Hasan Hastürer

Kuvvetler ayırımına saygı ve kuvvetlerin uyumu…

KKTC Anayasası’nın eksikleri de olabilir.

Yasama, yürütme ve yargıya dayalı üç ayaklı kuvvetler ayırımı, çağdaş anayasal düzenin özüne bağlılığı işaret eder.

Mevcut anayasal düzenin güçlendirmeye gereksinimi vardır.

Güçlendirmenin değerlendirilmesi yerine, mevcut kuvvetler ayırımının negatif etkileşimle yıpratılmasına neden olunmamalıdır.

Nasıl oturursak oturalım, doğru konuşalım.

Mevcut siyasi anlayış içinde yargının bağımsızlığının iktidar tarafından benimsenmesinde kültürel sıkıntılar var.

Anayasaya, yasalara aykırı uygulamaların yargıdan dönmesi durumlarında, “Ülkeyi biz mi mahkemeler mi yönetecek?” sorusunun sık sık seslendirildiğini biliyoruz.

Hukukun üstünlüğüne öncelikle hükümet edenler, siyasiler saygı gösterecek.

Yargı, hukukun üstünlüğünün kurumsal bekçisidir.

Darbe demek, hukuk düzenini hançerlemektir.

Hukuk düzeni her zaman silah gücüyle hançerlenmez.

Çoğunluk gücüne sahip olanlar, o güçle her türlü icraatı hak sayarsa, zamanla hukuku da unutur.

Yargının bir görevi de, anlaşılır bir dille hukukun üstünlüğünü, yargının etkin bağımsızlığını anlatmaktır.

***

Dün Yüksek Mahkeme Başkanı Bertan Özerdağ’ın önemli bir açıklaması vardı.

Yüksek Mahkeme Başkanı Bertan Özerdağ, Bakanlar Kurulu tarafından alınan “Ozanköy`de mahkeme binası yapılabilmesi amaçlı arazi verilmesi”  başlıklı  kararın düzeltilmesi ve mahkemelerin ihtiyaç duymakta olduğu arazi tahsisinin yapılması beklentisi içerisinde olduklarını açıkladı.

Açıklamanın özü ve de amacı buydu.

***

Sözcüklerin özenle seçildiği bir açıklamaydı.

Suçlama yoktu, polemiğe davetiye yoktu.

Hükümete bu güne kadar yapılan, en seviyeli ama önemi en yüksek uyarı metniydi, dünkü açıklama.

Özerdağ, “KKTC bir hukuk devletidir. Yasama ve yürütme ile birlikte yargı, devletin ayakta durmasında yaşamsal önemi olan kurumsal yapıdır. Yargının bu kurumsal yapı altında anayasal görevlerini yerine getirebilmesi  yasama ve yürütme tarafından yargının ihtiyaçlarının karşılanması ile sağlanabilir. Böylelikle yargı efektif şekilde çalışmalarını yürütebilir ve yargıya olan güven zedelenmez” ifadelerini kullanırken de bir kitaplık ifadeyi bir paragrafa sığdırıyordu.

***

KKTC, güvensizliğe zirve yaptıran suç patlaması yaşıyor.

Yargının bütünü, insan kaynaklarıyla davaları gecikmesiz ve adil olarak sonuçlandırmak istiyor. Ama hem yargıç sayısı, hem de mahkemelerdeki fiziki alt yapı yetersiz.

Bu durumda Özerdağ’ın şunları ifadesi yerinde değil mi?

“Gazi Mağusa Kaza Mahkemesinin fiziki altyapısı, Ağır Ceza Mahkemesine ve yeni yargıç görevlendirmesine müsait değildir. Ek bina yapılmasına olan ihtiyaç acildir.

Girne Kaza Mahkemesinin durumu da, Gazi Mağusa Mahkemesinden farksız değildir. Girne’deki mahkeme binası, ne yargıç ve mahkeme salonları için, ne de personel için yeterlidir.

 

   Girne Kaza Mahkemesinde, artan ceza davaları nedeniyle, ciddi güvenlik sorunları yaşanmaktadır. Bu sorunları gidermek için, Girne Kaza Mahkemesinin tam karşısında yer alan, bir kısmı Su İşlerine Dairesi’nin birkaç memuru tarafından kullanılan binanın tamamı ve yanındaki arsanın mahkemeye tahsis edilmesini defalarca talep ettik. Maalesef aylardır bu taleplerimize cevap alamazken, söz konusu binada işgalci konumunda bulunan şahsa, sanki mahkemeye arazi tahsis edilmiş başlığı ile arazi tahsis kararı alınması bizleri derinden üzmüştür.”

***

Ortada, halli zor bir durum yoktur…

Önce hatalı, yanlış bilgilendirmenin ürünü Ozanköy’deki arazi tahsisi kararı iptal edilecek.

Sonra da Mahkemelere alt yapı sorunlarını gidermek için arazi tahsisi yapılacak.

Ne zamana kadar?

Yeni Yüksek Mahkeme Binası tamamlanıp, açılışı yapılana kadar.

Üstel Hükümeti gerekli kararları kısa sürede verebilir mi?

Verebilir. Hem de çok kısa süre içinde.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu