Seçim vaadi mi, seçmenle anlaşma mı?

Şaka etmiyorum. Keşke seçimler iki yılda bir olsa.
Verilen sözlerle icraatların arası bu kadar açılmazdı. “Nasıl olsa seçime daha çok zaman var” rahatlığıyla yüreklerde acıya, mutfaklarda yangına neden olan kararlar almak da kolay olmazdı.
Vatandaş, köprüyü geçene kadar dayı, geçtikten sonra ayı muamelesi görmezdi.
***
Elbette sık seçimlerin maliyeti, yönetimde sürekliliğe etkisi tartışılır. Benim derdim, sandığı sürekli kurmaktan çok, sandıkta verilen sözün sürekli hatırlanmasıdır.
Temsili demokraside seçmenin oyu istenirken yapılacaklar anlatılır. Vatandaş da bunları değerlendirerek tercihini yapar. Bir bakıma taraflar arasında anlaşma kurulur.
Oy, beş yıl boyunca, seçilmişlerin her istediğinizi yapabileceğiniz açık çek değildir.
Hele hükümette bulunan partilerin yeni vaatlerle seçmenin karşısına çıkması, muhalefet kadar kolay olmamalıdır. Çünkü karşılarına çok haklı bir soru çıkar: “Bunca zamandır neden yapmadınız?”
Ünal Üstel’in başbakanlığındaki hükümet, uzun bir görev dönemini geride bırakıyor. Ankara’yla uyum içerisinde önemli projelerin hayata geçirilmiş olması, hükümetin yeni dönem için Türkiye’nin desteğini gerektiren projeler açıklamasına da zemin oluşturuyor.
Yapılanı yok saymak gazetecilik değildir. Yapılmayanı sormamak da değildir.
6 Aralık seçimlerine sayılı günler kaldı. Üstel’in açıkladığı projelerin bir bölümü için seçimin sonucunu beklemeye gerek olmadığı kanaatindeyim. Mevcut yetki ve kaynaklarla yapılabilecek işler, seçim yasakları başlamadan gerçekleştirilebiliyorsa gerçekleştirilsin. Vatandaşın ihtiyacı, seçim takvimine göre doğmuyor.
***
Muhalefet, ortaya konulanları “seçim vaadi” diyerek eleştirecektir. Eleştirmelidir de. Ancak tartışma, yalnızca bu iki kelimeye sıkışmamalıdır.
Kaynak nereden bulunacak? Kimler yararlanacak? Uygulama ne zaman başlayacak? Verilen parasal destek, hayat pahalılığı karşısında ne kadar anlam taşıyacak? Bu sorular siyaseti yararlı bir zemine taşır.
***
Ben hayata sol pencereden, sosyal demokrat anlayışla, sosyal devletin sorumluluklarını önemseyerek bakarım. Üstel’in söylediklerinde bu pencereden olumlu değerlendirdiğim içerikler buldum.
Bunu söylemekten çekinmem. Her fırsatta ifade ederim: Sovyetler Birliği’nin dağılmasını sosyalizmin bütün değerlerinin iflası saymam. Sosyalizmin ilkeleri, kapitalist ülkelerde de insan odaklı politikalara rehber olmuştur. Emeğin korunması, insana değer verilmesi, eğitim ve sağlıkta fırsat eşitliği, kapitalist ülkelerde de sosyal devlet anlayışının temel talepleri arasındadır.
***
Sosyal devlet, vatandaşına seçim yaklaşınca yardım dağıtan devlet değildir. İnsanın onurunu koruyan, hakkını güvenceye alan, desteği kişisel yakınlığa göre vermeyen devlettir.
Bir projenin sosyal niteliği, yalnızca adında aile, gençlik ya da emek sözcüğünün bulunmasıyla anlaşılmaz. Ölçü, dar gelirlinin hayatında yaratacağı somut iyileşmedir. Çalışanın kazancı erirken, dar ve sabit gelirlinin alım gücü düşerken, gençler geleceğini başka ülkelerde ararken açıklanan her destek bu gerçeklerle birlikte değerlendirilmelidir.
Vatandaşa nefes aldıran düzenleme değerlidir. Fakat o nefesin, hakkın kalıcı bir güvenceye dönüşmesi gerekir. Bunun hesabı bugünden açıkça ortaya konulmalı, seçmen uygulamanın nasıl sürdürüleceğini bilmelidir.
***
Ünal Üstel ve UBP, açıkladıkları projelerle ellerini taşın altına koyuyor.
Sandıktan ne çıkacağını bilmiyoruz. Ancak UBP yeniden hükümet sorumluluğu üstlenecek güce ulaşırsa, bugün verdiği sözleri yarına, sonraki yıla, başka bir seçime öteleyemez.
Ötelemeye kalkışanlar kendi siyasi geleceklerini tüketirken, UBP’nin güvenilirliğine de ağır zarar verir. Sonunda partinin ruhuna el Fatiha dedirtirler.
***
UBP’nin seçim programı kitapçığını merakla bekliyorum. Orada yazılanlar, seçmenle yapılacak anlaşmanın yazılı metnidir. Her sözün karşısına kaynak, takvim ve sorumlu konulmalıdır.
Propaganda yapmak başka, seçmenle sorumluluk üstlenerek anlaşmak başkadır.
Seçmen de o kitapçığı saklasın. Sandıktan sonra açıp baksın. Söylenenle yapılanı karşılaştırsın.
İktidar hangi parti olursa olsun görevi verdiği sözleri unutturmak unutturmak değil, yerine getirmektir. O günün muhalefetinin görevi de verilen sözlerin peşini bırakmamaktır. Vatandaşın hafızası, seçim meydanındaki alkıştan daha güçlü bir denetimdir.
Demokrasi, oy verdikten sonra susmak değildir.
Sözü fazla uzatmaya gerek yok.
Hade hayırlısı.




