Bu Bedeli Tüm Üniversiteler Ödüyor

Fas’ın, Kuzey Kıbrıs’ta faaliyet gösteren üniversitelerden alınan diplomaları geçersiz sayma kararı, sıradan bir bürokratik işlem değildir. Bu karar, yıllardır “yükseköğretim ülkesi” olma iddiasıyla övünen KKTC için ciddi bir itibar kaybıdır.
Peki, bu noktaya nasıl gelindi?
Yıllardır her eleştiriyi “siyasi ambargo” diyerek açıklamaya çalıştık. Elbette uluslararası tanınmama gerçeği, yükseköğretim alanında çeşitli zorluklar yaratmaktadır. Ancak her sorunun sorumluluğunu dış dünyaya yüklemek de kolaycılıktan başka bir şey değildir.
Çünkü aynaya bakmayı uzun zamandır ihmal ediyoruz.
Yakın zamanda bir üniversitede patlak veren sahte diploma skandalı hâlâ hafızalardaki yerini koruyor. Günlerce manşetlerden düşmedi. Kamuoyu büyük bir hesaplaşma bekledi. Bazı kişiler yargı önüne çıkarıldı.
Peki ya üniversite?
Hiçbir şey olmamış gibi eğitim vermeye devam etti.
İşte asıl sorgulanması gereken nokta budur.
Bir kurumun çatısı altında böylesine ağır iddialar ortaya çıkıyorsa, o kurumun denetim mekanizmaları, yönetsel sorumluluğu ve işleyişi de doğal olarak sorgulanmalıdır. Hukuki sorumluluk bireysel olabilir; ancak kamu güvenini ilgilendiren konularda kurumsal denetim ve hesap verebilirlik de vazgeçilmezdir.
Ne yazık ki kamuoyunda oluşan algı, “Üç beş kişi yargılanır, dosya kapanır, sistem aynen devam eder” şeklindedir. İşte bu algı, tek bir üniversiteyi değil, ülkedeki bütün üniversiteleri zan altında bırakmaktadır.
Bugün Fas’ın aldığı kararın bedelini, o olayla hiçbir ilgisi olmayan üniversiteler ödüyor.
Bedelini dürüst çalışan akademisyenler ödüyor.
Bedelini gecesini gündüzüne katarak okuyan öğrenciler ödüyor.
Bedelini çocuklarını Kuzey Kıbrıs’a göndermeyi düşünen aileler ödüyor.
Ve en önemlisi, bedelini ülkenin itibarı ödüyor.
Sormak gerekiyor:
Eğer o gün gerekli idari incelemeler eksiksiz yapılmış, denetim süreçleri kararlılıkla işletilmiş ve kamu vicdanını rahatlatacak adımlar atılmış olsaydı, bugün Fas bu kararı alırken aynı rahatlıkla hareket edebilir miydi?
İtibar, nutuklarla korunmaz.
İtibar, şeffaflıkla korunur.
İtibar, hesap verebilirlikle korunur.
İtibar, hata yapanı koruyarak değil, sistemi temizleyerek korunur.
KKTC’nin en önemli ekonomik sektörlerinden biri yükseköğretimdir. Bu sektörü korumanın yolu, sorunları halının altına süpürmek değil; üzerine cesaretle gitmektir. Çünkü örtbas edilen her hata, bir süre sonra uluslararası arenada ülkenin karşısına çok daha ağır bir fatura olarak çıkar.
Bugün Fas’ın kararı belki ilk adımdır. Eğer gereken dersler çıkarılmazsa, yarın başka ülkelerin de benzer kararlar almayacağının hiçbir garantisi yoktur.
Asıl soru şudur:
Bir üniversitenin hatasının bedelini neden bütün bir ülke ödemek zorunda kalsın?

