Altunterim: Güngör Çöplüğü bir an önce rehabilite edilmeli

Güngör Çöplüğü bölgesi yine kara dumanlara teslim oldu. Ciddi bir sağlık sorunu haline dönüşen çöplükle ilgili Çevre Dairesi Müdürü Yılmaz Altunterim, KIBRIS muhabirinin sorularını yanıtladı.
Depolama sahası özelliklerini kaybetti… Yılmaz Altunterim, atık yönetiminin ülkenin en öncelikli çevre sorunlarından biri olmaya devam ettiğini söyleyerek Çevre Koruma Dairesi ve Avrupa Birliği uzmanlarının Güngör Çöplüğü’nde inceleme yaptığını, denetimler sonucunda tesisin artık düzenli depolama sahası özelliklerini taşımadığının ortaya konulduğunu söyledi.
Çevre ve toplum sağlığı riski… “Güngör’e giden atık miktarı 2025’te 340 bin tona ulaştı.” diyen Müdür Altunterim, gerekli önlemlerin alınmaması halinde çevre ve toplum sağlığı açısından ciddi riskler doğabileceği yönünde görüş birliği oluştuğunu ifade etti. Altunterim, tesisin gerek devlet imkanları gerekse de ihale yöntemleri kullanılarak bir an önce rehabilite edilmesi gerektiğini vurguladı.
Yeni proje çalışmaları… Altunterim, 2025 yılında Türkiye ile modern bir sıfır atık tesisine yönelik kapsamlı proje hazırlandığını, organik içerikli atıkların işlenerek enerji üretiminde kullanılmasının planlandığını belirterek maliyetler konusunda KIB-TEK ile anlaşmazlık yaşandığını anımsattı. Yılmaz Altunterim, “Projenin yeniden gündeme alınması için Bakanımız girişimlere başladı.” dedi.
Cemre CEMALİ
Çevre Koruma Dairesi Müdürü Yılmaz Altunterim, yaşanan yangın ile yeniden gündeme gelen Güngör Çöplüğü ile ilgili detaylı bilgileri KIBRIS muhabiri ile paylaştı.
Müdür Altunterim atık yönetiminin ülkenin en öncelikli çevre sorunlarından biri olmaya devam ettiğini söyleyerek, Çevre Koruma Dairesi ve Avrupa Birliği uzmanlarının Güngör Çöplüğü’nde inceleme yaptığını anlattı. Altunterim, denetimler sonucunda tesisin artık düzenli depolama sahası özelliklerini taşımadığının ortaya konulduğunu söyledi.
Altunterim, gerekli önlemlerin alınmaması halinde çevre ve toplum sağlığı açısından ciddi riskler doğabileceği yönünde görüş birliği oluştuğunu ifade ederek tesisin gerek devlet imkanları gerekse de ihale yöntemleri kullanılarak bir an önce rehabilite edilmesi gerektiğini vurguladı.
DPÖ’den Çevre Dairesi’ne
Devlet Planlama Örgütü’nde (DPÖ) 2001 yılında göreve başlayan ve 2019’da İstatistik Kurumu’nun DPÖ’den ayrılarak bağımsız bir yapıya kavuşmasıyla birlikte görevine KKTC İstatistik Kurumu’nda devam eden Yılmaz Altunterim, nisan ayında Başbakan Yardımcılığı, Turizm, Kültür, Gençlik ve Çevre Bakanlığına bağlı Çevre Koruma Dairesi Müdürlüğü görevine atandı.
Çevre mühendisi olan Altunterim, yeni görevine başlamasının ardından ilk röportajını KIBRIS’a verdi. Altunterim, Güngör Çöplüğü konusuna geniş bir parantez açtı.
“Güngör’e giden atık miktarı 2025’te 340 bin tona ulaştı”
Çevre Koruma Dairesi Müdürü Yılmaz Altunterim, İstatistik Kurumu tarafından yayımlanan “Çevre İstatistikleri 2025” verilerinin ülkedeki atık yönetiminin geldiği noktayı ortaya koyduğunu söyleyerek Güngör Katı Atık Düzenli Depolama Tesisi’ne yönlendirilen atık miktarında son yıllarda önemli bir artış yaşandığını açıkladı.
