Bir başka “kaynak” sorgulaması!

Seçmen, patronluk kalıbına alışkın olmadığından, “benim bir oyumdan ne olacak” diye düşünse de siyasette “patron” halktır.
Siyasetteki rolünün “patron” diye tanımlanmasını seçmen biraz da “patronluğa” günlük hayatında alışkın olmadığından abartılı bulabilir ama seçimde risk alıp, yetki verecek olan odur. Bundan dolayı da inceleme ve sorgulama hakkına sahiptir. Bu haktan hareketle partilerin vaatlerini hayata geçirmesi için gerekli olacak “kaynağı” nasıl sağlayacakları seçim sürecinde sorgulanmalı.
Devletin halihazırda elindeki kaynak ve tasarruf ya da yeni alanların vergilendirilmesi yoluyla yaratılabilecek maddi kaynak kadar kritik öneme sahip başka bir kaynak daha vardır.
Partilerin tamamen kendi tercihleriyle yarattıkları, kontrollerinde olan bir kaynaktır bu. Aynı zamanda da seçim sürecinde seçmene sunulan en somut “tekliftir”.
O kaynak da vaatleri, hayata geçirecek insan kaynağı ve onların oluşturduğu yetkinliklerhavuzunun toplamıdır.
Seçmene teklif edilen beşerî kaynağın teknik yetkinliği kadar karakteri de partilerin toplam kalite anlayışının ve ciddiyetlerinin en somut göstergesidir.
Adayların özel hayatı elbette kendisini ilgilendirir ama özel hayatı dahil yaptığı tercihler ile yasama ve yürütme görevini ifa ederken baskı altında nasıl davranabileceğini “mühür ve tik” atarken dikkate almak seçmenin elindedir.
Vadetmek ile hayata geçirebilmek arasında fark vardır. Aradaki fark da bunu yapmaya ne kadar yetkin ve karakter sahibi motive olmuş bir ekibin ve liderin olduğunda saklıdır.
İş hayatında icra kurulunun planı ve yol haritasının sorgulanması yalnızca kurumun maddi kaynaklarının yeterli olup olmadığını değil, lider ve ekibin anlatılan plana teknik bilgi olarak hakimiyeti, inancı, coşkusu ve odaklanmaseviyesi de ortaya çıkmış olsun diye yapılıyor.
Vadettiğini anlatıp savunurken ortaya koyacağı ya da koyamayacağı tutkusunu görmek için özellikle bu yapılır.
Her iş planında olduğu gibi seçim kampanyasında da başarıyı getirmese de olmadığında başarısızlığı getiren bu unsurlar olduğu için bunun üzerinde bilinçli olarak durulur.
Bunun için söylenen kadar söyleyenin oluşturduğu ekibiyle bunu yapma yetkinliğini de düşünüp sorgulamak öne sürülen vaat kadar önemlidir. Hatta siyasetin düştüğü duruma bakınca bizim için vaatlerden daha da önemlidir.
Söylemde inanca dayalı coşku var ama konulara odaklanma, hakimiyet ve özgüven yoksa kanmamak lazım çünkü bunun bedelini seçmenin kendisi öder.
“Göreve gelince bakarız, hallederiz” ifadeleri anketlerin verdiği özgüvenle söylense de sontahlilde bir zafiyet ve hayal kırıklığının geliyor olduğunun da göstergesidir.
Toplumun bir iktidar değişimiyle farklı siyasi figürler ve çıkar gruplarıyla yaşayacağı bir hayal kırıklığına tahammülü yoktur. Hazmedecek durumda değildir. Toplum buna doymuştur.
Böyle bir tecrübe karşısında toplumu herhangi bir hedef etrafında tekrar konsolide etmek mümkün olmaz. Seçimi kimin kazanacağı bu olasılıktan dolayı tedirginlik kaynağıdır.
Anketlere değil hangi partinin konulara hakimiyeti ve tutkusu olduğunu size sundukları en somut teklif olan adayları yetkinlikleri ve karakterleri ışığında inceleyip fırsat olursa diyalog kurup karar vererek sandığa gidilecek.
Siyasete katılımın güneşli ama serin bir pazar günü en güzel kıyafetlerimizle gidip oy kullanmakla sınırlı kalmadığının bilincinde sandığa gitmek lazım.
Maddi kaynağı nereden bulacağa takılmayındiyenler var.
Peki o zaman görünen o ki, yalan söyleyemeyen ile doğruyu söyleyemeyen ve de doğru ile yanlışı ayırt edemeyenler arasında bir seçim olacak.


