Hasan Hastürer

5 yılda köprülerin altından çok sular aktı…

Dünya, hızlı bir değişim yaşıyor.

   Ülkelerin gelişmişlik düzeyi ne olursa olsun, yeni nesillerle eski nesillerin farkı mutlaka vardır.

   Kuyunun dibinden çıkıp, dünyanın gerçeklerini görme fırsatı olmasa da, bilişim çağında gerçekler olduğunuz yere geliyor.

   Adaylar belirlenip, sandık kurulacak ve oyları kullanacak seçmenler olacaksa, o seçmeni tanımak, o seçmen kitlesinin benimseyeceği içerikte politikalar üretmek, kampanyalar yapmak başarı için koşuldur.

   Elbette geçmiş seçimlerden çıkarılacak dersler eksik değildir. Ancak unutmamak gerekir akıp giden zamanla birlikte köprülerin altından da çok sular geçer.

***

Kamuoyu yoklamalarına güvenmek istiyorum.

   Ismarlama olsa bile, kamuoyu yoklamaları, seçmen kitlesini yansıtacak kesimlerle, ciddi olarak yapılırsa, sağlıklı sonuç elde edilir. Bizde sağlıklı ve doğru bilgi bilinse de ısmarlama anketlerde, kamuoyuna gerçek sonuç verilmez. Hatta, kamu oyunu yaptıranlar sonucu kabullenecek olgunlukta değilse, doğru onlara da söylenmez.

Böylesi ortamlarda, objektif kişisel gözlemler ve de nabız tutmalar, kamuoyu yoklamalarından çok daha sağlıklı sonuç verir.

***

   Düğün, cenaze, sergi açılımı gibi değişik toplum kesimlerinin buluştuğu ortamlarda siyasilere gösterilen ilgi önemli veri kaynağıdır.

   Siyasi kişi, el sıkma, iletişim için orada bulunanlara mı yürüyor yoksa, insanlar o siyasiye mi yürüyor?

   Siyasi, bir yerde durduğu zaman, etrafında ne kadar insan toplanıyor?

   Yolda sokakta yürürken, kaç kişi, evinden iş yerinden çıkıp sesleniyor?

   Kırmızı ışıkta aracı durduğu zaman iletişim yoğunluğu nedir?

   Bu örnekleri çoğaltmak mümkündür. Sonuçla ilgili tahmin yürütmek isteyenler, anket sonucunu merak etmeden, en sağlıklı anketi, kamuoyu yoklamasını yapabilir.

***

Başka?

   Değişik profilden insanlarla, yaptığı işle bağlantılı iletişimi olanlarla, seçim dahil, özellikle ekonomik, sosyal, siyasal konularda yapacağınız kısa bir sohbet, veri havuzunuzu zenginleştirir.

Örneğin kuaförler?

Şansınız yaver gider ve KKTC vatandaşı ya da Kıbrıslı Türklerin çalıştığı akaryakıt istasyonlarında ortam nabzı tutmaya uygundur.

Ve elbette eski tanımlamalarla meyhaneciler…

   Kapı kapı gezip, yüzlerce ya da binlerce insanla konuşmadan da seçimlerle ilgili kanaat oluşturmak mümkündür.

***

   Hangi aday ya da adayların kazanma şansının ne kadar olduğunu öğrenmek kadar, seçimde hangi konudaki tavırların seçmenin ilgisi çekeceği ya da çektiği da çok önemlidir.

   Kuzey Kıbrıs özelinde örneğin, Kıbrıs sorunu mu, Türkiye ile ilişkiler mi, ya da adayların kişisel duruş ve kapasiteleri mi?

   Bu sorunun yanıtı bilinmeden sürdürülecek kampanyanın başarılı olması imkan ve ihtimal dışıdır.

***

Her gün yazı yazan, haftada üç gün KIBRIS TV’de kendi programımda konuklarımla konuşan ve başka programlara da konuk olan biri olarak, sadece seçim zamanı değil, her zaman toplumun, sokağın nabzını tutmaya çalışırım. Genelde de neredeyse sıfır yanılgıyla öngörüde bulunmama yarayacak sonuçlar elde ediyorum.

Şu an için izlenimlerim ne?

   Bugün için edindiğim izlenimlere göre, seçmen karar verirken adayın kişisel kapasitesi ve duruşuna ilk sırada önem veriyor. At başı, yakınlıkta, az farklı ikinci sırada Türkiye ile ilişkiler var. Kıbrıs sorunu, ciddi bir farklılıkla üçüncü sırada. Bu sıralamanın neden böyle olduğuna yönelik görüşümü bir başka yazımda sizlerle paylaşacağım.

Oldukça ilginç bir başka izlenimim…

   Siyaseti yakından izleyen kesimde özellikle öne çıkan iki adaydan hangisine oy verme konusunda karar vermiş bir durum var?

Bunu en son Genç İş İnsanları Derneği Başkanı Yusuf Tekinay’a da sordum. GİAD çevresinde oy istikametini belirleyenlerin çok olduğunu söyledi.

Bugünlük bu kadar…

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu