Bütçe Tıkırında mı Yoksa Tamtakır mı..?

Bütçe zamanı geldi ve her yıl olduğu gibi bu yıl da aynı tartışmaları yaşıyoruz.
Bir türlü denk bütçenin denk gelmediği ülkemizde yeni bütçenin açığının ne kadar olacağına ilişkin tahminler bilimsel zeminden çok tahminsel zeminde konuşuluyor.
Bu konuda kupon yapıp iddiaya giren olur mu bilemem ama bu işi artık ciddi bir şekilde ele alma zamanımız gelmiştir.
Yaklaşık bir haftadır hükümetin Ankara ziyareti bekleniyor.
Ana konu elbette 2026 KKTC bütçesi.
Farklı başka konular da mutlaka vardır ama ana tema bütçenin ve kamu maliyesinin durumu olacak.
Türkiye’nin bütçemize sağlayacağı katkı her geçen yıl daha da büyük bir önem kazanmakta.
Çünkü bir türlü gelir artırıcı tedbirleri gündemimize almıyoruz.
Kamu maliyesi dolaylı vergiler üzerinden çevrilmeye çalışılıyor.
Geçtiğimiz günlerde akaryakıta yapılan zamlar bunun en somut örneğidir.
Sürdürebilir olmayan bu durumda ısrar etmemizin sonucunda da kamu maliyesinin gelirleri artmıyor.
Hatta artan kamu giderleri yüzünden gelirler sürekli eriyor.
Dolaylı vergilerin yerine doğrudan vergi sisteminin etkinleştirilmesi artık kaçınılmaz olmuştur.
Verginin bir an evvel tabana yayılması ve vergi adaletinin sağlanması şarttır.
En basit deyimi ile çok kazanandan çok az kazanandan az temelli bir sistemi kurgulamalı ve hayata geçirmeliyiz.
Bununla birlikte “nereden buldun yasası” da daha fazla zaman kaybedilmeden hazırlanmalı ve hayata geçirilmelidir.
Ayrıca servet vergisi de uygulanabilir bir seçenektir.
Bunu da düzene koymalı ve hayatımıza katmalıyız.
Devletin fakir şahısların zengin olduğu bir ülkede sürdürülebilir bir kamu maliyesi düzeni kurulamayacağı bugün artık iktisat fakültelerinin ilk sınıfında öğretilen bir gerçektir.
Biz ise yıllardır yaşadığımız bu gerçeği öğrenemedik.
Öğreneceğiz, öğrenmeliyiz.
Yoksa açık ne kadar olacak diye konuşur dururuz…


