Alper EliçinYazarlar

Yapay Zeka ABD için Yeni Bir Hegemonya Olanağı mı Sağlayacak?

 

Bugün sizlere son haftalarda ABD’de ve Avrupa’da çok tartışılan ama Türkiye’de gündeme bile gelmeyen bir konuya değinmek istiyorum.

Konu yapay zeka (YZ) ile ilgili. Bildiğiniz gibi YZ önümüzdeki dönemde yaşamımızın önemli bir parçası olacak. Bu konuda ABD ve Çin müthiş bir rekabet içerisinde. Gelişmeleri yakından takip edenlerin söylediğine göre YZ’da öncü olabilmek için dört ayrı konuda başarılı olmak gerekiyor; devasa veri depolama ve işleme merkezleri için yeterli enerjiyi uygun fiyattan üretmek, ileri yonga tasarım ve üretim teknolojilerinde hakimiyet, gelişmiş iletişim ve enerji dağıtım altyapılarına sahip olmak ve YZ’dan en yüksek oranda yararlanabilmek için modeller ve uygulamalar geliştirmek. Yine konunun uzmanlarının anlattığına göre, YZ’yı en altta enerji üretimi, en üste uygulamalar olan bir yapı olarak düşünürsek, bir ülke yapının ne kadar üst kesimine yakın konularda gelişme gösterilebilirse elde edeceği katma değer, dolayısıyla refah, o kadar yüksek olacak. Tabii en iyisi tüm katmanlarda başarılı olmak.

Çin yeterli ve uygun fiyata enerji üretiminde en başarılı ülke. Nükleer santraller, büyüklü küçüklü hidroelektrik santralleri ile baz enerji sorununu çözmüş durumda. Şu anda baz enerji üretimi konusunda ana derdi, kömüre dayalı tesislerin toplam üretimdeki payını düşürmek. ABD’deki Trump yönetiminin tersine, yenilenebilir enerjiye ve bu enerjinin baz enerjiye dönüştürülmesi ve dağıtım şirketindeki salınımları dengelemek için gerekli görülen batarya konusundaki araştırmalara ve yatırımlara büyük önem veriyor.

ABD’de ise, inşa edilmekte olan veri depolama ve işleme merkezleri devreye girdikçe, enerji üretimi ve naklinde sorunlar ortaya çıkması bekleniyor. Bu durumun enerji fiyatlarını olağanüstü boyutta yükseltmesi, hane halkı ve şirket bütçelerine ciddi yükler bindirmesinden endişe ediliyor.  Ayrıca, üretilen elektriğin iletiminde de ciddi sorunların ortaya çıkması ve ülkede uzun süreli elektrik kesintilerinin günlük hayatı felç etmesinden korkuluyor. Bunu nedeni, ABD’de uzun yıllardır enterkonnekte şebekesine yeterli yatırım yapılmamış olması.

Çin ise iletişim hatlarına büyük yatırımlar yapmış. Çin gezisinden yeni dönen, ekonomi konusunda doktorası olan Amerikalı bir arkadaşım, bana seyahati esnasında çektiği fotoğrafları gösterirken, her yerde elektrik hatlarının olmasının dikkatini çektiğini söyledi. Nitekim uzun karayolu yolculuklarında çektiği fotoğrafların hemen hemen tümünde yüksek gerilim hatları göze çarpıyordu. Bu bağlamda Çin’in kendi geliştirdiği 800 kV doğru akım enerji iletişim hatlarıyla güneş enerjisinin yoğun olarak üretildiği, başta Doğu Türkistan gibi batı eyaletlerinden binlerce kilometre uzaktaki, tüketimin yoğun olduğu doğu eyaletlerine çok az kayıpla enerji ilettiğini vurgulamakta yarar var. Bu altyapı YZ konusunda da kendisine büyük avantaj sağlamakta. ABD’nin elektrik dağıtım şebekesi ise Çin’in yakınından bile geçebilecek durumda değil.

