Kıbrıs

Başbakan Üstel: “Güney Kıbrıs’taki üslerin ve askeri faaliyetlerin savaşın parçası haline gelmemesi için Rum kamuoyunu liderliğine sağduyu çağrısı yapmaya davet ediyorum”

Lefkoşa, 1 Mart 26 (TAK): Başbakan Ünal Üstel, Güney Kıbrıs’taki üslerin ve askeri faaliyetlerin savaşın parçası haline gelmemesi için Rum kamuoyunu kendi liderliğine sağduyu çağrısı yapmaya davet etti.

İngiltere’nin Kıbrıs’ın garantörlerinden biri olduğunu, bu sıfatın, yalnızca tarihsel bir statü değil, aynı zamanda ciddi bir sorumluluk olduğunu söyleyen Başbakan Üstel, “Kıbrıs adasını bir savaşın parçası haline getirebilecek her türlü askeri ve siyasi tasarruftan kaçınmak, onun garantörlüğünün de temel gereğidir.” dedi.

Başbakan Üstel, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin adanın tamamının sahibi gibi hareket etmesi, Kıbrıs Türk halkının iradesini ve egemen eşitliğini yok sayarak aldığı kararların, yalnızca siyasi gerilimi değil, güvenlik risklerini de artırdığını vurgulayarak, bunun iki halk arasındaki güveni de erozyona uğrattığını söyledi.

Kıbrıs Türklerini yok sayarak tüm karar mekanizmalarını tek taraflı biçimde işletmek ve Kıbrıs Türk tarafının görüşünü almaksızın uluslararası askeri ve stratejik angajmanlara girmenin iki devleti de ve halkı da risk altına soktuğunu vurgulayan Başbakan Üstel, “Bu yaklaşım sürdürülebilir değildir. İki devletli çözüm yaklaşımının işte bu noktada ne denli gerçekçi bir yaklaşım olduğu daha net şekilde görülmektedir. Bir kez daha silahların susmasını, can kayıplarının durmasını ve diplomasinin konuşmasını arzu ettiğimizi, uluslararası hukuk ve barışın yanında olduğumuzu ifade ediyoruz.” dedi.

Başbakan Ünal Üstel yaptığı yazılı açıklamada, İngiltere Savunma Bakanı John Healey’in Kıbrıs istikametine füze atıldığını söylemesi ve ardından Rum Yönetimi’nin bu konuda yaptığı açıklamaları değerlendirdi.

-“Kıbrıs adası, Türkiye’nin etkin ve fiili garantörlüğünün sağladığı güven ortamında yıllardır barış ve istikrarını korumuştur”

Başbakan Üstel açıklamasında şunları kaydetti:

“İngiltere Savunma Bakanı John Healey’in yaptığı açıklamada, İran tarafından RAF Akrotiri istikametine iki füze fırlatıldığının ve bu füzelerin etkisiz hale getirildiğini söylemesi, Doğu Akdeniz’de güvenlik dengelerinin ne kadar kırılgan olduğunu açık biçimde ortaya koymuştur.

Her ne kadar Rum kaynaklar bu gelişmeyi yalanlasalar dahi, bu olasılığın ortada duruyor olması adada yaşayan tüm insanları tedirgin etmiştir.

Bu gelişmeler, Rum Yönetimi’nin son dönemde izlediği hatalı stratejiler sonucunda Kıbrıs adasının hiç arzu etmediğimiz bir gerilimin doğrudan etki alanına çekildiğini göstermektedir.

Altını açık ve net biçimde çiziyorum; Kıbrıs adası, Türkiye’nin etkin ve fiili garantörlüğünün sağladığı güven ortamında yıllardır barış ve istikrarını korumuştur.

Ancak Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin büyük güç rekabetleri içinde rol çalma yaklaşımı, NATO hayali ile attığı boyunu aşan adımlar, askeri angajmanları ve üs politikaları hem adanın güneyini hem de Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni bölgesel çatışmaların bir parçası haline getirme potansiyeli taşımaktadır.”

-“Rum Lider Hristodulidis, dış politikada hayallerle değil sağduyuyla hareket etmelidir”

Başbakan Üstel, hiçbir üs, hiçbir askeri hesap ve hiçbir küresel stratejinin bu adada yaşayan insanların güvenliğinden ve geleceğinden daha kıymetli olmadığını vurgulayarak, “Rum liderliği, özellikle Sayın Nikos Hristodulidis, dış politikada hayallerle değil sağduyuyla hareket etmelidir. Devlet yönetimi fanatizmle değil akılla yapılır. Diplomasi bir gösteri alanı değil, sorumluluk alanıdır.” dedi.

-“Kıbrıs’ı büyük güçlerin satranç tahtasına dönüştürmek KKTC ve Türk halkı kadar, Rum halkı için de ciddi bir güvenlik tehdidi”

Kıbrıs’ı büyük güçlerin satranç tahtasına dönüştürmenin Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ve Türk halkı kadar, Rum halkı için de ciddi bir güvenlik tehdidi olduğuna dikkati çeken Başbakan Ünal Üstel, açıklamasında şunları kaydetti:

“Bugün yaşanan füze hadisesi şunu açıkça göstermektedir; Güney’de savaşın parçası haline gelen yabancı askeri unsurlar ve üsler hedef olabilmektedir. Bu durum, küçük ama stratejik olarak hassas bir adayı doğrudan risk alanına sokmaktadır.

İngiltere de bu adanın garantörlerinden biridir. Bu sıfat, yalnızca tarihsel bir statü değil, aynı zamanda ciddi bir sorumluluktur. Kıbrıs adasını bir savaşın parçası haline getirebilecek her türlü askeri ve siyasi tasarruftan kaçınmak, onun garantörlüğünün de temel gereğidir.

Güney’deki üslerin ve askeri faaliyetlerin bu savaşın parçası haline gelmemesi için Rum kamuoyunu da kendi liderliğine sağduyu çağrısı yapmaya davet ediyorum.

Öte yandan yaşanan bu gelişmeler, adanın tek taraflı yönetim anlayışıyla sürdürülemeyeceğini bir kez daha ortaya koymaktadır.

Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin adanın tamamının sahibi gibi hareket etmesi, Kıbrıs Türk halkının iradesini ve egemen eşitliğini yok sayarak aldığı kararlar, yalnızca siyasi gerilimi değil, güvenlik risklerini artırmakta ve iki halk arasındaki güveni de erozyona uğratmaktadır.

Kıbrıs Türklerini yok sayarak tüm karar mekanizmalarını tek taraflı biçimde işletmek ve Kıbrıs Türk tarafının görüşünü almaksızın uluslararası askeri ve stratejik angajmanlara girmek, iki devleti de ve halkı da risk altına sokmaktadır.

Bu yaklaşım sürdürülebilir değildir. İki devletli çözüm yaklaşımının işte bu noktada ne denli gerçekçi bir yaklaşım olduğu daha net şekilde görülmektedir.

Bir kez daha silahların susmasını, can kayıplarının durmasını ve diplomasinin konuşmasını arzu ettiğimizi, uluslararası hukuk ve barışın yanında olduğumuzu ifade ediyoruz.”

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu