ABD’nin Ekonomik Savaşları…

Amerika Birleşik Devletleri tarihinin en uzun süreli “can düşmanı” olarak gördüğü, daha doğrusu Amerikan yönetimlerinin hem kendi kamuoylarına hem de dünyaya böyle gösterdiği İran’a karşı fiili saldırılarına devam ederken bu kez de ortaya ekonomik saldırı çıktı.
Amerikan Hazine Bakanı Scott Bessent açıkladı:
“Şimdi son oyuna giriyoruz. Bir düşmana karşı bugüne kadar düzenlenmiş en büyük mali saldırı olan ekonomi günü başlıyor”
Bessent amaçlarının, “Tahran yalnız kalana kadar her türlü ekonomik can damarını koparmak” olduğunu ifade etti.
Ne yaparlar nasıl yaparlar, başarılı olurlar mı bilemem.
Ama şuna da dikkat çekmek isterim ki, İran’da doların serbest piyasadaki satış kuru, dün, tarihinin en yüksek seviyesine çıkarak 200 bin tümen sınırını gördü.
Ulusal para birimindeki bu sert değer kaybı, ABD’nin ağır yaptırımlarıyla mücadele eden ülkede yıllık enflasyonun yüzde 61,4 seviyesine çıktığı bir döneme denk geldi.
Resmi verilere göre, ülkede gıda fiyatlarında yıllık bazda yüzde 128,1 artış kaydedildi.
Veriler korkunç ve çarpıcı.
Şimdi durduk yerde hayali senaryolar yazarak komplo teorileri üretmeyi asla istemem.
Ama İran’daki ekonomik verileri görünce de aklıma ister istemez Türkiye’nin son dönemde mücadele ettiği ekonomik durum geldi.
Göstergeler o kadar benziyor ki, insan ister istemez “acaba” diye düşünmeden edemiyor.
Türk-Amerikan ilişkilerine baktığımızda da işlerin pek de yolunda gittiğini söyleyemeyiz aslında.
Özellikle de Amerikan yönetiminin İsrail’in Gazze’de sergilediği soykırıma verdiği destek nedeniyle ilişkiler belki de tarihin en zayıf noktasına ulaştı.
Ama yine de iki ülke müttefik olmanın verdiği avantaj ile konuşmaya devam etmekte.
Özellikle de Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ABD ziyareti sonrasında geçtiğimiz Temmuz ayında Ankara’da gerçekleşen NATO zirvesine ABD Başkanı Trump’ın da katılması ve burada yaptığı açıklamalar akıllara “işler düzeliyor” şeklinde bir yorum getirdi.
Ama bunu somut olarak henüz görmedik.
Özellikle de F-35 projesinde ABD’nin atması gereken adımlar çok önemli.
Bunlar için Trump ortaya bir iyi niyet koydu ama işin bunun ötesine geçmesi ve ABD senatosundan bazı kararların değişmesi şart.
Bu yönde atılmış bir adım henüz yok.
Diğer yandan ABD’nin Yunanistan ve Kıbrıs Rum Yönetimi ile giriştiği Askeri işbirliği girişimleri de Türkiye açısından asla görmezden gelinemez nitelikte.
Tüm bunları ışığında Amerikan yönetiminin Türkiye üzerinde pek de iyi niyetli emelleri olmadığını söylemek pek de yanılgı içermez aslında.
İşte bu düşünceler içerisinde ABD’nin Tahran’a yönelik ekonomik saldırı açıklamalarını görünce ister istemez “acaba”ları da sıraladık.
Son derece kritik dönemler.
Güçlü olanın ayakta kalacağı süreçler…
Her olasılığı düşünmek ve sonuna kadar peşine düşmek gerek…