Altunterim, verilerin bir kısmının Kıbrıs Türk Yatırım Geliştirme Ajansı (YAGA) ve Avrupa Birliği raporlarından elde edildiğini, bir kısmının ise çeşitli yönlendirme ve ölçeklendirme yöntemleriyle tahmin edildiğini belirtti.
İstatistiklere göre, 2013 yılında ülkede toplanan atıkların yüzde 58’i Güngör’e gönderilirken bu oranın 2015 yılında yüzde 61’e yükseldiğini söyleyen Altunterim, 2025 yılı tahminlerinde ise belediyeler tarafından toplanan atıkların yaklaşık yüzde 65’inin Güngör’e taşındığını ifade etti.
Altunterim, atık miktarındaki artışın tonajlara da yansıdığına dikkat çekerek Güngör’e gönderilen atık miktarının 2013 yılında 165 bin ton seviyesindeyken, 2015 yılında 190 bin tona ulaştığını, 2025 yılı itibarıyla ise bu rakamın yaklaşık 340 bin tona yükseldiğinin tahmin edildiğini açıkladı.
KKTC genelinde belediyeler tarafından toplanan atık miktarının, yeşil atıklar, hacimli atıklar ile inşaat ve yıkım atıkları hariç tutulduğunda yaklaşık 439 bin ton olduğunu belirten Altunterim, yasal olarak ülkenin tek resmi atık depolama alanının Güngör olduğunu söyledi.
Altunterim, bazı belediyelerin kendi bölgelerinde farklı çöp döküm alanları kullandığını ifade ederek bu alanların büyük bölümünün Güngör gibi vahşi depolama yöntemiyle işletildiğini kaydetti.
“Acil önlem alınmazsa ciddi sonuçlar doğurabilir”
Güngör Katı Atık Düzenli Depolama Tesisi’nin yıllar içinde düzenli depolama niteliğini kaybettiğini belirten Altunterim, tesisin ilk yıllarında belirli standartlarda işletilmeye çalışıldığını ancak süreç içerisinde gerekli şartların sürdürülemediğini söyledi.
Altunterim, tesisin özel sektöre ihale edilerek işletilmesi yönünde girişimler yapıldığını ancak kalıcı bir çözüm üretilemediğini söyleyerek, belirli dönemlerde yalnızca basit depolama hizmetleri için çeşitli firmalardan destek alındığını kaydetti.
Güngör’de yaşanan yangınların ardından Çevre Koruma Dairesi ve Avrupa Birliği uzmanlarının bölgede inceleme yaptığını anlatan Altunterim, denetimler sonucunda tesisin artık düzenli depolama sahası özelliklerini taşımadığının ortaya konulduğunu söyledi.
Altunterim, yapılan değerlendirmelerde Güngör’ün ilkel koşullarda ve vahşi depolama yöntemiyle işletildiğinin tespit edildiğini belirterek, gerekli önlemlerin alınmaması halinde çevre ve toplum sağlığı açısından ciddi riskler doğabileceği yönünde görüş birliği oluştuğunu ifade etti.
Tesisin gerek devlet imkanları gerekse de ihale yöntemleri kullanılarak bir an önce rehabilite edilmesi gerektiğini vurgulayan Altunterim, atık yönetiminin ülkenin en öncelikli çevre sorunlarından biri olmaya devam ettiğini söyledi.
“Güngör vahşi depolama niteliğinde”
Çevre Koruma Dairesi Müdürü Yılmaz Altunterim, Güngör Katı Atık Depolama Tesisi’nde bugün uygulanan yöntemin modern atık yönetimi standartlarından uzak olduğunu belirterek, mevcut sistemin atıkların toprağa gömülmesine dayandığını söyledi.
Altunterim, düzenli depolama tesislerinin yalnızca atıkların gömüldüğü alanlar olmadığını vurgulayarak, geçirimsiz taban sistemleri, sızıntı suyu toplama mekanizmaları, biyogazın kontrol altına alınması ve geri dönüşebilir atıkların ayrıştırılması gibi birçok teknik unsurun bulunması gerektiğini ifade etti.
