Hasan Hastürer

Hristodulidis’e niyet testi yapılsın…

Rum Yönetimi Başkanı Hristodulidis’e “yalan” testi yapılsın demedim. Niyet, testi yapılsın dedim.

Çünkü Hristodulidis’in geçmişten aldığı siyasi miras, çözümü engellemektir.

Hristodulidis’e, bir kez daha, “Elinizde imkan olsa, zaman tünelinde yolculuk yapıp, nereden devam etmek isterdiniz?” diye sorarım.

   Bir… 19 Temmuz 1974… Türkiye’nin askeri müdahalesinden bir gün önce… Hatırlatayım, Cumhurbaşkanı darbeci Nikos Samson’dur.

   İki… 14 Temmuz 1974… Rum – Yunan darbesinden bir gün önce. Yine hatırlatayım.. Kıbrıs Cumhuriyeti’nin anayasal yönetim yoktur. Kıbrıslı Türkler, Cumhuriyetten dışlanmıştır. Bir anlamda Kıbrıs Cumhuriyeti’nde Rum İşgali vardır.

   Üç… 20 Aralık 1963… 21 Aralık 1963’te Kıbrıslı Türklere başlatılan saldırıdan bir gün önce. Kıbrıs Cumhuriyeti’nin anayasal kimliğiyle var olmasına vardır ama Makarios, 13 maddelik anayasa değişiklik önerisiyle, Kıbrıs sorununun temelinde var olan ve de çözüme engel olan Rum zihniyetini resmen ortaya koymuştu.

Hristodulidis, bu üç tarihten hangisinin önüne tercih işareti koyar.

Bu üç soruluk paketin yanıtlanması pek çok yaklaşımın perde gerisini teşhir eder.

***

Kıbrıs sorunu, çözüm sağlanamamış en eski sorunlardan biridir. Çözümsüzlük Kıbrıs sorununun zorluğundan gelmiyor. Kıbrıs sorununda müzakere edilmemiş konu kalmamıştır. Çözüm yönünde irade buluşması olsun, Kıbrıs sorunu bir haftada çözülür.

   Kıbrıs sorununun çözümü çok basittir. Öncelikle bugünkü konumu nedeniyle Hristodulidis’e bir niyet testi uygulansın gerisi kolay.

***

   Kıbrıs sorununun müzakereler ve devamında referandumla çözüme ulaşacağı inancımı yitirdim. Geçtiğimiz günlerde bu bağlamda yazdığım yazılarımın arkasındayım.

Ancak, çıkar kesişmesi ya da ortak çıkarın, uzlaşıyı kolaylaştırdığı da genel geçer bir doğrudur.

***

Uzlaşı kültürü olmadan, uzlaşı beklemek, çok uzun süre beklemeyi göze almaktır.

Uzun süre beklerken, oluşan statüko, tarafların işbirliği alanlarını azaltırsa, uzlaşı daha da zorlaşır.

En genel anlamda siyaset, çoğu zaman yüksek sesle söylenen yalanların, alçak sesle fısıldanan gerçekleri bastırdığı bir alandır. İlke, ahlak, değer… Kürsülerde sıkça anılır; ama karar masasına gelindiğinde sandalyeyi çoğu zaman “çıkar” kapar.

   Ne var ki ÇIKAR sözcüğünü şeytanlaştırmak kolay, anlamak ise Kıbrıslı deyişiyle BİRACCIK zordur.. Oysa tarih bize şunu pek çok kez gösterdi: Çıkarların kesiştiği yerde uzlaşı mümkün hale gelir.

***

   Toplumlar, devletler, hatta bireyler arası ilişkilerde mutlak iyi, ya da mutlak kötü, yüzde yüz haklı, ya da yüzde yüz haksız yoktur.

   İlişki vardır, denge vardır, hesap vardır.

   “Ben haklıyım”, çoğu zaman “Benim çıkarım zedeleniyor”un süslü hâlidir. İşte tam bu noktada, çıkar kesişmesi devreye girer. Çünkü iki tarafın da kaybetmemek için masaya oturduğu yerde, siyasal söylemler, yerini matematiğe bırakır. Bir anlamda, duygular susar, rakamlar konuşur.

***

Uzlaşı dediğimiz, bir erdem masalı değildir. Taraflar birbirlerini ikna ettiği bir “ahlak” şöleni hiç değildir.

   Uzlaşı, tarafların “daha fazlasını kaybetmemek” için “bir miktarından vazgeçmeye” razı olmasıdır. Bu nedenle uzlaşı, romantik değil, realisttir.

***

Kıbrıs’ta uzlaşı kavramı genellikle “taviz”le karıştırılır.  “Bir taş vermeyiz” bu anlayışın söylem tarzıdır. Taviz vermek zayıflık, uzlaşmak yenilgi sayılır.

   Halbuki, siyasette asıl yenilgi, kimsenin kazanmadığı bir çatışmayı sürdürmektir. Asıl acizlik, herkesin kaybettiği bir inadı erdem, milli politika diye pazarlamaktır.

Uzlaşının düşmanı, ilkeler değil, ilkeleri kişisel ikballe karıştıranlardır.

***

Kıbrıs’ta, bölgede, dünyada yaşanan her siyasi tıkanmanın arkasında aynı gerçek yatar… Taraflar ya çıkarlarını yanlış tanımlar ya da karşı tarafın çıkarını yok sayar. Oysa karşı tarafın çıkarını yok saymak, kendi çıkarını da riske atmaktır. Çünkü yok sayılan çıkar, er veya geç krize dönüşür. Kriz ise herkese zarar verir.

***

Kıbrıs özelinde, Kıbrıslı Türkler ve Kıbrıslı Rumlar, ortak çıkar analizi yapıp, çıkar örtüşmesini, yönetebilir hâle geldiklerinde barışın anahtarını ele geçirmiş olacaklardır.

Ve unutmayalım: Uzlaşmak, belki herkesin kazandığı bir tablo yaratmaz, ama uzlaşmamak çoğu zaman herkesin kaybettiği bir enkaz bırakır. KKTC Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman’ın bunu, yaşam tarzı olarak bildiğine yürekten inanırım. Hristodulidis, maalesef bunun çok uzağındadır.

   Bir gün, birileri çıkar ve “Mademki siz anlaşamıyorsunuz, çekilin kenara biz Kıbrıs sorununu bitirelim” derse, en başta Hristodulidis gibi düşünen Rumların söz söyleme hakkı olmayacak.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu