Derviş DoğanYazarlar

Aynı Ada, Ama…

Aramızda yalnızca bir sınır kapısı var. Ancak ekonomik gerçekliklere baktığınızda sanki iki farklı kıtadan söz ediyormuşuz hissine kapılıyorsunuz.

Güney Kıbrıs’ta yaklaşık üç yıldır zaman zaman aynı restorana gidiyorum. Bu süre boyunca ödediğim hesap neredeyse hiç değişmedi. Aynı durum marketlerde de geçerli. Üç yıl önce satın aldığınız birçok ürünü bugün de aynı ya da çok yakın bir fiyata bulabiliyorsunuz. Bu, tesadüf değildir. Bu; enflasyonun kontrol altında tutulduğunu, fiyat istikrarının sağlandığını ve vatandaşın alım gücünün korunmaya çalışıldığını gösteren somut bir tablodur.

Kuzey Kıbrıs’ta ise bambaşka bir manzara ile karşı karşıyayız. Bugün aldığınız bir ürünün fiyatı, birkaç gün sonra değişebiliyor. Market raflarındaki etiketler adeta zam yarışına girmiş durumda. Restoranlar, kafeler, temel gıda ürünleri, kira, elektrik, akaryakıt… Hayatın her alanında sürekli artan maliyetlerle karşılaşıyoruz. Gelirler ise aynı hızla artmadığı için vatandaşın alım gücü her geçen gün biraz daha eriyor.

Elbette dünyada enflasyon yaşayan tek ülke biz değiliz. Ancak önemli olan, bu enflasyonla nasıl mücadele edildiğidir. Devletin görevi yalnızca fiyat artışlarını izlemek değil; gerekli ekonomik tedbirleri alarak piyasayı dengelemek, üretimi desteklemek, rekabeti artırmak ve vatandaşın yaşamını kolaylaştıracak politikalar geliştirmektir.

Ne yazık ki Kuzey Kıbrıs’ta uzun zamandır bunun tam tersini görüyoruz. Sorunlar büyüyor, hayat pahalılığı derinleşiyor; fakat kalıcı çözümler üretmek yerine günü kurtaran uygulamalarla yetiniliyor. Vatandaş ise her geçen gün biraz daha yoksullaşıyor, geleceğe dair umutlarını kaybediyor.

İşin en düşündürücü tarafı ise bu tablonun artık olağan kabul edilmeye başlanmasıdır. Sürekli zam haberleri normalleşmiş, fiyatların durmadan yükselmesi hayatın kaçınılmaz bir gerçeği gibi algılanır olmuştur. Oysa normal olan bu değildir. Aynı adanın diğer yarısında insanlar yıllarca aynı ürünü aynı fiyata alabiliyorsa, bunun nedenlerini sorgulamak ve kendi eksiklerimizi cesaretle konuşmak zorundayız.

Ekonomi yalnızca rakamlardan ibaret değildir. Ekonomi, insanların mutfağıdır, sofrasıdır, geleceğe dair kurduğu hayallerdir. Bir yönetimin başarısı da en çok vatandaşının cebindeki paranın değerini ne kadar koruyabildiğiyle ölçülür.

Bugün Kuzey Kıbrıs’ın en büyük ihtiyacı, hayat pahalılığını kader olarak gören değil; fiyat istikrarını sağlayacak, üretimi güçlendirecek ve vatandaşın alım gücünü koruyacak kararlı ve uzun vadeli bir ekonomik anlayıştır. Çünkü umut, ancak insanlar yarın alışverişe çıktığında bugünden daha fakir olmayacağını bildiği zaman yeniden yeşerir.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu