Mekke Anlaşması… Rum yönetimi yakından izliyor…

Lefkoşa, 15 Ağustos 26 (TAK): Rum basını Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında 7 Ağustos’ta imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nın Güney Kıbrıs’a ve Doğu Akdeniz’e etkilerini inceleyen çeşitli haber, yorum ve söyleşiler aktardı.
Haftalık Kathimerini “İslami ‘NATO’ ve Kıbrıs… ‘Mekke Anlaşması’ Doğu Akdeniz İçin Ne Anlama Geliyor” başlıklı haberinde Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nın “Doğu Akdeniz jeopolitik durumuna kadar dayanan etkileri olduğunu” yazdı ve Rum Yönetiminin yakından izlemekte olduğunu aktardı.
Rum yönetiminin anlaşmaya temkinli ancak soğukkanlı şekilde yaklaştığını belirten gazete önceliğinin ise “böyle sıkı bir savunma iş birliğinin Suudi Arabistan’ı, İslam İş Birliği Teşkilatı (İİT) çerçevesinde (Güney) Kıbrıs’ın en üst önceliği olan KKTC’nin tanınmaması konusunda etkileyip etkilemeyeceği olduğunu” yazdı.
-“Rum yönetiminden olası bir tavır değişikliğini önlemek için aktif düzeyde diplomasi yürütüyor”
Gazete Rum yönetiminin Riyad-Ankara yakınlaşmasının, BM’nin Kıbrıs ile ilgili kararlarına geleneksel olarak tarafsız ya da pozitif duran Körfez ülkelerini etkileyip etkilemeyeceğini gözlemlemekte olduğunu ve “olası bir tavır değişikliğini önlemek için aktif düzeyde diplomasi yürütmekte olduğunu” aktardı.
Gazeteye göre gelişmelerin dinamiğini ve özellikle Mısır’ın bu yeni ittifaka katılıp katılmayacağını da takip etmekte olan Rum yönetimi “bu baskıları dengelemek için diplomatik alanda üçlü ittifaklarını derinleştirme” faaliyetleri yürütüyor.
Rum yönetiminin bu çerçevede “Riyad ile iletişim kanallarını koruyarak, Pakistan’ın başlıca jeopolitik rakibi Hindistan, İsrail ve Mısır ile stratejik ilişkilerini güçlendirmekte” olduğunu yazan gazete Atina ile eşgüdüm içerisinde, “Arap devletlerinin Kıbrıs sorunundaki Türk talepleri ile uyumlanmasını önlemek için Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri ile ikili ilişkilerini sistemli şekilde güçlendirdiğini, ABD ve Fransa gibi Avrupalı ortakları ile savunma iş birliklerini derinleştirmekte olduğunu” aktardı.
-“Mekke Anlaşması Kıbrıs’ı da etkiliyor”
Fileleftheros ise Tel Aviv Ulusal Güvenlik Araştırmaları Enstitüsü (INSS) üst düzey araştırmacısı Gallia Lindenstrauss ile yaptığı söyleşiyi “Mekke Anlaşması Kıbrıs’la da İlgili” başlığıyla aktardı.
Gazeteye göre Lindenstrauss Mekke Anlaşması’nın “Doğu Akdeniz’de otomatikman iki kompakt cephe oluşturmadığını ancak ekonomik planlarda, enerjide ve ek olarak savunma taahhütlerindeki rekabeti teoriden pratiğe geçirdiğini” söyledi. Güney Kıbrıs’ın “şekillenmekte olan iki geçsek bölgesel oluşumun ortasında” olduğunu savundu
Lindenstrauss “bir süredir Yunanistan, Kıbrıs, İsrail, Birleşik Arap Emirlikleri ve Hindistan arasında gevşek bir eksen görüyoruz. Öteki tarafta ise Türkiye, Pakistan, Katar ve Suudi Arabistan arasında bir gevşek oluşum ayırt ediliyor. Mısır ve farklı şekilde Azerbaycan da bu iki kutbun arasına yerleşiyor.” ifadelerini kullandı.
