“İnsülin pompası” her “diyabetli” çocuğun hakkıdır… Bunu sınırlamayınız…

Siz de bir akşam; durmadan idrara çıkma ihtiyacı duyabilirsiniz…
Dudaklarınız kuruyabilir…
Halsizlikten iş yapmaya takatınız kalmayabilir…
İşte o zaman hemen “endokrin uzmanı”na başvurmanız gerekiyor…
Nerede?
Yok öyle bir doktor…
“Diyabet Merkezi”miz var maşşallah ama içinde “diyabetli”lere bakacak bir “doktor” yok…
Üstelik bu durum aylardan beridir devam ediyor…
“Diyabet Derneği” feryat figan bağırıyor ama; yok, yok, yok…
Bu ülkenin en önemli dertlerinden biridir diyabet…
Nüfusumuzun yaklaşık yüzde 11’i diyabetle yaşıyor…
Devletin, hükümetin, başka ülkelerde olduğu gibi bir “ulusal diyabet politikası” oluşamadı bugüne kadar…
Normal bir “ülke” olsak, istatistikler olacaktı ama o da yok…
Bu yüzden de diyabetliler Allah’ın “insülinini” bile bulamıyor…
Geçenlerde bir “yurttaş” gayet saygılı bir dille adeta yalvarırcasına Başbakan ile Sağlık Bakanı’na şöyle diyordu:
“Nasılsınız? Ben çok kötüyüm. Hayatta kalmam için elzem olan Lantus insülinimi son 4 ay içinde yalnızca bir kez alabildim. O da ihtiyacım olan miktarın sadece dörtte biri kadardı. Lütfen “hastanede ilaç eksikliği yoktur” açıklaması yapmayın. Çünkü ilaç yoktur.”
Son günlerde Sağlık Bakanı, Karpaz’da, Girne’de inşa edilen hastanelerin önünde videolar çekiyor…
Harika görünümlü binalar…
Müteahhitlik işleri gıcır gıcır…
Ama; devletin hastanesinde “endokrin uzmanı” yok iken, insülin yok iken, beton yığını binaların bir değeri mi var?
Binaları Türkiye yapıyor, müteahhitler harıl harıl para kazanıyor ama iş “hizmet”e gelince tökezliyoruz…
İşte “Diyabet Merkezi” örneği…
Zamanında “Diyabet Derneği”nin öncülüğü ve girişimiyle inşa edildi ama içinde “diyabetli” kişilere reçete yazdırma ve “kan tahlili” hizmeti bile verilemiyor.
Oysa güneydeki devlet hastanesinin “Diyabet Merkezi”nde İnsülin Pompası Kliniği bile var. Buradan tüm insülin pompası verileri uzaktan takip ediliyor.
Gelelim güncel konuya… Yarın; bu devletin “Merkezi İhale Komisyonu” diyabetlileri çok yakından ilgilendiren bir “ihale”yi karara bağlayacak…
Bu ihale ile devlet; insülin sensörü, insülin pompası ve glikoz ölçüm cihazları satın alacak…
“İnsülin pompası” aslında bu çağın en büyük nimetlerinden biri…
Diyabette, her geçen gün yeni “buluş”lar gerçekleşiyor, klasik insülün pompaları tarih oluyor.
Özellikle “yapay zekâ”nın ortaya çıkmasından sonra, diyabetlilerin kullandığı “pompa” da çağ atladı…
17 yıl önce ben belki de Kıbrıs’ta ilk “insülin pompası”nı vücuduma taktığımda, çok basit bir işlevi vardı.
Vücuda belirli aralıklarla ve sizin ayarladığınız dozlarda insülin veriyordu.
Şimdilerde; hem hacmi küçüldü, hem içinde taşıdığı insülin miktarı çoğaldı hem de fonksiyonları kat kat arttı.
Vücudunuza yapıştıracağınız “sensör”le birlikte, harikalar yaratıyorlar…
Şeker düzeyiniz düştü mü, hemen insülin akışını durduruyor, şeker seviyeniz yüksek ise gerekli insülini gönderiyor.
Kan şekerinizi “sensör” ölçüyor, yapay zekâyla algoritma oluşturuyor ve sizi hep “denge”de tutuyor…
Kısacası; bir “yapay pankreas” gibi çalışıyor yeni pompalar ve sensörler…
Peki biz burada bu harika gelişmeleri yakından takip edebiliyor muyuz?
Devletimiz, hükümetimiz bunlardan haberdar mı?
Ne gezer?
Bir “ihale” yapılır, bir pompa fiyatı saptanır ve “en düşük” teklif veren şirket diyabetlilere “pompa” takmaya başlar…
Ancak, devletin yenilikleri takip etmek, yurttaşının sağlığını korumak gibi bir derdi yok…
Bu yüzden diyabetliler, kendi başlarına araştırma yapıyor, dünyayı takip ediyor, yeni cihazları tanıyor ve “devletin” de bu değişime ayak uydurmasını bekliyor.
Örneğin; pompa kullanımında artık “kablosuz” ve kibrit kutusu büyüklüğünde yeni cihazlar kullanılıyor dünyada…
Ancak bizde böyle bir cihazı inceleyip rapor verecek teknolojik donanımlı doktor yok…
Bu yüzden bu üstün teknolojiyi kullanmak isterseniz “cebinizden” ödeyeceksiniz…
Dünya Diyabet Federasyonu ve Dünya Sağlık Örgütü’nü de takip etmiyoruz. Sonra da gençlerimizi, çocuklarımızı bu yeniliklerden mahrum bırakıyoruz.
Bu yüzden, yarınki ihale çok önemli…
Bir “marka”ya ya da bir “şirket”e, bir modele bağlanmak yerine, İhale Komisyonu çok daha yaratıcı ve “esnek” olmalıdır…
Devlet; “en ucuzu budur, bunun dışında bir pompa veya sensör istiyorsan üstünü öde ve al” dememelidir.
Geçen yıl “uyumsuz” ucuz sensörler yüzünden diyabetliler çok zorluklar çekti.
Pompa sahipleri de “sarf malzemeleri” konusunda sıkıntılar yaşadı.
Bakanlık önünde eylem yaptılar, sarf malzemelerini öyle temin edebildiler…
Sağlık Bakanı’nı, Başbakan’ı uyarıyorum…
Asıl amacımız; 24 yaşın altındaki tüm genç ve çocukların “insülin pompası”na erişimini kolaylaştırmak olmalıdır.
Diyabetli çocuk ve gençlerde pompa kullanımını çağdaş ülkelerin düzeyine çıkarmalıyız.
Pompasız bir tek çocuk kalmamalıdır…
Bilmeliyiz ki; çocuk ve gençlerde erkenden bu teknolojiyi yaygınlaştırmazsak, diyabetin komplikasyonları nedeniyle bu devlet, ileriki yıllarda tedavi için çok daha fazla paralar harcamak zorunda kalacaktır.
Bu “devletçik” her diyabetli çocuğa en iyisinden bir “pompa” verebilecek güçtedir.
Çocuklarımız bunu hak ediyor. Onları bundan mahrum etmek benim gözümde “vatana ihanet” kadar ağır bir sorumsuzluktur.



