Eleştiri Ayrı, Saygı Ayrı Bir Meseledir

Toplumların hafızasında derin izler bırakan liderler, sadece yaptıklarıyla değil, uğruna bedel ödemeye hazır oldukları ideallerle de hatırlanır. Rauf Denktaş, Kıbrıs Türk halkı için tam da böyle bir figürdü. Onunla birçok kez televizyon programlarında bir araya gelme fırsatı buldum. Düşüncelerini hem dinleme hem de kamuoyuna aktarma imkânım oldu. Çoğu fikrine katılmasam da Denktaş Bey’i son derece akıllı, çalışkan, üretken ve inançlarına sıkı sıkıya bağlı bir lider olarak tanıdım. Geriye dönüp baktığımda, bunlar benim için sadece bir izlenim değil, defalarca doğrulanan bir gerçekliktir.
Denktaş Bey, fikirleri ve mücadelesiyle şekillendirdiği siyasi hayatı boyunca sadece kendi halkının değil, tüm bölgenin kaderine etki eden bir isimdi. Katıldığım yayınlarda anlattıkları, yazdığı kitaplar ve hayatı boyunca verdiği demeçler, onun ne denli derin bir hukukçu, ne kadar ilkeli bir siyasetçi ve ne kadar güçlü bir lider olduğunu gözler önüne seriyordu.
Bu bağlamda son dönemde yayımlanan bir kitap ve özellikle kapağında yer alan bazı ifadeler beni hem üzdü hem de rahatsız etti. Söz konusu eseri okumadım; içeriği hakkında yorum yapmam doğru olmaz. Ancak kapağında yer alan ve burada tekrar etmeyi tercih etmediğim ifadelerin, bırakın Kıbrıs Türk halkının tarihine yön vermiş bir şahsiyeti, herhangi bir vefat etmiş insan için bile kullanılmasını, ne insani değerlere ne de toplumumuzun kültürel terbiyesine uygun buluyorum.
Eleştiri elbette demokrasinin olmazsa olmazıdır. Düşünce özgürlüğü, kişiliklere değil, fikirlerin tartışılmasına dayalı olduğunda değerlidir. Fakat bu özgürlük, hakarete dönüşmemeli; hele ki artık aramızda olmayan bir kişiye yöneldiğinde, bu daha da hassas bir mesele haline gelir. Bu noktada, Denktaş Bey gibi tarihsel bir kişiliğe saygı duymak için onunla aynı fikirleri paylaşmak gerekmez. Aksine, farklı düşünen insanların bile onun mücadele azmine, liderlik vasfına, fedakârlıklarına ve hukuk alanındaki birikimine saygı göstermesi gerekir.
Toplum olarak geçmişimize, tarihsel figürlerimize yaklaşımımızda daha ölçülü, daha saygılı ve daha sorumlu bir dil kullanmak zorundayız. Herkesin ortak mirası olan tarihe yapılan hoyratça müdahaleler, sadece kişilere değil, toplumsal hafızamıza da zarar verir.
Rauf Denktaş, elbette eleştirilebilir. Ancak bu eleştirinin tonu, dili ve amacı çok önemlidir. Geride bıraktığı mirası değerlendirmek istiyorsak, bunu dürüstlük, adalet ve saygı çerçevesinde yapmalıyız. Çünkü geçmişle hesaplaşmak, ona saldırmakla değil, onu anlamakla mümkün olur.
