Kum sineği belası!

Deri ve Zührevi Hastalıklar Uzmanı Dr. Fatma Deniz, Akdeniz’de sessiz ilerleyen bir enfeksiyon olan Leishmania (Şark Çıbanı) enfeksiyonunun tanı, tedavi ve ayırt edici özelliklerini anlattı
Candan MERT
Sessizce sokan küçücük bir sinek, aylar sonra ortaya çıkan inatçı bir yaraya dönüşebiliyor. Halk arasında “Şark Çıbanı” olarak bilinen Leishmania enfeksiyonu, çoğu zaman sıradan bir böcek ısırığıyla karıştırılsa da, geç fark edildiğinde kalıcı izler bırakabilen önemli bir sağlık sorunu olarak karşımıza çıkıyor.
Deri ve Zührevi Hastalıklar Uzmanı Dr. Fatma Deniz, KIBRIS’a yaptığı açıklamasında Leishmania hastalığının tanı ve tedavi sürecinden bahsederken, aynı zamanda hastalığın ayırt edici özelliklerini ve korunma yollarını da anlattı.
“Isırığın ardından 4-8 ay sonra ortaya çıkar”
Leishmania hastalığının ülkemiz genelinde yüzde 2.5 – 3 oranında görülebildiğini ifade eden Dr. Deniz, bu hastalığın deride, enfekte dişi kum sineklerinin kan emmek için insanı ısırdığı bölgede görüldüğünü dile getirdi. Kum sineği tarafından ısırılmanın ardından ortalama 4-8 ay sonra bu enfeksiyonun başladığını aktaran Deniz, hastalığın önce genellikle el, kol, bacak ve yüz gibi vücudun açıkta kalan bölgelerinde başladığını ve aylar sonra ısırılan bölgede sivilceye benzer, zamanla 1-2 cm çapına ulaşabilen yaralar halini aldığını vurguladı.
Hastalığın ilerleme sürecinden bahseden Dr. Fatma Deniz, bölgede başlangıçta kaşıntılı, kırmızı, sert ve ağrısız bir kabarcık oluştuğunu belirtti. Bu kabarcığın zamanla büyüyerek deriden kabarık, yara benzeri bir şişliğe dönüştüğünü kaydeden Deniz, şişliğin merkezinin zamanla açılarak tipik, kenarları yüksek, ortası çukur ve yara olan “Şark Çıbanı” formunu aldığını ifade etti.
“Normal böcek ısırığından farklı görünür”
Şark Çıbanı’nın sıradan bir böcek ısırığından ayırt edici özelliklerine değinen Deniz, bu enfeksiyonun başlangıçta böcek ısırığına benzer şekilde görülebildiğini ancak zamanla gösterdikleri farklı gelişim süreçleri ile ayırt edilebildiğini dile getirdi. Böcek ısırığından birkaç dakika veya saat sonra kaşıntı, şişlik ve kızarıklık başladığını aktaran Dr. Deniz, bunun en fazla 1-2 hafta içerisinde kendiliğinden geçtiğini söyledi. Deniz, Şark Çıbanı’na bağlı ısırığın, normal bir böcek ısırığından farkının ise, ‘Şark Çıbanı ısırığından haftalar, hatta aylar sonra deri üzerinde küçük bir kabarıklık belirmesi’ olduğunu vurguladı.
Bu enfeksiyonun tanı sürecinden bahseden Dr. Fatma Deniz, “Hastalığın tanısı, cildi mi yoksa iç organları mı etkilediğine göre farklı testlerle konur. Doktor önce hastayı muayene eder, gerekirse küçük bir doku örneği alır ve laboratuvarda inceler. Yapılan kan ve laboratuvar testlerinde hastalığa neden olan parazit tespit edilerek tanı kesinleştirilir” ifadelerini kullandı. Şark Çıbanı’nın ciltte kronik ve iyileşmeyen yaralar şeklinde seyretmesinden dolayı birçok hastalıkla karıştırılabileceğine dikkat çeken Deniz, “Deri Leishmaniasi, bakteriyel enfeksiyonlar, mantar enfeksiyonları, cilt kanserleri, kronik yaralar, enfekte böcek ısırması, atipik mikobakteriyel enfeksiyonları, şarbon hastalığı ile karışabilir” dedi.
“Sıklıkla kalıcı iz bırakır”
Hastalığın tedavisi hakkında da açıklamalarda bulunan Uzman Deniz, tedavide küçük ve az sayıda deri lezyonu için lezyon içine ilaç enjeksiyonu veya kriyoterapi (dondurma) uygulandığını aktardı. Tedavi süresinin, lezyonun yerine ve türüne bağlı olarak değişebildiğinin altını çizen Deniz, bazı vakalarda iyileşmenin aylar sürebildiğine vurgu yaptı. Yaraların genel olarak birkaç ay içinde iyileştiğini belirten Fatma Deniz, bunun yanında sıklıkla kalıcı bir iz bıraktığını ifade etti. Bağışıklık sistemi güçlü olan bazı bireylerde deri lezyonlarının kendiliğinden iyileşebildiğini dile getiren Dr. Deniz, konuşmasında, “Özellikle deri lezyonları, enfeksiyon kapmaması ve yara izini en aza indirmek için erken tedavi edilmelidir. Belirtiler görüldüğünde bir sağlık kuruluşuna başvurulması gereklidir” ifadelerine yer verdi.
“Sineklik delikleri ince olmalı”
Hastalıktan korunmak için de uyarılarda bulunan Uzman Dr. Fatma Deniz, korunmanın temelinin kum sineğinin ısırmasını engellemeye dayandığını vurguladı. Özellikle sineklerin en aktif olduğu zaman olan akşam ve gece saatlerinde açıkta kalan cilde sinek kovucuların uygulanmasının önemli olduğunun altını çizen Deniz,
bunun yanında bu saatlerde mümkün olduğu kadar kapalı kıyafetlerin tercih edilmesinin de koruyucu olacağını söyledi. Deniz, özellikle kırsal veya sineklerin yoğun olduğu bölgelerde cibinlik kullanılmasının uygun olacağını kaydederken, “Tatarcık (kum) sinekleri çok küçük olduğundan sinekliklerin delikleri çok ince gözenekli olmalıdır” uyarısında bulundu.
“İnsandan insana bulaşmaz”
Tatarcık sineklerinin nemli, karanlık ve organik atıkların olduğu yerlerde ürediğine dikkat çeken Dr. Fatma Deniz, ev çevresindeki çöplerin, hayvan dışkılarının ve organik atıkların temizlenmesinin de sinek popülasyonunu azaltacağını dile getirdi. Tüm bunların yanında köpeklerin, Leishmania parazitinin en önemli taşıyıcıları olduğunu vurgulayan Deniz, köpekler için de uyarılarda bulundu:
“Köpekler için leishmaniasis’e özel böcek kovucu tasmalar kullanın. Köpeğinizi düzenli olarak veteriner hekim kontrolüne götürün ve parazit ilaçlarını aksatmayın. Sineklerin aktif olduğu gün batımından gün doğumuna kadar köpekleri içeride veya korumalı alanlarda tutun.”
Şark Çıbanı’nın insandan insana veya hasta köpeğin ısırmasıyla kesinlikle bulaşmadığının altını çizen Dr. Fatma Deniz, “Bu enfeksiyon, mutlaka tatarcık yani kum sineği, yakarca dediğimiz hasta sineklerin ısırması sonucu bulaşmaktadır” ifadeleriyle konuşmasını sonlandırdı.