ABD tüm bu altyapı kifayetsizliklerine rağmen, YZ’da gereksinim duyulan yongaların tasarımında açık ara lider konumunda. Bu işin öncüsü de NVDIA firması. Bilim ve girişimcilikte Çin ile kıyaslanmayacak kadar özgür bir toplum olan ABD, bu sayede yaratıcılığı en üst düzeye çıkarmış. Ayrıca dünyanın pek çok yerinden bilim insanları ve girişimciler de bu ülkeye akmış. Ancak, bu yongaların en gelişmiş olanlarının Tayvan’da üretildiğini, bu üretimin de sadece Hollanda’da imal edilen dev fotolitografi makinaları sayesinde gerçekleştiğini de unutmayalım.

ABD’nin çok ileride olduğu bir diğer konu ise, büyük hacimli veri depolama ve işleme merkezlerindeki hakimiyeti. İnşa edilmekte olan tek bir merkezin bile yatırım tutarının 500 milyar dolar civarında olması bekleniyor. Bunun nedeni regülasyonların az olması ve finans sektörünün derinliği. En gelişmiş yongalarla donatılacak bu tesislerde YZ modellerinin daha gelişmişleri hızla hayata geçirilebilecek.

YZ konusunda bir üst aşama, yukarıda bahsedilen girdilerden yararlanarak üretilen Büyük Dil Modelleri (LLM-Large Language Model). LLM’ler yukarıda değinilen büyük veri depolama ve işleme merkezlerinde trilyonlarca kelime ile ‘eğitilirler’. Bu sayede soruları yanıtlayabilirler, metin yazabilirler veya özetleyebilirler, çeviri yapabilirler, bilgisayar kodu yazabilir, belgeleri analiz edebilirler. Batı dünyasında en bilinen LLM’ler, ChatGPT, Claude, Gemini, Llama ve Mistral. Bir Fransız ürünü olan Mistral dışındaki tüm LLM’ler ABD’de geliştirilmiş. Çin’de ise DeepSeek, Qwen, ERNIE gibi ABD’de geliştirilen modelleri yetenekleri açısından birkaç ay geriden takip eden modeller sayılabilir. Ambargolar nedeniyle elinde en gelişmiş yongalar olmamasına rağmen, Çin bu konuda da ABD’yi yakından takip etmekte. Çin LLM’lerinin en büyük özelliği ise bilgi üretiminde birim maliyetlerin ABD’de geliştirilen modellere göre çok daha düşük olması.

LLM’leri kullanarak uygulamalar üretmek ise kamu ve özel sektör kurumların çoğunun yapabileceği bir iş. Bu konuda üniversiteler ve bilimsel araştırma kurumlarından da destek almak olası. Bu sayede verimliliği artırmak, daha önce yapılamayan işlerde başarılı olmak söz konusu olunabiliyor.

Türkiye için birkaç örnek vermek gerekirse, bu uygulamalar hastanelerde ve/veya SGK’da hastaların geçmiş kayıtlarını inceleyerek doktorlara destek hizmeti sunabilir, taburcu epikrizi hazırlayabilir, laboratuvar sonuçlarını karşılaştırabilir, son bilimsel çalışmaları tarayıp özetleyebilirler.

Aynı şekilde bakanlıklar veya büyük kamu kuruluşlarında tüm mevzuata hakim hukuk asistanları olarak görev yapabilirler, resmi yazışma taslakları oluşturabilir, ihale dokümanlarını inceleyebilir, cumhurbaşkanı ve/veya bakanlara günlük gelişmeleri rapor eden brifing notları oluşturabilirler. Silahlı kuvvetler de, son ABD/İsrail-İran savaşında izlediğimiz gibi, başta hedef belirlemek üzere pek çok konuda bu uygulamalardan yararlanabilir.

Tabii tüm bu işlerin YZ tarafından yapılabilmesi için her konuda sağlıklı ve detaylı veri tabanları, belge yönetim sistemleri, iş süreçleri hakkında bilgi olması gerekir. İngiltere’nin NHS isimli sağlık altyapısının oluşturduğu devasa sağlık verisi seti, sadece bu ülke için değil, tüm dünyadaki sağlığa yönelik LLM ağırlıklı çalışmalara büyük katkı sağlamakta.

