Egemenlik Lafta Olmaz

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin ayrı ve bağımsız bir devlet olduğu iddiasını yıllardır her platformda savunacaksınız… Uluslararası toplantılarda, açıklamalarda, kürsülerde “KKTC egemen bir devlettir” diyeceksiniz… Ancak sıra bu devletin kendi iradesine, kendi karar mekanizmalarına ve kendi siyasi aktörlerine saygı göstermeye geldiğinde farklı bir tablo ortaya koyacaksınız.
Bu anlayışın artık sorgulanması gerekiyor.
Bir devletin varlığını savunmak sadece slogan atmakla, siyasi deklarasyon yapmakla olmaz. Eğer gerçekten KKTC’nin ayrı bir devlet olduğuna inanıyorsanız, o devletin kurumlarına, halkının tercihine ve kendi siyaset alanına da aynı ölçüde saygı göstermek zorundasınız.
Bir taraftan “KKTC bağımsızdır, kendi kararlarını alır” diyeceksiniz; diğer taraftan Türkiye’de siyaset yapan bazı isimler çıkıp “KKTC’nin adı bu olmalıydı, şu olmalıydı şeklinde açıklamalar yapacak. İşte burada ciddi bir çelişki ortaya çıkıyor.
Çünkü egemenlik, sadece bir bayrak ve bir isim meselesi değildir. Egemenlik; karar alma hakkıdır, kendi geleceği hakkında söz sahibi olmaktır, halkın iradesinin esas alınmasıdır.
Elbette Türkiye ile KKTC arasında tarihi, kültürel ve siyasi bağlar vardır. Bu bağlar inkâr edilemez. Türkiye’nin Kıbrıs Türk halkı için taşıdığı önemin de herkes farkındadır. Ancak güçlü bir ilişki ile sürekli müdahale algısı oluşturan söylemler arasında ince bir çizgi vardır.
KKTC’nin gerçekten güçlü olması isteniyorsa, yapılması gereken şey kendi kurumlarını daha saygın hale getirmek, demokrasisini güçlendirmek ve halkının siyasi iradesine güvenmektir.
Çünkü dünyaya “Biz ayrı bir devletiz” mesajı verirken içeride “Ama kararları başkaları belirlesin” görüntüsü vermek, savunulan tezle çelişir.
Bir devleti savunmak, o devletin varlığına uygun davranmayı da gerektirir.
Bugün herkesin kendisine sorması gereken soru şudur:
KKTC gerçekten kendi ayakları üzerinde duran egemen bir yapı olarak mı görülüyor, yoksa sadece ihtiyaç duyulduğunda kullanılan siyasi bir söylem olarak mı?
Bu soruya verilecek cevap, gelecekte Kıbrıs Türk toplumunun dünyadaki yerini de belirleyecektir.
Egemenlik iddiası büyük bir sorumluluktur. Eğer “ayrı devlet” diyorsak, o devletin halkının iradesine, kurumlarına ve siyasi tercihine de saygı duymayı öğrenmek gerekiyor.
Aksi halde savunulan şey bir devlet anlayışı değil, sadece bir söylem olarak kalır.