Ancak Güngör’de bugün uygulanan yöntemin vahşi depolama niteliği taşıdığını belirten Altunterim, gerekli önlemlerin alınmaması halinde çevresel risklerin daha da büyüyebileceği uyarısında bulundu.
“Yeni tesis için Türkiye ile ortak çalışıldı”
Güngör’ün işletilmesi ve modernizasyonu amacıyla geçmişte çeşitli ihaleler açıldığını ancak sonuç alınamadığını anlatan Altunterim, tesisin geleceği konusunda yaşanan endişeler nedeniyle Türkiye Cumhuriyeti Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile kapsamlı çalışmalar yürütüldüğünü söyledi.
KKTC’nin nüfus ve ekonomik ölçeği nedeniyle böylesine büyük bir tesisin kendi gelirleriyle sürdürülebilir şekilde işletilmesinin zor olduğunu belirten Altunterim, bu nedenle Türkiye ile ortak çözüm arayışlarına gidildiğini ifade etti.
Mevcut depolama alanının kullanım ömrünün azalması nedeniyle yeni bir alan ihtiyacının da gündeme geldiğini kaydeden Altunterim, Güngör Tesisi’nin yanında yeni bir arazi tahsis edildiğini ve ilgili kurumların katkısıyla bu sürecin ilerletildiğini söyledi.

Sıfır atık modeli için proje hazırlandı
Altunterim, 2025 yılında Türkiye ile yürütülen çalışmalar sonucunda modern bir sıfır atık tesisine yönelik kapsamlı proje hazırlandığını açıkladı.
Projede mekanik ayırma tesisi, tıbbi atık sterilizasyon ünitesi, elektrik enerjisi üretim sistemi, ikinci sınıf düzenli depolama alanı, yeni depolama sahaları ve aktarma istasyonlarının yer aldığını belirten Altunterim, hedefin atıkların mümkün olduğunca ekonomiye geri kazandırılması olduğunu söyledi.
Altunterim, planlanan sistemde atıkların öncelikle mekanik ayırma tesisinden geçirileceğini anlatarak, geri dönüştürülebilir malzemelerin lisanslı firmalara verileceğini kaydetti.
Organik içerikli atıkların ise biyometanizasyon tesislerinde işlenerek enerji üretiminde kullanılacağını ifade eden Altunterim, bu süreçte oluşacak biyogazdan elektrik enerjisi elde edilmesinin öngörüldüğünü kaydetti.
“Her maliyet tek tek hesaplandı”
Altunterim, projede Güngör Katı Atık Depolama Tesisi’nde kurulması planlanan her ünite için ayrı ayrı maliyet hesaplaması yapıldığını belirterek araç-gereç alımı ve işletme giderlerinin de detaylı şekilde değerlendirildiğini söyledi.
Bu kapsamda, tesisin yıllar içinde elektrik üretimi, biyogazdan enerji elde edilmesi ve geri dönüştürülebilir atıkların satışından sağlayacağı gelirlerin de hesaplandığını ifade eden Altunterim, söz konusu rakamların mevcut koşulları tam olarak yansıtmadığını vurguladı.
Altunterim, güncel koşullarda yeniden yapılacak bir çalışmada farklı maliyet ve gelir tablolarının ortaya çıkabileceğini kaydetti.
“Proje elektrik satış fiyatında tıkandı”
Projenin ekonomik sürdürülebilirliğini sağlamak amacıyla 15 megavatlık güneş enerji sistemi kurulmasının da planlandığını belirten Altunterim, yapılan fizibilite çalışmalarında iki farklı maliyet hesaplaması yapıldığını ve 2 proje sunulduğunu açıkladı.
Altunterim, hazırlanan raporlarda biyogazdan üretilecek elektriğin kilovat saatinin 13 centten satılması halinde tesisin çok düşük kârla işletilebileceğinin ortaya koyulduğunu söyleyerek “Bu fiyat, tesisin neredeyse başa baş şeklinde işletilebileceği yaklaşımıyla belirlenen ücret olmuş.” dedi.
İkinci maliyet hesaplamasında ise kilovat saat başına ücretin 20 cent seviyesinde öngörüldüğünü belirten Altunterim, bu senaryoda yatırımın bir miktar daha kârlı hale gelebileceğinin değerlendirildiğini söyledi.
Altunterim, özel sektörün yurt dışından gelerek ücretsiz şekilde hizmet vermesinin mümkün olmadığını ifade ederek, her iki projede de çok düşük seviyede de olsa bir kâr marjı öngörüldüğünü kaydetti.
Bakanlık, daire ve ilgili kurumların yaptığı değerlendirmeler sonucunda ise 13 centlik modelin daha uygun bulunduğunu ve bu fiyat üzerinden çalışılması yönünde görüş birliği oluştuğunu ifade etti.
Altunterim, üretilmesi planlanan elektriğin Kıbrıs Türk Elektrik Kurumu’na satılabileceğini belirterek, bu kapsamda yapılan görüşmelerde kurumun biyogazdan üretilecek elektriği kilovat saat başına 13 centten alabileceğini, güneş enerji sistemlerinden üretilecek elektrik için ise yaklaşık 8 centlik bir fiyat öngördüğünü söyledi.
Elektrik Kurumu’nun bu fiyatları belirlerken kendi üretim tesislerindeki en yüksek maliyetin yaklaşık 9.81 cent seviyesinde olduğunu dikkate aldığını ifade eden Altunterim, bu çerçevede yapılan değerlendirmelerin fiyatlandırma üzerinde yoğunlaştığını kaydetti.
Altunterim, önerilen fiyatların bu seviyelerin altında kalması nedeniyle süreçte tıkanma yaşandığını belirterek, tarafların fiyat konusunda uzlaşamaması nedeniyle projenin ilerleyemediğini söyledi.
“Türkiye ile proje ile ilgili son temaslar 2025’te oldu”
Projenin hayata geçirilmesi durumunda depolanan atık miktarının önemli ölçüde azalacağını belirten Altunterim, geri dönüşüm ve enerji üretimi sayesinde hem çevresel yükün hafifleyeceğini hem de mevcut alanın kullanım ömrünün uzayacağını söyledi.
Altunterim, Türkiye ile son temasların 2025 yılında gerçekleştirildiğini, 2026 yılında ise kurumlar arasında yazışmaların sürdüğünü belirterek, “Projenin yeniden gündeme alınması için Bakanımız girişimlere başlamıştır.” dedi.
Çevre boyutunun ön planda tutulması gerektiğini söyleyen Altunterim, katı atık sorununun gündemden çıkarılması için tüm tarafların yeniden bir araya gelerek ortak bir noktada buluşması gerektiğini kaydetti.
Altunterim, geçmişte Türkiye’de yaşanan çöp depolama alanı felaketlerini hatırlatarak benzer risklerin KKTC için de geçerli olduğuna dikkat çekti:
“Öğrenci olduğum 90’lı yılların başında Türkiye’de Ümraniye çöplüğünde bir patlama yaşanmıştı. Bizde de benzer şekilde çöplüklerde gaz birikimi oluyor ve zaman zaman yangınlar çıkıyor. İleride böyle muhtemel bir felaketle karşılaşmamak için katı atık sorununun bir an önce çözülerek, gündemden çıkarılması gerekiyor.”
Altunterim, ülkenin küçük ölçekli yapısı nedeniyle bazı alanlarda yeterli uzmanlık ve kapasiteye ulaşmanın zor olduğunun altını çizerek, bazı alanlarda uzman firma bulmakta güçlük çektiklerini, bazı işlerin ciddi tecrübe ve kapasite gerektirdiğini söyledi.
Türkiye’nin bu projeyi KKTC’ye destek amacıyla hazırladığını ifade eden Altunterim, çalışmanın uygun çözüm yöntemleri geliştirmek için ortaya konulmuş bir proje olduğunu kaydetti.
