Hücresinde ölümü bekleyen bir doktor…

Pazar günü “vicdanıma” büyük bir iyilik yaptım…
“Uluslararası Af Örgütü İngiltere”nin yürüttüğü “dilekçe” kampanyasına katıldım…
Bakalım; “Filistinli Dr. Hüssam Abu Safa’yı derhal serbest bırakın” diyen 16 bin mail, bir işe yarayacak mı?
İsrail; bugüne kadar hiçbir “uluslararası kamuoyu” tepkisine kulak asmadı, hiçbir uyarıyı dikkate almadı…
Gene de “insan olan” çabasından vazgeçmiyor, kendi çapında öfkesini dile getiriyor, isyanını duyurmaya çalışıyor…
Ne yazıktır ki, Kıbrıs’ın kuzeyinde yaşayan “toplum” da, atama ile gelen “idare” de, Filistin konusunda sınıfta kaldı…
Doğru dürüst bir yürüyüş ya da miting bile yapmadı, yapamadı…
Oysa; güneydeki “Hristiyanlar” bizden daha çok “dünyalı” gibi davranarak seslerini yükselttiler…
Hristodulitis’in “dostu” Netenyahu’ya ve Gazze’deki soykırıma karşı tepkilerini, kalabalık mitinglerle dile getirdiler…
Dünya, gözleyebildiğim kadarıyla geç de olsa, Filistin konusunda büyük bir farkındalık ve “uyanış” içindedir…
Geçtiğimiz günlerde, nihayet BM’nin “Bağımsız Uluslararası Soruşturma Komisyonu Raporu” yayımlandı.
Sahada, gözlemlere dayanan bulgularla, tanıkların ve yaşayanların ifadeleri ve resmi raporlarla “soykırım” belgelendi…
Ama en önemlisi; Netenyahu ve İsrail’in işlediği “savaş suçları” bircik bircik ortaya döküldü…
Raporun en “çarpıcı” bölümü; Filistinli çocukların nasıl “gaddarca” ve “hunharca” ortadan kaldırıldıklarına ilişkin anlatılanlardır…
Gazze’de en az 20,179 çocuğun öldürüldüğü ve 44,143 çocuğun yaralandığı bu raporda kayıt altına alındı.
Filistinli çocukların katlediliş öykülerini rapordan “okuyabilmek” ve buna katlanabilmek, inanın mümkün değil…
Bunu ekranda anlatan uzmanlar gözyaşlarına boğuldu, sözcükler boğazlarında düğümlendi…
Gazze’deki yüzlerce okul ve 40’a yakın hastane, İsrail’in işgalci ordusu tarafından yıkıldı, kullanılamaz hale getirildi…
Ancak Gazze’nin kuzeyinde yer alan “Kamal Adwan” çocuk hastanesinin öyküsü, yürekleri bir başka dağlıyor…
İsrail ordusu, bu hastaneyi ve tüm hastaneleri Ekim 23’ten beridir, sürekli bombalıyor…
Kamal Adwan hastanesinde çoğu zaman elektrik yoktu, sıhhi malzeme yoktu, ameliyatlar “canlı canlı” yapılıyor ve İsrail ordusunun kolsuz bacaksız bıraktığı çocukların yardımına koşuluyordu.
Hastanenin başında bulunan Dr. Hüssam Abu Safia, her türlü imkânsızlığa karşın, ekibi ile harikalar yaratıyordu…
Dr. Hüssam, hastaneye bombalar yağarken, El Cezire televizyonuna bağlanıyor ve ağlayarak hasta çocukların nasıl da yitip gittiğini anlatıyordu…
25 Ekim 2024’te, hastaneye yönelik insansız hava aracı (dron) saldırısında oğlu İbrahim, gözleri önünde öldürüldü…
Onu kucağına aldı, hastanenin bir köşesinde acil olarak bir mezar kazıp gömdü ve tekrar işinin başına döndü…
Hatta cenaze namazını kılacak bir hoca bulamayınca cemaatın başına geçti ve oğlunun cenaze namazını kıldırdı…
Kasım 2024’te bir başka drone saldırısında kendisi de yaralandı…
24 Aralık 2024 günü, İsrail ordusu (IDF) hastaneyi kuşattı, binayı yaktı ve tüm hastalarla sağlık personelinin binayı terk etmesini istedi…
Dr. Hüssam, tek başına, beyaz önlüğüyle hastanenin yıkıntıları arasından, işgalci İsrail’in tanklarına doğru yürüyerek İsrailli askerlerle görüşmeye çalıştı.
Tüm bunlar, her türlü engellemelere karşın an ve an dünya medyasına yansıdı…
Yıkıntılar arasında, tanklara doğru yürüyen beyaz önlüklü kahraman doktorun fotoğrafı bugünlerde Gazze direnişinin sembolü oldu…
İşte o gün, İsrail askerleri, 240 sağlık personeli ve hastalar ile birlikte Dr. Hüssam’ı da gözaltına aldılar…
Dr. Hüssam ve arkadaşları, herhangi bir suçlama veya yargılama olmaksızın 560 günden beridir gözaltında tutuluyor.
Geçtiğimiz günlerde avukatı onunla görüşmeye gitti…
“Kendisini tanıyamadım” dedi…
40 kilo vermişti Dr. Hüssam…
Ağır fiziksel ve psikolojik istismar altındaydı…
Yüzünde ve vücudunda yara izleri vardı…
Her gün dayak yiyor, ilaçlarını alması engelleniyordu…
Konuşamıyor ve nefes alamıyordu…
Avukatına “Beni buraya öldürmek için koydular. Ben artık yokum” diyebilmiş yalnızca…
İsrail Yüksek Mahkemesi; 16 Haziran’da hiçbir suç isnadı olmadan, iddianamesi dahi hazırlanmadan Dr. Hüssam’ın “tutukluluğunun devamına” karar verdi…
Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi, Abu Safiya’nın uluslararası hukuka göre keyfi olarak gözaltına alındığını belirterek, İsrail yetkililerine derhal ve koşulsuz olarak serbest bırakılması çağrısında bulundu.
Dr. Hüssam için bugünlerde dünyanın her yanında gösteriler yapılıyor.
BM İnsan Hakları Ofisi, BM Bağımsız Soruşturma Komisyonu, acilen serbest bırakılmasını istedi. Amnesty International (Uluslararası af Örgütü) küresel “Urgent Action” kampanyası başlattı.
“Physicians for Human Rights Israel” ve çok sayıda uluslararası tıp örgütü de sağlık durumu nedeniyle Dr. Hüssam’ın derhal serbest bırakılması çağrısında bulundu.
Özellikle İngiltere’de, İsveç’te, ABD, Kanada, Fransa, Almanya, İrlanda, Belçika ve İspanya’da Filistin’le dayanışma ağları ve sağlık çalışanı örgütleri tarafından imza kampanyaları, basın açıklamaları ve yerel protestolar düzenleniyor.
Bakalım; dünya ve insanlık, yeterli sağlık hizmetine erişimi engellenen, tek kişilik hücrede (tecrit altında) ölümü bekleyen Dr. Hüssam’ı kurtarabilecek mi?




