Hasan Hastürer

CTP’de genel başkanlık seçimi… (2)

Dün yazımı şu bölümle tamamlamıştım.

   “Çok doğal olarak erken veya zamanında yapılacak genel seçimde CTP’nin birinci parti, hatta ciddi bir farkla birinci parti olacağı sokakta konuşuluyor. CTP Genel Başkanını seçerken Başbakanı da seçecek, diyenler çoğunluktadır.

   Peki bu durum, “CTP’de, kavga” diye anılabilecek, bir genel başkanlık yarışını tetikleyebilir mi?”

***

Kaldığım yerden devam edeyim.

   Asım Akansoy, Erkut Şahali ve Sıla Usar İncirli, genel başkan seçilmek için etik sınırlar içinde yarışıyor.

   Bir siyasi partide, parti içi demokrasinin düzeyi, kalitesi, o partinin ülke demokrasisine koyabileceği katkının göstergesidir.

   Aday olma kriterine sahip olanlar aday olabilir.

   Aday olanlara eşit propaganda koşulları yaratmak yönetimin görevidir.

   CTP her ilçede üç aday üyelerle buluşturuluyor, “Sözümüz Ortak Değişim Birlikte” vurgusuyla, her aday görüşlerini aktarıyor.

   Parti merkezi etkinliği haberleştirirken her adayın söylediklerinden, eşit kelimeyle bir bölüm haberleştirilip, medyada servis ediliyor.

***

CTP üyeleri 30 Kasım’da sandık başına gidip, yeni genel başkanı seçecek.

   Çok sayıda üye, belki de oyunu kullanmak için sandığa yürürken hangi adaya oy vereceğine karar verecek.

   Neden?

   Çünkü üç adayın CTP tabanında sahiplenilmesi birbirine yakın. Ya da üyeler tercihlerini seslendirmek istemiyor.

***

Geçmişte, partide iktidarı ele geçirmek ya da iktidarlarını sürdürmek için, amaçlarına “siyasi gömlek giydirerek” acımasız davrananlar oldu.

   Uzun süredir CTP’de kavga değil, kontrollü mücadele vardır.

Ölçüyü kaçırmanın partiye zarar vereceği biliniyor.

Bu genel başkanlık seçiminde de ölçüyü kaçıran kaybeden olacağını biliyor.

***

   Tanıdığım en temiz yürekli CTP’lilerden biri Çatoz’dan Ersoy Kasap Gardaşımdır.

   Ersoy, çıkar hesabı olmaksızın CTP’ye gönül vermiştir.

   Zaman zaman partinin içine düşürüldüğü durumlarda, derin üzüntü duyduğunu bilirim.

   Geçen gün arayıp, CTP’de genel başkanlık seçimiyle ilgili görüşünü sordum.

   Söyledikleri aynen şöyle: “Üçü de bizim evladımız. Kim seçilirse seçilsin, CTP, kaybetmez. Ben her adayın kendini anlatmasından yanayım. Kimse gelip benden oy istemesin. Oy isteyen, hele arkadaşlarının aleyhine konuşan benden oy alamaz.”

***

Ersoy Kasap’tan sonra Mağusa’dan CTP İlçe Başkanı Oktay Kayalp’la parti içi statüsünden uzak olmasını isteyerek konuştum.

   Oktay Kayalp, CTP’deki gerçek abilerden biri.

Kayalp’ın söyledikleri de üç aşağı beş yukarı Ersoy Kasap’ın söylediklerinin benzeri.

***

Üç Genel Başkan Adayı, Asım Akansoy, Erkut Şahali ve Sıla Usar İncirli, partideki bu genel anlayışı bildikleri için siyasi olgunlukla kendilerini anlatmayı tercih ediyorlar.

***

   Bu olumlu havanın dışında davranış sergileyenler ya da sergileme niyetinde olanlar yok mu?

   Elbette var.

   Siyasi yorgunluklarına rağmen, eski alışkanlıklarıyla karşı olduklarına ya da desteklediklerine kulislerini yapıyorlar.

   Ne kadar az etkili olurlarsa, CTP o kadar kazançlı çıkacak…

   Önemli ve gerekli olan seçim sonuçlandığı zaman bugünün üç adayının canı gönülden bir birlerine sarılmaları, seçileni kutlamalarıdır.

***

30 Kasım’a sayılı günler kaldı.

   Yarışta favori var mı?

Bir aday öteki iki adaya göre önde görünüyor ya da hissettiriliyor.

   Şu an bir sıralama yap deseler, yapabilir miyim?

Bir, iki, üç diye sıralarım.

   Aralarındaki fark büyük mü?

Değil.

Üçüncü sıradaki adayın yarıştan koptuğu kabullenilirse, genel başkanlık yarışı daha kıyasıya olabilir.

***

Son olarak sözü hiç uzatmadan  şunu söyleyim. CTP’DEKİ GENEL BAŞKANLIK SEÇİMİNDEKİ SİYASİ OLGUNLUĞU ÖRNEK ALABİLİRSE, UBP’DE DÖNÜM NOKTASI OLUR…

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu