Derviş Doğan

Yargı Süreci Siyasi Sorumluluk Meclis Başkanlığı

Sahte diploma davası ilerledikçe kamuoyunun önüne çıkan her yeni bulgu, yalnızca yargı sürecini değil, siyasetin ahlaki ve kurumsal sorumluluklarını da yeniden tartışmaya açıyor. Son olarak polis tarafından mahkemeye sunulan telefon kayıtlarında, Serdal Gündüz ile Ziya Öztürkler arasındaki görüşmelerin yanı sıra, zanlı konumunda bulunan ve davası devam eden UBP Girne eski Kadın Kolları Başkanı Fatma Ünal’ın da Serdal Gündüz ile irtibatına dair bulguların yer alması, meselenin ciddiyetini bir kez daha gözler önüne serdi.

Bu gelişmelerin ardından, adı dava dosyasında sıkça geçen KKTC Meclis Başkanı Ziya Öztürkler bir açıklama yaparak savunmaya geçti. Öztürkler, siyasete girmeden önceki görevi gereği birçok üniversiteyle temas halinde olduğunu, söz konusu görüşmelerin de bu çerçevede gerçekleştiğini ifade ediyor. Hukuka ve yargı sürecine güvendiğini vurgulayarak masum olduğunu dile getiriyor. Kuşkusuz bu ülkede herkes için geçerli olan temel ilke, masumiyet karinesidir ve mahkeme sonuçlanmadan kimse suçlu ilan edilemez.

Ancak burada tartışılması gereken konu yalnızca bireysel masumiyet meselesi değildir. Söz konusu olan, devam eden bir dava ve bu davada ismi geçen, üstelik devletin en üst yasama makamlarından birinin başında bulunan bir siyasetçidir. Meclis Başkanlığı gibi tarafsızlık, temsil ve kurumsal itibar gerektiren bir makamın, böylesi bir süreçte tartışmaların odağında kalması, hem yargıya olan güveni hem de Meclis’in saygınlığını zedeleme riski taşır.

Tam da bu nedenle, dava sonuçlanana kadar yapılması gereken en doğru ve en şeffaf adım, Sayın Öztürkler’in Meclis Başkanlığı görevinden geçici olarak ayrılmasıdır. Bu ister istifa yoluyla olsun, ister görevden alma mekanizmaları işletilerek gerçekleşsin; asıl amaç yargı sürecinin hiçbir gölge altında kalmadan işlemesini sağlamaktır. Akabinde dokunulmazlığın kaldırılarak, diğer herkesle eşit koşullarda davaya dahil edilmesi, hem hukukun üstünlüğü ilkesine hem de kamu vicdanına hizmet edecektir.

Aksi halde, görevde kalınarak sürdürülen bir savunma, Sayın Öztürkler’in aklanması ihtimalini dahi tartışmalı hale getirebilir. Çünkü adalet, yalnızca yerini bulmakla kalmamalı, aynı zamanda herkes tarafından açıkça görülmelidir. Bugün atılacak doğru bir adım, yarın hem kişisel itibarın hem de devlet kurumlarının onarılması için en güçlü zemin olacaktır.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu