Aziz KARAAZİZ

İpler Kimin Elinde Belli Değil..!

 

Hükümetin savaş kökenli ekonomik tedbirler çerçevesinde almış olduğu “kamu maaşlarında hayat pahalılığını dokuz ay erteleme” kararı girişime dönüşünce ortalık karıştı.
Hepimiz izledik, olanları tekrarlamaya gerek yok.
Esas mesela bundan sonrasının nasıl yaşanacağıdır.
Hafta sonunda Başbakan Ünal Üstel bir açıklama yaparak tasarının görüşülmesinin bir hafta ertelendiğini duyurdu.
Ama bu duyuru işleri daha da karıştırdı.
Muhalefet böyle bir uygulama olamayacağını, meclisin açılması ve tasarının komiteye geri gönderilmesi gereğinin üzerinde ısrarla durdu.
Pazartesi oldu, görüşmeler yapıldı ve sonuç: Durum hala belirsiz…
Net olan yegane şey meclisin bu hafta açılmayacağı..
Hükümetin bu konudaki kararı çok net değil.
Daha doğrusu, DP ve YDP Genel Başkanları konunun meclis komitesinde çözülmesi gerektiğini açıkça söylediler.
Ama büyük ortak UBP henüz karar vermiş değil.
Ya da verilmiş bir karar varsa da açıklanmadı.
UBP konuyu bakanlar kurulundaki görüşmenin sonrasında meclis grubunda görüşecek.
Çok çetin bir görüşme olacak, orası kesin.
Çünkü söz konusu tasarıya sadece UBP’deki “bilinen” muhalifler değil, bu konuya muhalif kalanlar da karşı çıkmakta.
Koalisyon ortaklarının tutumlarını da göz önüne aldığımızda UBP grup toplantısının çok uzun geçeceğini rahatlıkla söyleyebiliriz.
Bu toplantının kaderi elbette ki UBP Genel Başkanı ve Başbakan Ünal Üstel’in ellerinde olacak.
Başbakan bu toplantıyı iki farklı şekilde açabilir.
Ya kendi fikrini en başta ortaya koyar ve tepkilere bakar, ya da ilk başlarda sessiz kalarak toplantının gidişatını gözlemleyerek ona göre hareket eder.
Her iki türlü de uzun bir toplantı olacak.
Bakalım nasıl bir sonuç çıkacak.
Belki de UBP’de Parti Meclisi’nin toplanmasını gerektirecek bir durum bile oluşabilir.
Bunu bekleyip göreceğiz.
Hükümet kanadında işler böyle seyrederken, karşı tarafta da durum çok net değil.
CTP zaman zaman konuyu hayat pahalılığı ödeneğinden erken seçim talebine dönüştürmekte.
Bu da ister istemez bir takım kafa karışıklıklarına neden olmakta.
“acaba CTP hayat pahalılığı uygulamasını bahane ederek konuyu erken seçim tartışmasına mı çevirmek istiyor” diye kafasından geçiren kişi sayısı azımsanamayacak orana ulaştı.
Bu da bir yöntemdir elbette.
Muhalefet iktidarın hatalarını öne çıkararak bir fatura kesmek ve bedel ödetmek isteyebilir.
Hele ki bizdeki siyasi duruma bakıldığında bunu yapmayanı eleştirmek daha doğru olur.
Ama bunu yaparken da net olmak lazımdır.
Yani gelinen aşamada hükümete “komiteye geri çek” demenin bir anlamı kalmamıştır.
CTP’nin bu saatten sonra sadece erken seçime odaklanması ve bunun dışında bir seçeneği kabul etmemesi halk nezdinde daha fazla kabul görecektir.
Ama bu olmuyor.
Bakalım onlar da nasıl bir yol izleyecekler.
Sendikalar yaşanan olayların elbette ki baş aktörüdürler.
Çalışma yaşamımızın güçlü örgütleri olarak üyelerinin emeklerini korumak ve haklarına sahip çıkmak için yola çıkmışlardır.
Bunu yapmak en temel haklarıdır.
Yaparken kullandıkları yöntemleri ayrı tartışmak gerekir.
Onlar da gelinen aşamada sonraki adımdan çok emin değiller.
Hafta içerisinde başbakanlık önünde yapacakları eylemle hükümete “güvensizlik” mesajı verecekler.
Ama sonrası belli değil.
Şu an ipler hükümetin ve hatta UBP’nin elinde gibi görünse de durum öyle değil.
Muhalefet ile sendikalar da ipleri elinde tutmuyor.
Zaten öyle bir noktadayız ki kimse bunu yapmıyor.
Anlayacağınız ipin ucu kaçmış bir durumda.
Bu çok ciddi bir tehlikedir.
Umalım da taraflar bunu çok erken bir zamanda telafi edecek adımları atarlar…
Yoksa işimiz daha da zorlaşır…

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu