Kıbrıs sorununda artık slogan değil akıl zamanı.

.1974’ün üzerinden 52 yıl geçti.
Dile kolay…
Yarım asırdan fazla zaman.
Bu 52 yılda Kıbrıs’ın nüfusu değişti, ekonomisi değişti, şehirleri değişti, mülkiyet yapısı değişti. İnsanların yaşamları, beklentileri, korkuları, gelecek hesapları değişti.
Değişmeyen ne?
Siyasette kullanılan bazı ezber cümleler.
Kıbrıs sorununu hâlâ 1960’ların, 1970’lerin sözlüğüyle konuşmaya çalışanlar var.
Olmaz.
Geçmişi unutmayacağız ama bugünü de geçmişin fotoğrafına mahkûm etmeyeceğiz.
Dün siyasi olarak oldukça muhalif duran, görüşlerine değer verdiğim bir arkadaşımla konuşuyordum.
Dedi ki:
“Önce mevcut durumu doğru tespit edeceğiz. Sonra ne yapılabileceğini konuşacağız.”
Aslında bütün mesele budur.
Biz ne yapıyoruz?
Önce kendi istediğimiz sonucu ilan ediyoruz, sonra gerçekleri o sonuca uydurmaya çalışıyoruz.
Olmaz.
Öyle bir olasılık hiç yok ama farz edelim Türkiye yarın sabah, “Ben artık yokum” dedi.
Askerini çekti, ekonomik desteğini kesti, Kıbrıs Türk tarafıyla bütün bağlarını kopardı.
Sonra?
Özellikle Türkiye’nin buradaki varlığına “işgal” diyenlere soruyorum:
Ertesi sabah nasıl bir Kıbrıs olacak?
Kıbrıslı Türklerin tamamının ya da büyük çoğunluğunun, “Ne güzel oldu” diyeceği mi sanılıyor?
Bir başka kesim de, “Tek çözüm, Kıbrıs Cumhuriyeti’ne dönmektir” diyor.
Peki dönelim.
Nasıl?
Hangi şartlarla?
Kıbrıslı Türkler topluca, “Kıbrıs Cumhuriyeti’ne dönmek istiyoruz” dese, Kıbrıs Rum liderliği bugünkü şartlarda hangi yetkileri, hangi siyasi eşitliği, hangi güvenlik düzenini kabul edecek?
Bunu sormak suç mu?
Hayır.
Bunları sormadan çözüm konuşmak, adresi bilmeden yola çıkmaya benzer.
***
Bir de mülkiyet meselesi var.
Girne’ye bakalım.
1974’te 6-7 bin kişinin yaşadığı Girne bugün yüz binin üzerinde insanın yaşadığı büyük bir yerleşim alanına dönüşmüş durumda.
1974’teki toplam kapalı alan şimdi herhalde 1000 kat fazlaya ulaştı. Eski Girne’nin üzerine onlarca Girne, yapıldı.
Mülkiyetler defalarca el değiştirdi.
Yeni kuşaklar doğdu, büyüdü.
Şimdi Rum tarafı ve de birileri çıkıp, “Her şeyi 1974’e geri döndürelim” diyebiliyor.
Söylemesi kolay.
Nasıl yapılacak?
***
Elbette insanların bireysel mülkiyet hakları vardır.
Uluslararası hukuk vardır.
Mağduriyetler giderilmelidir.
Ama 52 yıllık toplumsal ve ekonomik gerçeği silgiyle siler gibi silemezsiniz.
Kıbrıs sorunundaki en büyük sıkıntılardan biri de budur…
Gerçeklerle değil sloganlarla konuşuyoruz.
Üstelik bu hastalık yalnız sağda ya da solda değil.
Her tarafta var.
Bazılarının siyasi sözlüğü yüz kelimeden oluşuyor.
Aynı cümleler…
Aynı suçlamalar…
Aynı ezberler…
Yıllardır dönüp dolaşıp aynı yerdeler.
Birbirimizin geçmişini sorgulamayı da çok seviyoruz.
Peki kendi geçmişimiz?
Başkalarına ayna tutarken insan arada bir kendisine de bakmalı.
Kıbrıs sorununda artık slogan değil akıl zamanı.
Geçmişi unutmayacağız.
Ama 52 yılın yarattığı gerçekliği de inkâr etmeyeceğiz.
Çünkü bugünün gerçeklerini kabul etmeden yarının Kıbrıs’ını kuramazsınız.