Güney Kıbrıs ve Yunanistan’ın AB üyesi, Yunanistan’ın da Türkiye ile birlikte NATO üyesi olduğunu hatırlatan Lindenstrauss bu kurumsal gerçeklerin paralel bölgesel hizalanmaların ulaşabileceği sınırı oluşturduğu görüşünü ortaya koydu.
“Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan Kıbrıs, Yunanistan ve İsrail’den bir adım daha ileri gitti çünkü anlaşmalarına, karşılıklı savunma maddesini de eklediler.” diyen Lindenstrauss Mekke Anlaşması’nın, “pratikte uygulanamayacağını” öne sürdü ancak küçümsenemeyeceğini de belirterek “Bu üç ülke İsrail’e karşı siyasi bir cephe oluşturdu. Karşılıklı savunma paktına imza atacak noktaya gelmeleri, görmezden gelinemeyecek bir siyasi ve stratejik mesajdır.” dedi. Benzer bir ittifakın Suudi Arabistan ve Pakistan arasında var olduğunu ancak bunun, İran’la çatışmasında Riyad’a yardımcı olmadığını ekledi.
Lindenstrauss’a göre Mekke Antlaşması’nın Yunanistan, İsrail ve dolayısıyla Güney Kıbrıs’a en önemli etkisi karşılıklı savunma anlaşması maddesinin hayata geçirilmesi değil Türk savunma sanayisinin fonlanmasI. İsrail açısından da Yunanistan açısından da ana endişe noktası daha çok Suudi Arabistan sermayesinin Türk silahlanma programlarına kanalize edilebilecek olması.
Lindenstrauss “Bu paralar Ankara’nın yeni silah sistemleri geliştirmekle kalmayıp, bazı Türk programlarının halen sahip olmadığı çok daha ciddi üretim hatları kurmasına olanak tanıyabilir. Suudi Arabistan fonlaması tam da bu boşluğu kapatır.” dedi.
-“Pakistan denklemde bir unsur ama en büyük sorun Türkiye”
Pakistan’ı bu denklemde bir faktör gören Lindenstrauss Türkiye’nin ise İsrail, Güney Kıbrıs ve Yunanistan’a karşı revizyonist yaklaşım sergilemesi ve Levantin’de ve bütün Doğu Akdeniz’de daha çok stratejik derinlik elde etmek isteği yüzünden en büyük sorun” olduğunu savundu.
İsrail, Yunanistan ve Güney Kıbrıs tarafından yakından takip edilmesi gereken ülkenin Mısır olduğunu söyleyen Lindenstrauss “Doğu Akdeniz’le ilgili tavrında herhangi bir değişiklik her üç ülkeyi de doğrudan etkileyecek.” uyarısında bulundu. Mısır’ın Türkiye ile yakınlaşma sebebini Kahire’nin ekonomik güçsüzlüğüne ve Ankara’nın Lübnan, Sudan ve Etiyopya’daki varlığına bağladı.
-“Mekke Antlaşması’na karşı Yunan-Kıbrıs-İsrail İbrahim Anlaşması”
Haftalık Simerini ise “Türkiye, Suudi Arabistan Pakistan Ekseni İsrail, Yunanistan, Hindistan ve Kıbrıs’ı Tehdit Ediyor” başlıklı analiz yazısında, Mekke Antlaşması’nı “saldırgan” diye niteledi ve bu Türkiye Suudi Arabistan Pakistan ittifakının “şu ana kadar geçerli olan yerleşik yapıların ötesinde yeni bir güvenlik mimarisi oluşturmaya çalıştığını” yazdı. “Aynı zamanda Doğu Akdeniz’deki güçler dengesini yeniden düzenleyebileceğine” dikkat çekti.
Gazete, “Enerji istikrarsızlığı, siyasi belirsizlik ve savaşlar içerisinde Atina ve Lefkoşa’nın, dost ülke ve ittifaklarının iş birliğinde, tepkilerini süratle planlaması gerekiyor. Mekke Anlaşması’na karşılık, Birleşik Arap Emirlikleri, Ürdün ve belki Mısır’ın da katılımıyla bir ‘Yunan-Kıbrıs-İsrail İbrahim Anlaşması imzalaması gerek.” ifadelerine de yer verdi.




