Hasan Hastürer

Oynamak istemeyen, müziği suçlar. Cesaret eden ise, ritmi değiştirir…

Kıbrıs Rum Yönetimi Başkanı Hristodulidis, “meramını” Güney Kıbrıs’ta da anlatamıyor.

   Güney Kıbrıs’ta en objektif yayın yapan Cyprus Mail, yayınladığı bir değerlendirme yazısında, kendilerine göre Hristoduldis’in tutumunu, “Kıbrıs konusunda BM’yi baltalamak” olarak niteledi.

   BM Genel Sekreteri’nin Kişisel Özel Temsilcisi Maria Angela Halguin’in müzakerelerin yeniden başlamasından önce daha fazla hazırlığa ihtiyaç olunduğunu açıklamasından başlayarak Hristodulidis ve mikrofona yakın arkadaşları tarafından eleştirilmektedir.

   Hristodulidis’in “Görüşme istiyorum: Görüşmeye hazırım: Önümüzdeki görüşmeler başlasın ben hazırım” lafları artık itibar görmüyor. Bu durum Hritsodulidis’in dengesini bozdu.

***

Nikos Hristodulidis çözüm kelimesini niyet örtüsü olarak kullanıyor. Görüşelim… Konuşalım… Süreci diri tutalım… Peki sonuç? Orası sisli. Çünkü sonuç, Güney Kıbrıs’taki tutucu, fanatik hatta faşist unsurlara rağmen adım atmayı gerektirir.

   BM Genel Sekreteri’nin, Maria Angela Holguín aracılığıyla ortaya koyduğu yaklaşım tam da bu noktada rahatsızlık yaratıyor.

   Holguín’in görevi sadece nabız yoklamak değil; zemini yoklamak, niyeti tartmak. Lafın ötesine geçecek bir irade var mı, ona bakmak.

   Çünkü irade, mazeret sevmez. Bir de siyaset, korkuyla yapılmaz.

   Tufan Erhürman sorun yaratmıyor. Hristodulidis’in ayak sürüdüğünü görmeyen, duymayan, bilmeyen kalmadı.

***

Hristodulidis’in tutumu, oynamak istemeyen gelin hikâyesini hatırlatıyor. “Oyna” deniyor, “Yerim dar” diyor. Yer açılıyor bu kez “Elbisem dar.” Engel kalkıyor, yeni bir gerekçe bulunuyor. Bu tabloyu sadece Ankara ya da Kuzey Lefkoşa’dan okumak eksik olur. Asıl mesele, Güney Kıbrıs iç siyasetinin sınırları. Milliyetçi reflekslerin baskısı. “Çözüm” kelimesinin oy kaybettirebileceği korkusu.

***

   Öte yandan Erhürman’ın yeni bir lider profili olarak algılanması da Güney’de dikkatle izleniyor. Uzlaşı dili kullanan, teknik ayrıntıya hâkim, uluslararası zemini okuyabilen bir figür… Bu profil, statükoya yaslanmış ezberi rahatsız eder. Çünkü karşısında bağıran değil, anlatan bir lider varsa, kaçış alanı daralır.

***

Hristodulidis açısından mesele sadece müzakere başlığı değil, denge meselesidir. İç politikada milliyetçi tabanı kaybetmeden, dış politikada “çözüm isteyen lider” görüntüsünü koruma çabası… İnce bir ipte yürümek gibi. Fakat ip üzerinde sonsuza kadar kalınmaz. Bir noktada adım atmak gerekir.

   BM’nin son dönemdeki tavrı da alışılmış “bekle-gör” çizgisinden farklı. “Taraflar isterse olur” kolaycılığı yerine, “Taraflar ne istiyor?” sorusuna daha net cevap arayan bir yaklaşım var. Holguín’in temasları bu yüzden önemli. Diplomasi bazen sessiz yürür ama sonuçta yön tayin eder.

***

Kıbrıs sorunu artık sadece toprak, mülkiyet, güvenlik başlıklarından ibaret değil.

Güven meselesidir. Samimiyet meselesidir. Karşı tarafın niyetine inanma meselesidir.

Eğer bir lider sürekli alan darlığından şikâyet ediyorsa, belki de sorun alanın kendisi değil; hareket etmek istemeyiştir.

***

Görüşme istemek kolaydır. Süreç devam etsin, dünya bizi masada görsün…

   Ama çözüm istemek başka bir şeydir. Çözüm, konfor alanını terk etmeyi gerektirir. İçeride eleştirilmeyi göze almayı gerektirir. “Ben denedim” demek değil, gerçekten denemek gerekir.

   Bugün gelinen noktada sorulması gereken soru şudur: Hristodulidis gerçekten çözüm mü arıyor, yoksa çözümsüzlüğü yöneten bir diplomasi mi yürütüyor?

   Erhürman’ın yükselen profili, BM’nin daha net bir irade arayışı ve uluslararası konjonktürün değişen dengeleri… Tüm bunlar Güney’de bir tedirginlik yaratıyorsa, demek ki statüko konforu sarsılıyor.

                                                                                        ***

Kıbrıs’ta artık kimseye “yer dar” bahanesi inandırıcı gelmiyor. Alan açılıyor, zemin hazırlanıyor, uluslararası destek masada… O zaman mesele mekân değil, niyet.

Ve Kıbrıs sorunu bir kez daha şunu gösteriyor: Oynamak istemeyen, müziği suçlar. Cesaret eden ise ritmi değiştirir.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu