istiyor ama zaman acımıyor.
Ve biz yine yola çıkıyoruz.
Her gün çocukların öldüğü, annelerin sessizce kahrolduğu bir ülkede;
biz yine adalet aramaya, gidiyoruz.
Vicdansızlıkla, bile isteye yaptıklarınızla, insanlıktan uzaklıkla yüz yüze geleceğimiz o mahkeme salonuna bir kez daha gireceğiz.
Adalet dilenmek acımıza acı katıyor.
Yeter artık.!
Çocuklarımızı bizden aldınız.
Artık olması gerekeni yapın.
Adaleti sağlayın.!!!
İki yıldır aynı salonlarda, aynı acıyla gerçekleri anlatıyoruz.
Her duruşma, her kelime bizi yeniden yaralıyor.
Adalete inanmak istiyoruz…
Ama yaşadıklarımız, bu inancı her seferinde yerle bir ediyor.
İçimizde dinmeyen bir yangın var.
Duyulmayan çığlıklar, uykusuz geceler, yarım kalan hayatlar…
Kahrolsak da yılmıyoruz.
Çocuklarımızla kavuşana kadar,
ve bu acının adı gerçek adalet olana kadar orada olacağız.
Meleklerimiz bizi izliyor 
Onların verdiği güçle ayakta,
onların hatırasıyla yoldayız…
***
İSİAS davası Kıbrıs Türk Halkının bir bütün olarak adaleti sorguladığı hatta yargıladığı bir davadır.
Bir anlamda adalet bir bütün, yargı aşaması onun uygulamada bir parçasıdır. Yargının kararı, kamu vicdanı ile örtüşmezse, adalet yaralanır…. Kamu vicdanının kabullenmemesi “yaranın ağırlığını” gösterir.
Adalet, bir toplumun vicdanıdır. Vicdan yaralandığında, hukuk da topallamaya başlar. İsias Otel’in enkazından çıkarılan sadece canlar değildi… Adalete olan inancı da betonun altına gömüldü.
***
İSİAS, depremde yıkılan bir otel olmaktan çoktan çıktı. O artık bir simge. Çürük kolonların, sahte raporların, göz yumulan usulsüzlüklerin, imzayla geçiştirilen vicdansızlıkların simgesi… Ve elbette, adaletin ne kadar kırılgan olduğunu yüzümüze çarpan acı bir ayna.
Şampiyon Melekler’in aileleri Mahkeme kapılarında nöbet tutarken, aslında sadece çocuklarının hesabını sormuyorlar. Onlar, “ Adalet gerçekten var mı?” sorusunun peşindeler. Çünkü sadece Şampiyon Meleklerin aileleri değil, tüm Kıbrıs Türk halkı insani duygularla şunu çok iyi biliyor: Eğer bu davada, adalet eksiksiz tamamlanmadan sürüncemede kalırsa, eğer suçlular yine “iyi hal”, “takdiri indirim”, “bilinçli taksir” labirentlerinde kaybolursa, gelecekte başka binalar çökecek, başka çocuklar “melek” olacak.
***
İşte tam burada o yakıcı soru doğal olarak “beni unutmayın” diyor.
Adalete güvenmeden adalet aranır mı?
Normal bir ülkede bu soru sorulmaz. Çünkü adalet, zaten güvenilecek yerdedir. Mahkeme salonuna giren herkes bilir ki; hak yerini bulacaktır. Ama bizim coğrafyamızda, özellikle İsias gibi davalardan sonra, adalet artık bir sonuç değil, bir mücadeleye dönüşmüştür. Aileler, avukatlarıyla birlikte savcı gibi çalışıyor; mühendis gibi rapor okuyor; gazeteci gibi belge topluyor. Çünkü biliyorlar ki, eğer susarlarsa dosya kapanacak, dosya kapanırsa vicdan kapanacak.
Şampiyon Melekler’in aileleri bu yüzden “adalete güvenerek” değil, adaleti mecbur bırakarak adalet arıyor. Basın açıklamaları, yürüyüşler, sosyal medya kampanyaları, uluslararası çağrılar… Hepsi, “Çocuklarımızı sadece toprağa değil, unutulmaya da gömmeyeceğiz!” içerikli birer çığlık.
Coğrafyamızda ne gariptir ki, her ihmal sonunda yine “kader”e bağlanır. İSİAS davası, Türkiye için de bu döngüyü kırma şansıdır. Eğer burada gerçek bir adalet tesis edilirse, sadece Şampiyon Melekler’in ruhu değil, Türkiye ve KKTC halkı da biraz olsun huzur bulacaktır.
***
Şampiyon Melekler bize şunu öğretti:
Adalet, bazen güvenle değil, dirençle ayakta kalır.
Ve bazen adaleti, adalete güvenmeyenler kurtarır.
Çünkü bu coğrafyada adalet, ancak peşinden koşanlar sayesinde hayatta kalabiliyor.
İSİAS davası, bir mahkeme dosyası değil; çok çok geniş kesimlerin vicdan sınavıdır.




