Kaya Balığı Avcılığı İşe Yarayacak mı..?

Çok küçüktük, çocuktuk henüz..
Girne’de limanda, ki o yıllarda sadece bir tek liman vardı, üç beş arkadaş zaman geçirmek ve eğlenmek adına balık avlamaya giderdik.
Şimdilerde tamiratı süren tahta iskeleler o yıllarda henüz daha harap olmamıştı.
Onların üzerine iner, elimizde iki üç metrelik misina ve onun ucuna bağlı iğne ile balık avlamaya çalışırdık.
Tabii ki o kadar yakında ve sığ suda çok fazla balık olmazdı.
Sadece “kaya balığı” dediğimiz tür vardı ve onun da avı çok kolaydı.
Oltanın ucuna sadece ufak bir ekmek parçası takar, dibi tas gibi görünen sığ suda kaya balığının yemi yutmasını beklerdik.
Ve hep yutardı kaya balıkları yemi ve biz de bunu görür görmez oltaya asılır ve onları kıskıvrak yakalardık.
Çocukluk dediğim dönem 70’li yılların sonu, 80’lerin de başıdır.
Üzerinden hayli zaman geçti.
Liman eski liman değil artık.
Çocuklar da değişti. Çok fazla, hatta hiç kalmadı oltayla balık avlayan.
Kaya balıkları hala duruyor mu, ondan da çok emin değilim.
Avlanması çok kolaydı kaya balıklarının.
En basit yeme bile gelirlerdi.
Zokayı da çok kolay yutarlardı.
Seçim sürecinde mesafe alırken geldi aklıma.
İş giderek çığırından çıkarken yazmak istedim.
Seçim elbette vaat işidir.
Seçmene bulunduğun vaat kadar, onu bu vaatlere gerçekten ihtiyacı olduğuna ve sadece senin bunu yerine getirebileceğine inandırmak gerekir.
Genellikle büyük vaatler atılır ortaya.
Mesela “Çözüm ve Avrupa Birliği” gibi…
Geçmişte böyle büyük vaatler de oldu bu ülkede..
Ama artık vaatler tükenmiş olmalı ki ufak tefek vaatler geliyor önümüze.
Mesela “ekonomiyi düzelteceğim” gibi..
Bu kadar mı kolay yani..?
Seçmeni ikna etmek bu kadar mı kolay..?
Kaya balığı mı seçmen ki bu basit yeme gelecek..?
Olmadı… Yakışmadı…
