Kahve için New York’a gitmenin manası yok.

Hiçbir alanda yakınlaşma sağlanmadan New York’a gidip görüşmenin bir getirisi olacak mı? Hiç sanmıyorum..
Peki Birleşmiş Milletler bunun farkında değil mi? Öyle ya onca masraf yapılacak New York’a gidilecek orada liderler hiçbir konuda ortak bir zemin de buluşmayacaklar ve elleri kolları boş yine adaya dönecekler.
Biz halklar olarak bundan yorulduk. 50 yıldır devam eden şu veya bu şekilde sonuçsuz kalan müzakerelerden de sıkıldık.
Dolayısıyla burada sonuçsuz kalan her başarısızlığın arkasında önce tarafların isteksizliği, sonra garantörlerin ayak oyunları ve nihayetinde Birleşmiş Milletlerin payı olması tesadüf değil elbette. Dolayısıyla iş olsun New York’a gelsinler küçücük adada birbirleri ile temas kurmaktan çekinen liderler New York’ta kahve içsinler birlikte yemek yesinler ve ülkelerine dönsünler havası diplomasinin gereği olsa da ortada duran gerçekleri görmezden gelmek çok doğru bir yöntem değil. Nitekim önceden bir zemin yaratılır,
BM bu zeminin üzerinden ilerleyecek argümanları hazırlar, garantör ülkeler de buna yeşil ışık yakar ve sonuç odaklı bir süreç içine girilir. Aksi takdirde burada hiçbir ilerlemenin söz konusu olmayacağını hepimiz tahmin edebiliriz. Hoş Birleşmiş Milletlerin bunun idraki içinde olduğunu düşünüyorum düşünmesine de bunun böyle yürümeyeceğini 50 yıldır öngörmemeleri sanır bir bana tuhaf gelmiyordur. Ha derseniz ki bu tarafların yakınlaşması bakımından önemlidir, ona da katılmam zira yakınlaşmak sadece kahve içmek, birlikte sosyal bir etkinlikte el sıkışıp üç beş kelam kesmekle de konuyla ilgili hiçbir ilerleme kaydedemez. Hoş bu ortamlar Kıbrıs’ta da pekala hazırlanabilir.
Velhasıl diyeceğim o ki, iki liderin Kıbrıs sorununa yaklaşımı bilindiği halde zemin hazırlanmadan ve sonuç odaklı adımlara geçilmeden New York’ta bir araya gelmeleri boşa kürek çekmekten başka bir şey değildir.
