Papaz’ı Ne Kadar Ciddiye Almalıyız..?

Elbette ki herkesin dini inançlarına sonsuz saygım var.
Hangi dine mensup olurlarsa olsunlar, her zaman saygı çerçevesinde bakarım.
İnananlara da, din adamlarına da saygı duyarım.
Din konusu doğrudan insanın iç dünyası ile alakalıdır.
O nedenle de herkesin içinde kalmalı.
Ama bir de işin diğer yönü var.
Din adamlarının din dışındaki konulara ilişkin düşünceleri.
Muhakkak ki din adamlarının da din dışındaki konularda düşünceleri olacaktır ve bu yöndeki fikirlerini ortaya koyacaklardır.
Burada da bir sorun yok.
Esas mesele, din adamlarının din dışındaki düşüncelerini öne çıkarıp bunlara hak etmedikleri önemi vermektedir.
Rum Ortodoks Kilisesi Başpiskoposu Yeorgios’un Noel mesajında olduğu gibi.
Ne söylediğinin hiç önemi yoktur.
Esas mesele yıllardır söyledikleri her şeyin öne çıkarılmasıdır.
Bunu yaparak hem bu tip açıklamaların devamına neden oluyoruz hem de ona din adamı olarak bakan Ortodoks halkının kafasını karıştırıyoruz.
Yeorgios’un açıklamasına tepki gösterdik ve yanıt verdik.
Bu tepkimiz ve yanıtlarımız anında Rum basınına yansıdı.
Ve doğal olarak da Rum halkı bunları okudu.
Zaten onun da istediği buydu.
Kendisini muhatap almamız.
Kıbrıs’ta geçmişte yaşanan tüm acı olayların hamisi kesinlikle Rum Ortodoks Kilisesi’dir.
Ne yazık ki Rum halkı Başpiskoposluk makamını sadece dini açıdan değil, siyasi açıdan da ciddiye almaktalar.
Başlarına getirdiği onca belaya rağmen ne yazık ki bu davranışa devam etmektedirler.
Kilisenin halk ve siyaset üzerinde korkunç bir kontrol gücü oluşmuştur.
Ancak bu tamamen Rum halkının sorunu olmalıdır.
Söyledikleri elbette kabul edilebilir değildir.
Ama yine de muhatap almamak gerekir.
Yaptığı her açıklamaya vereceğimiz her yanıt elinde tuttuğu kontrol mekanizmasını güçlendirir.
Muhataplarımız bellidir.
Rum hükümetinin mensupları, siyasi partiler ve elbette Rum lider Hristodulidis.
Gerisini boş verelim…