Son zamanlarda bir de Yapay Süper Zeka (ASI-Artificial Superintelligence) kavramı tartışılmakta. Yani herhangi bir LLM’in kod yazma kapasitesini geliştirerek artık bir insana gerek kalmaksızın kendi kendini yenilemesi… Böyle bir durumda YZ insanların denetiminden çıkabilecek, insanlığı yönetmesi söz konusu olabilecek diye büyük bir endişe var. ABD ve Çin’in peşinde koştuğu ASI modellerinin ortaya çıkaracağı riskler konusunda pek çok felsefi görüş ortaya atılmakta. Hatta bu konuda en fazla uyarı da bizzat LLM geliştiren kurumlardan gelmekte, devletlerin LLM geliştirme konusunda rekabet ederken bazı temel güvenlik endişelerini giderecek tedbirler de alması istenmekte. Bu bağlamda geçmişte nükleer silahların kontrolüne yönelik imzalanmış anlaşmalar örnek gösterilmekte.

Günümüzde kullanılmakta olan LLM’lerin bile, bazı ülkelere, hatta terör gruplarına biyolojik/kimyasal silahlar üretmek için katkıda bulunması olası.  Ayrıca kullanılmakta olan yazılımların boşluklarının bulunması, bankacılıktan sağlığa, savunmadan enerji altyapısına kadar, pek çok konuda zararlara neden olunması mümkün.

Öte yandan ABD’nin, genelde YZ, özelde LLM geliştirmede sahip olduğu büyük üstünlük, kendisine yeni bir hegemonik güç sağlamakta. Nitekim Trump yönetimi, Claude’un da geliştiricisi olan Antrophic’in en yeni LMM’leri olan Fable ve Mythos’un ABD vatandaşı olmayan tüm kişi ve kurumlara erişimini yasaklamak için 12 Haziran’da bir kararname yayınladı. Bu kararname tüm Batı ülkelerinde tam bir şok etkisi yarattı.

Neyse ki, Antrophic’te çalışan ve söz konusu modelleri geliştiren uzmanların hemen hemen yarısı yabancı ülke vatandaşları olduğundan, bu kararın uzun süre yürürlükte kalması pratikte olası değil. Ancak yine de bu kararname Batı dünyasında alarm zillerinin çalmasına neden oldu. ABD artık istediği zaman kendi geliştirdiği YZ sistemlerinin kullanımını engelleyebilecek yeni bir olağanüstü güce sahip olduğunu göstermişti. Tıpkı bir uyuşturucu bağımlısı gibi YZ’yı kullanmaya başlamış olan müttefikler, Trump ve benzeri düşünce yapısındaki ABD başkanları tarafından ekonomik, sosyal ve askeri açıdan tamamen felç edilebilecek, tahakküm altına alınabilecekti. Yani bugün size F-35 vermeyen ABD yönetimi, yarın tüm askeri güçlerinizi atıl hale getirebilecek, elektrik ve suyunuzu kesebilecek, sağlık sisteminizi, finansal altyapınızı, ulaşım sistemlerinizi felç edebilecek bir güce ulaşmak üzere. Zaten Trump sayesinde güvenilmez bir müttefik konumuna düşmüş olan ABD’ye karşı, Batı dünyası şimdi bu tehlikeye karşı ne yapabileceğini düşünüyor, tartışıyor. Tayvan, TSML’nin elinde tuttuğu gelişmiş yonga üretim teknolojisiyle, Avrupa ise Hollanda’nın ASML firmasının hassas ve lojistik zinciri karmaşık yonga üretiminde kullanılan fotolitografi ekipmanları ile, ABD karşısında bir pazarlık pozisyonu oluşturabilecek durumda olduklarını düşünüyorlar. Ayrıca, gerekli güvenlik tedbirleri alındıktan sonra YZ’nın sağlayacağı teknolojik olanakların yaygınlaştırılmasının ABD için de büyük kazanç sağlayacağını Washigton yönetimine anlatmaya çalışacaklar.

Gelecekte savaşlar sadece askeri güçlerle olmayacak. Ekonomik ve teknolojik güç de her geçen gün daha önem kazanacak. Türkiye bu yeni döneme hazır değil. İktidar kavgaları, azınlık tahakkümünü devam ettirme çabalarıyla çırpınıp durmaktayız. Bir an evvel başımızı kaldırıp dünyada neler oluyor bakmalıyız.

 

 

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu