Hasan Hastürer

Büyükelçi Karahan, neler söylemişti neler…

   İşimiz gereği yabancı diplomatlarla iletişimimiz olur.  Gazetecilik hayatımda Japonya’dan ABD’ye kadar, İsrail dahil, farklı ülke büyükelçileriyle, diplomatlarıyla tanışma sohbet etme fırsatım oldu.

   Her diplomatta ülkesinin, siyasal ve sosyal kültürünün izleri vardır.

   Ancak şurası bir gerçek ki diplomatlarla, hele basına yansıyacağı bilinen bir sohbet çok zor olur. Siz istediğiniz kadar zorlayın o yine topu taca atmayı becerir.

   Bir yerde okumuştum. İyi bir diplomat soruya yanıt olarak uzun uzun konuşan ama hiç bir şey söylememeyi başaranmış.

Gazetecilerle, diplomatlar iyi geçinmek zorunda. Ancak bu iyi geçinme görsel olarak ne kadar derin görünürse görünsün her zaman sığdır.

Özellikle diplomatlar basını kendi istekleri doğrultusunda yönlendirmeyi isteyebilir. İstisnalar yok mu? Elbette var.

***

İlk muhatap olduğum 1972’de 6.TC Lefkoşa Büyükelçisi Asaf İnhan’dı. Sonrasında da hemen hemen her büyükelçiyle, mesafesi değişen bir iletişimim oldu.

Aklımda TC Lefkoşa Büyükelçileri geçerken zaman tünelinde yolculuk yapıp 10 Şubat 2005’e gittim ansızın.

O gün TC Lefkoşa Büyükelçisi Aydan Karahan, KIBRIS gazetesinde kahvaltı konuğumuz olmuş ve yaklaşık iki saat sohbet etmiştik. Aydan Karahan’ın, tıpkı şimdiki TC Lefkoşa Büyükelçisi Ali Murat Başçeri gibi ikinci TC Lefkoşa Büyükelçiliği dönemiydi. İlk görevi 16 Haziran 1995 – 1 Ekim 1996, ikinci görev dönemi ise 3 Aralık 2004 – 30 Kasım 2006 tarihleri arasındaydı.

   Karahan, o sabah yaklaşık iki saat süren sohbet akışı içerisinde diplomat gibi konuşup sorulara kaçamak yanıtlar vermemiş, yazılmamak kaydıyla söyledikleri sohbetin yüzde beşini zor bulmuştu.

***

Türkiye Cumhuriyeti’nin Lefkoşa Büyükelçisi Aydan Karahan, o zaman Türk Dışişleri’nin en deneyimli büyükelçilerinden ve  Kıbrıs’ı çok iyi bilenlerdendi..

1974 sonrası Kuzey Kıbrıs’ta devletçi anlayışla gerçekleşen yapılanmayı yanlış bulduğunu gizlememiş,

“Bunun adı itirafsa, itiraf ediyorum” dedikten sonra şöyle konuşmuştu:

   “Kabul edelim ki 1974’ün Türkiye’sinde özel girişim şimdiki konumunda değildi. Devletçilik esastı. Türkiye, devletçiliği bildiği için Kuzey Kıbrıs’a “Kamu İktisadi Teşebbüsü” denilen bir anlayışı taşıdı. Şimdiki anlayış o zaman var olsaydı durum çok daha farklı olurdu.”

***

Karahan, Türkiye-KKTC ilişkilerinin yakınlık, özel ilişkiler ne olursa olsun, dünyada devletler arası düzey neyse o düzeyde olması gerektiğinin altını ısrarla çizip, Kuzey Kıbrıs’a girişlerin denetlenmesine hiç itirazları olmadığını belirtip eklemişti: “Gelen kişinin öncelikle dönüş bileti olup olmadığına bakılsın. Kalacak yeri var mı, çalışmaya gelmişse işvereni kim olacak? Bu ve benzeri soruların yanıtları ve genel kanaata göre giriş yapıp yapamayacağına karar verilsin. Şu an için Kuzey Kıbrıs’ın işgücüne ihtiyacı var. Bu ihtiyacın doğru şekilde karşılanması doğru olandır.”

O gün Karahan, denetimi Türkiye’den başlatmayı düşündüklerini ancak bunun çıkış noktasında seyahat özgürlüğünü kısıtlama şeklinde de yorumlanabileceğini işaret edip sınır dışı edilecek TC yurttaşlarının elçiliğe bildirilmesinin dünyadaki uygulamalardan farklı olmadığını da seslendirmişi..

***

Söz, Türkiye Cumhuriyeti yardımlarına ve yapılanların kamuoyuna yansımasına gelince Büyükelçi Karahan, gülümseyip ardından ekledikleri şöyleydi: “Avrupa Birliği’nin yardımlarıyla yapılanlar açıklanıyorsa, Türkiye’nin yaptıklarının bilinmesinde ne sakınca olabilir?”

O noktada şu soru cümlesiyle sohbete yaptığım katkıyı da unutmadım: “O zaman, yapılan işler bakımından, bizimkilere ne kalacak?”

***

Sohbetin sonunda da şu değerlendirmemi dönemin TC Lefkoşa Büyük Aydan Karahan’la paylaşmıştım:

   “Türkiye yardım yapıyor. Teşekkür ederiz. Ancak bu yardımlar bizi yönetenleri kaynak yaratma tembelliğine itiyor. KKTC’yi yönetenler kendi ayakları üzerinde duran bir yapı için çaba harcamıyor. Türkiye, KKTC’ye yardım musluğunu kademeli olarak kıssın. Kıssın ki burada bizi yönetenler çare arasın. Zorunlu çare arayışı, sonunda kendi ayakları üzerinde duran bir toplum yaratacak.”

***

Aradan 20 sene geçti. Bu düşüncem değişti mi? Değişmedi.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu