“Vatana küsmek, anaya küsmektir… Helal olsun buna neden olanlara!”

Bu topraklardan göç beni her zaman derinden üzmüştür. Göçle ilgili yazılarımı toplasam, kalın bir kitap olur. Göç konusu açıldı mı, “Vatana küsmek, anaya küsmektir… Helal olsun buna neden olanlara!” derim. 9 Temmuz 2002’de yine göçle alakalı bir yazı yazmıştım. Gelin birlikte okuyalım.
***
Uzun süre yurtdışında yaşayanlarla sohbete bayılırım. Onlar hem buraların dününü bilirler hem de dünyayı. Kıyas yapmak için dağarcıkları ağzına kadar doludur.
Kıbrıslı Türklerin en karakteristik yanlarından biri en dramatik konuları bile anlatırken espri katmaya becermeleridir.
Tümer Mimi, Avustralya’dan sürekli elektronik posta aldığım okurlardan biri. Yüz yüze hiç görüşmüşlüğümüz, tanışıklığımız yok.
Dün (8 Temmuz 2002) öğleden sonra Tümer Mimi’nin Kıbrıs’ta olduğunu öğrendim. Görüşme istemimi seslendirdim. Anında ulaştılar. “Bir çeyreğe kadar oradayım” dediğini söylediler, beklemeye başladım. Gerçekten bir çeyrek sonra kapıdan içeri girdi. Kıbrıs’ın sıcağına başında Avustralya şapkası ve kısa pantolonu ile savaş veriyor.
Günlük yazmaya başlayınca fark ettim. İster gazete isterse internetten okuyanlarla günlük iletişiminiz oluşur. Bu iletişim yüz yüze gelinmese de yüz yüze gelinmiş gibi bir iletişim sıcaklığı yaratır. Tümer Mimi ile de öyle oldu.
“Bir kimlik kartı çıkarmaya kalktım anamdan emdiğim süt burnumdan geldi” dedikten sonra ilk raund şikayetini seslendirmeye devam etti:
“1974 Harekâtı’na 17 yaşında bir genç olarak katıldım. Ardından Boğaziçi Üniversitesi Bilgisayar Bölümü’nü bitirdim. 1978’den beri yirmi dört senedir Avustralya’dayım. Melbourne Üniversitesi’nden de mezun oldum. Kıbrıs’a her geldiğimde fıttırırım. Devlet dairesinde işin varsa bitirene kadar perişan olursun. Otonom Türk Yönetimi zamanından kimlik kartım olduğunu kayıtlardan buldular. Askerliğimi de para verip bedelli olarak yaptım. Giriş çıkışımda sorun olmasın diye askerlik yaptığımın belgesini almak isterken, kimlik kartı çıkarmam gerektiği ortaya çıktı. Günlük bir ora bir bura gitmekten perişan oldum. Bu memlekette devletin gücünü anlatmak için vatandaşın işini yokuşa sürmekten keyif alırlar.”
Avustralya’da bürokrasi yok mudur? Bu soruma yanıt çok net.
“Be gardaş, Avustralya’da acil durumun varsa iki saat içinde pasaport alırsın. Nedir senin söylediğin?”
***
Kuzey Kıbrıs’la ilgili gözlemlerini soruyorum. Yanıt yine özgün anlatımlı ve doğrudan gözlemlere dayalı. “Göçmenköy’de halamın yanında kalırım. Geçen akşam uzun uzun yürümek istedim. Göçmenköy’den hastanenin yanına, oradan Ortaköy ve Kumsal’a gittim. Devam edip Köşklüçiftlik, Meclis önü tekrar geri Göçmenköy’e döndüm. Etrafa baktım. Doğru dürüst aydınlatma, yürümek için kaldırım yok. Etraf pislik içinde. İnşaatlar resmen karikatür. Bir bakıyorsun kocaman apartman, yanında gecekondu gibi bir baraka. Memleketim bana sıcak gelmedi. Kendi kendime sordum. Bu memlekette ne işim var? Bu memlekete niye geleyim?”
Arkadaşlarını özlemiyor musun? Yanıt…
“İnternetten her gün arkadaşlarımla temas halindeyim. Onlardan dinlediklerim ve gelip gördüklerim bana “GEL” demiyor, tam tersi “ALDANIP DA GELME!” diyor.”
***
Sözü Avustralya’ya getiriyoruz. Bilgisayar danışmanlığı yapan Tümer Mimi bir solukta oranın durumunu da özetliyor.
“Avustralya’da 10 – 15 bin Kıbrıslı Türk vardır. Orada azınlıklara ciddi anamda saygı vardır. Biz senelerce köken ülkemiz Kıbrıs olduğu için ya Rumların altında kabul gördük ya da Türkçe konuştuğumuz için Türkiye’den Avustralya’ya göç edenlerin altında. Bizler gösterdiğimiz çaba ile Kıbrıslı Türkler olarak ayrı kabul gördük.
Birlik beraberliği bozmak isteyenler var. Ne acıdır ki, Avustralya’da hiç kabul görmeyen ve sayıları bir elin parmaklarını bulmayan birkaç kişi Kuzey Kıbrıs’tan destek gördüklerini söyleyip Avustralya’daki Kıbrıslı Türklerin huzurunu kaçırıyorlar. Kıbrıs’ta yetkili olanlar lobiciliği bilmedikleri gibi bizim doğru çabalarımızı da anlayamıyorlar. Bu kafayla gidilirse başarı hiç mümkün değildir.”
Bu arada Avustralya’daki Kıbrıslı Rum sayısının ters göç nedeniyle azalmakta olduğunu öğreniyor ve son soru olarak soruyorum. Geri dönmeyi düşünüyor musun?
Yanıt… “Burada gördüklerimden sonra Avustralya bana cennet gibi geliyor. Cennetten, neredeyse cehenneme çevrilen Kuzey Kıbrıs’a niye döneyim. Dönmem için kabul edilebilir bir tek sebep söyleyin.”
Kısa bir sohbettin yansıttığı tablo işte bu… Ne diyebilirim ki?” (9 Temmuz 2002 – KIBRIS)



