Aziz KARAAZİZ

Hürmüz Boğazı ve Sosyal Medyamız…

 

Dünya gündemi kadar ülkemizin gündemine de bağlı kalmamız elbette son derece doğal hatta gereklidir de.
Ama tabii ki bunun da bir ölçüsü olmalı.
Dünyaya bakıyoruz, İsrail ile Lübnan arasında varılan ateşkes sonrası İran’ın Hürmüz Boğazı’nı yeniden gemi geçişlerine açması gündemin ilk sırasında.
Gemilerin geçişlerinin başlamasıyla hızla gerileyen petrol fiyatları ve yükselen borsa değerleri tüm haber merkezlerinin ilk haberleri oluyor.
Ama bizde durum değişik.
Bizde ana gündem hala sosyal medyada silinen haberler ve kapanan hesaplar.
Elbette önemli ve elbette bunun sorumlu ya da sorumlularının niyetleriyle birlikte tespit edilmesi lazım.
Ama bu şimdilik çok uzak bir gelişme.
Öte yandan meclisimizin pazartesi günü ne yapacağını bile bilmiyoruz.
Yasama gününde gündem ne olacak, hepimizin merak konusu.
O konu henüz netleşmiş değil.
İç siyasi çekişmelerin tavan yaptığı bir süreçteyiz.
Bu iyi bir durum değil.
Seçimin yaklaşması böylesi bir süreç yaratmış olabilir ama buna kapılıp gitmemeliyiz.
Siyaseti yönetenlerin bu noktada sorumlulukları çok büyük.
Yapacakları açıklamalar ile toplumun gereksiz bir gerilime sürüklenmesinin önüne geçmeleri gerekmekte.
Soğukkanlı kalmaya ve doğru düşünüp doğru kararlar almaya çok fazla ihtiyacımız olan bir dönemde iç siyasi çekişmelerin heyecanı ile sürüklenmek bize çok şey kaybettirir.
Ekonomideki belirsizlik sadece hükümetin sorunu değildir.
Hükümet bu işin sorumlusudur ama sonuçlarını hepimiz göğüsleyeceğiz.
O nedenle de çözüm üretmek herkesin görevidir.
Ekonomik sorunları çözmek için seçimi beklemek tamamen intihar olur.
Bugünkü duruma baktığımızda seçim sonrasında kurtaracak bir ekonomimiz kalmayacağını görmek çok da zor değil.
İran savaşında nispeten bir iyiye gidiş süreci başlamışken bunu bir nefes alma şansına çevirmeliyiz.
Bunu sağlayacak doğru kararları almak hükümetin, bu kararları uygulamak ise hepimizin görevidir.
İçerisinde bulunduğumuz durumun ciddiyetini kavramak ve bunun bir siyasi avantaj olmadığını, aksine siyaseti çaresiz kılacak bir hastalık hali olduğunu görmeliyiz.
Eğer gerçekten bu ülkeyi seviyorsak bu hepimizin yapmakla zorunlu olduğu bir görevdir.
Gündem ayarlarımızı yeniden gözden geçirelim ve siyasi hesaplaşma yanında yarını kurtaracak doğru adımları atma gayretinde olalım…

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu