Derviş DoğanYazarlar

Garantör Vurgusu Ne Anlama Geliyor…

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres’in adaya gerçekleştirdiği ziyaret, sadece nezaket görüşmelerinden ibaret değildi. Her iki tarafın liderleriyle yaptığı temaslar ve sonrasında verdiği mesajlar, Kıbrıs meselesinde uluslararası toplumun önümüzdeki döneme ilişkin beklentilerini de ortaya koydu.

Guterres’in açıklamalarında elbette çözüm arayışlarına destek, diyalog çağrısı ve Güven Yaratıcı Önlemler öne çıktı. Ancak dikkatle dinleyenler için bir başka unsur daha vardı ki, bana göre ziyaretin en önemli mesajı da buydu: Garantör ülkelerin sürece daha fazla katkı vermesi gerektiği yönündeki açık vurgu yaptı.

Bu ifade sıradan bir diplomatik nezaket cümlesi olarak değerlendirilmemelidir. Çünkü Kıbrıs meselesinde Türkiye, Yunanistan ve Birleşik Krallık yalnızca süreci izleyen ülkeler değil, aynı zamanda uluslararası anlaşmalarla belirlenmiş garantör devletlerdir. Dolayısıyla kalıcı bir çözüm arayışında bu üç ülkenin yapıcı katkısı olmadan ilerleme sağlanmasının oldukça güç olduğu uzun yıllardır görülmektedir.

Guterres’in bu mesajı, aslında yeni bir müzakere zemininin oluşturulması için garantörlerin daha aktif bir diplomasi yürütmesine duyulan ihtiyacı da ortaya koyuyor. Taraflar arasındaki görüş ayrılıkları devam ederken, garantör ülkelerin güven artırıcı ve uzlaştırıcı rol üstlenmeleri bekleniyor.

Öte yandan Güven Yaratıcı Önlemler konusundaki vurgu da dikkat çekiciydi. Çünkü güven inşa edilmeden kapsamlı bir siyasi anlaşmanın sağlanması neredeyse imkânsızdır. Kapılar, ticaret, çevre, enerji, kültürel miras ve günlük yaşamı kolaylaştıracak adımlar, siyasi çözümün yerine geçmese de çözüm için gerekli zemini hazırlayabilir.

Asıl soru ise şudur: Guterres’in verdiği mesaj garantör başkentlerinde nasıl karşılanacak? Ankara, Atina ve Londra bu çağrıyı yeni bir diplomatik hareketlilik için fırsat olarak mı görecek, yoksa mevcut pozisyonlarını korumayı mı tercih edecek?

Kıbrıs sorunu onlarca yıldır çözüm bekleyen en karmaşık uluslararası ihtilaflardan biri olmayı sürdürüyor. Bu nedenle artık sembolik açıklamalardan çok, somut adımlara ihtiyaç duyulduğu açıktır.

Şimdi gözler yapılacak üçlü görüşmede ve sonrasında gerçekleştirilecek basın toplantısında olacak. Verilecek mesajlar yalnızca bugünü değil, önümüzdeki aylarda Kıbrıs meselesinin hangi istikamette ilerleyeceğine dair önemli ipuçları da verecektir.

Belki de Guterres’in ziyaretinin en önemli sonucu, çözüm yolunda yalnızca tarafların değil, garantör ülkelerin de yeniden sorumluluk üstlenmeleri gerektiğinin uluslararası kamuoyuna güçlü bir şekilde hatırlatılmış olmasıdır. Eğer bu mesaj karşılık bulursa, uzun süredir durağan seyreden Kıbrıs diplomasisinde yeni bir hareketlilik başlayabilir. Aksi hâlde, iyi niyet açıklamalarının ötesine geçilemeyen bir süreç daha geride kalacaktır.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu