Konfor Alanlarından Çıkmıyorlar

Siyasette gerçek samimiyet, meydanlarda verilen vaatlerle değil, kişinin kendi çıkarlarına dokunan kararlar alabilmesiyle ölçülür.
Bugün Kuzey Kıbrıs’ta halkın büyük bir kısmı hayat pahalılığıyla mücadele ediyor. Gençler geleceklerini başka ülkelerde arıyor, emekliler ay sonunu hesaplıyor, çalışanlar maaşlarının eriyişini izliyor. Buna rağmen siyasetin kendi ayrıcalıklarını tartışmaktan dahi kaçınması, toplumla yönetilenler arasındaki mesafenin her geçen gün biraz daha açılmasına neden oluyor.
Sorun yalnızca ekonomik değildir; sorun güven meselesidir. İnsanlar fedakârlığın sadece kendilerinden beklendiğini düşündüklerinde, devlete ve siyasete olan inançlarını da kaybetmeye başlarlar.
Belki de bugün en çok ihtiyaç duyduğumuz şey yeni bir ekonomik paket değil, yeni bir siyasi anlayıştır. Makamı bir ayrıcalık değil, bir sorumluluk olarak gören; halktan istediğini önce kendisinden talep eden bir anlayış…
Çünkü toplumlar yoksullukla yaşayabilir, zorluklara direnebilir; ancak adaletsizlik duygusuyla uzun süre ayakta kalamazlar. Dolayısıyla şunu çok net ortaya koyalım, Kuzey Kıbrıs’ta siyaset kurumu iktidarıyla muhalefetiyle ortak paydalar üzerinden kendilerine yarattıkları hareket alanı içinde halkın sırtına basa basa kurdukları düzenin yine kendilerine sağladığı konfor alanlarından vazgeçmiyorlar
