Kıbrıs sorunu bizde de en az bilgiyle, en çok konuşulandır…

1960 öncesi…
1960 – 1963 arası…
1963 – 1968 arası…
1968- 1974 arası…
20 Temmuz – 14 Ağustos 1974 arası…
Ve… 16 Ağustos 1974’ten sonrası…
Altı zaman dilimi, Kıbrıs sorununda ilk akla gelen önemli zaman dilimleridir.
Her birinin içinde, sonrasını etkileyen gelişmeler olmuştur mutlaka…
***
1974 öncesi doğanlar, ya da 1974’ü anımsayacak yaşta yaşayanlardan daha sonra dünyaya gelenlerin, anılarında Kıbrıs sorunuyla ilgili acı, korku ya da adını koyamadığım duygusal coşku yoktur.
Kıbrıs’ın son altmış kusur yılıyla ilgili, ciddi bilgi kaynağı da YOKTUR.
Tarihimiz şu ana kadar objektif olarak yazılmamıştır.
Kaleme alınan pek çok kitap, “BEN MERKEZLİ” olarak yazılmıştır.
Kıbrıs’ta kritik dönemeçleri mücahit olarak yaşayanların tümü KAHRAMANDIR.
20 Temmuz 1974’te Türkiye askeri müdahale yapana kadar, zafere imza koyduğumuz kahramanlığımız yok. Çünkü Rumların askeri gücü bizim askeri gücümüze göre orantısız bir üstünlüğe sahipti.
1974’e kadar verdiğimiz tüm şehitler, savunmada verilen şehitlerdir.
Bunları yazmam, söylemem TMT’yi önemsizleştirmek için değildir. TMT olmasaydı, ya fiilen yok edilirdi ya da adada yok hükmünde bir varlık olarak kalır, zamanla eriyip giderdi.
***
TMT ile ilgili zaman zaman bazı yayınlar yapıldı.
Bu yayınlar incelendiği zaman, buzdağının ucu kadar olduğunu anlarız.
Her şeyden önce TMT, 1976 yılında Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığı’na dönüştü ama; değişik kaynaklardan aldığım bilgiye göre TMT’nin eksiksiz arşivi Kuzey Lefkoşa’da değil Ankara’dadır.
Bu arşivin en kısa zamanda KKTC’ye getirilmesi ve araştırmacıların, bilgi edinmesine olanak sunulması doğru ve gerekli olandır.
Kıbrıslı Türklerin tarihinde TMT’nin önemli yeri vardır.
1963 öncesi TMT’nin yeminli en genç mücahitleri şimdi seksenine merdiven dayadı. Allah tümüne uzun ömür versin, 10-5 yıl sonra o kuşak mücahitlerden kimse hayatta kalmayacak. TMT’nin canlı tanıkları aramızdan göçüp gittikten sonra, meydan “DESTEKSİZ ATANLARA” kalacak.
O sürecin eşiğinde dolanıyoruz zaten.
***
21 Aralık 1963 sonrasında 25 Aralık 1963’te kaçana kadar, K. Kaymaklı’da yaşananları eksiksiz hatırlarım.
Çok iyi anımsadığım için SAHTE KAHRAMANLIK HİKAYELERİNİ yutmam mümkün değil.
21 Aralık 1963’te çatışmalar başladığı zaman altı bin dolayında Kıbrıslı Türkü korumayı 30 dolayında yeminli mücahit ve onlara katılan yeminsiz mücahitler üstlenmişti.
Her mücahide bir silah da düşmüyordu. Cephanelik yoktu. Her mücahidin mermisi cebinde olduğu kadardı. Bir görüşe göre 500 dolayında, bir başka görüşe kadar ise 1500 dolayında mermi.
Birkaç yıl önce TMT ile ilgili bir kitap çalışmasında K. Kaymaklı’ya da yer verilmişti. Kitrabın yazarı, “Kitapta senin adın da geçiyor. Küçük bir çocuk olarak mevzilere cephane taşıyormuşsun.” dediğinde, anında “Sil beni” deyip eklemiştim. “Cephanenin, cephaneliğin olmadığı yerde cephane taşıyan mı olur?”
***
Başlıkta yazdığım gibi, “Kıbrıs sorunu bizde de en az bilgiyle en çok konuşulandır…”
Uzun yıllar bunu, “Kıbrıs sorunu Türkiye’de en az bilgiyle en çok konuşulandır…” derdim. Doğruya doğru, Türkiye’den de kimse itiraz etmiyordu.
Şimdi, “Kıbrıs sorunu bizde de en az bilgiyle en çok konuşulandır…” diyorum. Bazılarını hık mık etmeye kalktığı zaman iki soruda yerlerini oturtuyorum.
***
Ekranlardan Kıbrıs konusunu konuşanları, denk geldiğimde dinliyorum. Bilgi paylaşımı neredeyse sıfır, bilgi dayanmadan ahkam kesme bol.
Yayınlanan kitaplardan belge, bilgi ağırlıklı olanlara sözüm yok.
İki kitabın yayınını büyük bir merakla bekliyorum… İsmail Bozkurt ve Ergün Olgun’un kitaplarını. Yakın geçmişimizle ilgili Bozkurt ve Olgun’un kitaplarının çok anlam taşıyacağına inanıyorum.