“Güngör’e müdahale yetkimiz yok”
Güngör Katı Atık Depolama Tesisi’ni işleten firmaya “ödeme yapılmadığı” gerekçesiyle çöplerin tesise alınmaması iddialarıyla ilgili de konuşan Altunterim, Çevre Koruma Dairesi’nin yetki ve sorumluluk alanına dikkat çekti.
Atıkların toplanması, taşınması ve bertaraf edilmesinin belediyelerin sorumluluğunda olduğunu belirten Altunterim, Çevre Koruma Dairesi’nin ise atık yönetim planlarının yasal çerçevesini hazırlayan ve ilgili kurumlara bu süreçte destek veren bir yapı olduğunu söyledi.
Altunterim, Dairenin aynı zamanda denetleme görevi bulunduğunu ifade ederek, Güngör Tesisi’nin işletimi ve sahada yaşanan operasyonel sorunların kendi yetki alanlarında yer almadığını kaydetti.
Güngör Katı Atık Depolama Tesisi’nin işletiminin İçişleri Bakanlığı Yerel Yönetimler Müdürlüğü tarafından
yürütüldüğünü hatırlatan Altunterim, kurumun tesiste inceleme ve denetim yapabildiğini ancak doğrudan müdahale yetkisinin bulunmadığını vurguladı. Altunterim, Çevre Koruma Dairesi’nin daha çok denetleyici ve koordinasyon sağlayıcı bir rol üstlendiğini ifade etti.
“76 kişilik kadronun yalnızca 13’ü dolu”
Çevre Koruma Dairesi Müdürü Yılmaz Altunterim, daire ile ilgi sorunlara da dikkat çekti. Müdür, göreve başlamasının ardından dairenin en önemli sorunlarından birinin personel eksikliği olduğunu tespit ettiğini söyledi.
Altunterim, kurumda deneyimli ve nitelikli çalışanlar bulunduğunu belirterek, özellikle teknik personel sayısının yetersiz kaldığını ifade etti. Dairenin yasal olarak 76 kişilik kadroya sahip olduğunu ancak bu kadroların yalnızca 13’ünün dolu olduğunu kaydeden Altunterim, toplam personel sayısının 95 olmasına rağmen kadrolu çalışan sayısının oldukça düşük seviyede bulunduğunu söyledi.
Altunterim, hizmetlerin büyük ölçüde geçici ve sözleşmeli personelle yürütülmeye çalışıldığını belirterek, kurumsal faaliyetlerin sağlıklı ve sürdürülebilir şekilde devam edebilmesi için kadro eksikliğinin giderilmesinin şart olduğunu vurguladı.
Müdür Altunterim, mevcut yapının çalışanlar açısından da önemli sıkıntılar yarattığını dile getirerek “Şube amirlerimizin tamamına yakını 20 yılı aşkın süredir kuruma hizmet veriyor. Ancak mevcut yapıda bu çalışanlarımızın bir kısmı hâlâ 3. derece ilk atama kadrosunda ya da sözleşmeli statüde görev yapıyor. Yasal olarak yükselemedikleri için şube amiri kadrolarına atanamıyorlar.” dedi.
Bu durumun hem çalışan motivasyonunu olumsuz etkilediğini hem de kurumsal işleyişi zorlaştırdığını belirten Altunterim, dairenin etkin ve verimli çalışabilmesi için boş kadroların bir an önce doldurulması gerektiğini ifade etti.
Göreve gelir gelmez konuyu Turizm, Kültür, Gençlik ve Çevre Bakanı ile görüştüğünü ifade eden Altunterim, boş kadroların doldurulması amacıyla münhal açılması yönünde karar alındığını açıkladı. Altunterim, ilk aşamada ilk atama münhallerini açtıklarını, ilerleyen süreçte yükselme kadrolarının da gündeme geleceğini söyleyerek, yapılacak yasal düzenlemelerle günümüz ihtiyaçlarına uygun, sürdürülebilir bir kadro yapısı oluşturmayı hedeflediklerini kaydetti.
Fotoğraflar/Umut Ekin ŞAHİN




