Derviş DoğanYazarlar

Dünya’ya Açılan Pencere

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti açısından yükseköğretim yalnızca ekonomik bir sektör değildir. Üniversitelerimiz aynı zamanda ülkenin uluslararası tanıtımının, bilimsel üretiminin, kültürel çeşitliliğinin ve geleceğe ilişkin vizyonunun en önemli araçlarından biridir.

Bugün KKTC’de çok sayıda üniversite bulunuyor. Kampüsler büyüyor, öğrenci sayıları yıllardır ülke ekonomisine önemli katkı sağlıyor, dünyanın farklı ülkelerinden gençler Kıbrıs’ın kuzeyine geliyor.

Ancak artık önümüzde başka bir soru var:

Biz üniversite sayısını mı artıracağız, yoksa üniversitelerimizin dünya çapındaki itibarını mı?

Bence artık ikinci sorunun cevabına odaklanmak zorundayız.

Çünkü yükseköğretimde yeni dönem, “kaç öğrencimiz var?” döneminden “nasıl bir eğitim veriyoruz, ne kadar bilim üretiyoruz ve dünyada bize ne kadar güveniliyor?” dönemine geçiş dönemidir.

Sayı değil, kalite konuşulmalı

2026 YKS sonuçları aslında hepimizin üzerinde ciddi biçimde düşünmesi gereken bir tablo ortaya koydu.

KKTC üniversitelerinde 18.013 kontenjan bulunurken 11.555 öğrenci yerleşti ve genel doluluk oranı yüzde 64,15 oldu. Üstelik kontenjanlar artarken yerleşen öğrenci sayısı neredeyse aynı kaldı.

Bu tabloyu yalnızca “öğrenci sayımız neden azaldı?” diye okumak yanlış olur.

Asıl soru şudur:

Gençler neden bizim üniversitelerimizi tercih etmek için daha güçlü bir gerekçe görmüyor?

Cevap burada başlıyor.

Prestij, reklamla değil bilimle kazanılır

Bir üniversiteyi prestijli yapan şey dev kampüs binaları, gösterişli reklam filmleri veya yüksek öğrenci sayısı değildir.

Prestij;

iyi akademisyen, güçlü araştırma, uluslararası akreditasyon, bilimsel yayın, patent, üniversite-sanayi işbirliği, mezunların başarısı ve dünyadaki akademik itibardır.

Bir üniversitenin mezunu dünyanın herhangi bir ülkesinde diplomasını gösterdiğinde karşısındaki kişi “Bu üniversiteyi biliyorum” diyebiliyorsa, işte gerçek prestij budur.

Bugün bazı KKTC üniversitelerinin uluslararası sıralamalarda görünürlük kazanması bu açıdan önemli bir gelişmedir. Örneğin 2026 QS Dünya Üniversite Sıralaması’nda Doğu Akdeniz Üniversitesi 691’inci sırada yer alırken, Avrupa Üniversitesi Lefke ilk kez 851-900 bandında sıralamaya girdi.

THE Impact Rankings gibi sıralamalarda da KKTC üniversitelerinin çeşitli alanlarda uluslararası görünürlük elde etmesi, doğru işler yapıldığında bunun mümkün olduğunu gösteriyor.

Ama artık birkaç üniversitenin başarısı yeterli değildir.

KKTC’nin bütün yükseköğretim sisteminin marka değerini yükseltmemiz gerekiyor.

Öncelik: Uluslararası akreditasyon

Bunun ilk şartı kalite güvencesidir.

Bir bölümün “iyi” olduğunu üniversitenin kendisinin söylemesi yetmez.

Bunu bağımsız ve uluslararası kabul gören kuruluşlar da söylemelidir.

Mühendislik, hukuk, tıp, işletme, mimarlık, iletişim, eğitim, denizcilik ve diğer alanlarda mümkün olan en güçlü uluslararası akreditasyonların alınması teşvik edilmelidir.

YÖDAK’ın son dönemde kurumsal akreditasyon ve kalite güvence süreçlerine daha fazla ağırlık vermesi bu nedenle önemlidir. YÖDAK ile YÖKAK arasında yürütülen çalışmalar da kurumsal akreditasyon ve uluslararası kalite standartlarının güçlendirilmesine odaklanıyor.

Ancak burada çok önemli bir ayrıntı var:

Akreditasyon bir tabela değil, bir kalite kültürü olmalıdır.

Akademisyen sayısından çok akademik güç

Üniversitelerimizin dünya sıralamalarında daha yukarı çıkabilmesi için akademisyenlerin yalnızca ders vermesi yeterli değildir.

Akademisyen araştırma yapmalı.

Uluslararası dergilerde yayın yapmalı.

Patent üretmeli.

Dünyadaki üniversitelerle ortak projeler yürütmeli.

Öğrenciyi araştırmanın içine çekmeli.

Üniversite de bunun için akademisyenine zaman, kaynak ve özgürlük sağlamalıdır.

Çünkü dünyada üniversiteler artık yalnızca bilgi aktaran kurumlar değil, bilgi üreten merkezlerdir.

KKTC’nin kendi üniversite modeli olmalı

Bence en önemli konulardan biri de budur.

KKTC’nin bütün üniversiteleri aynı şeyi yapmaya çalışmamalıdır.

Bir üniversite yapay zekâ ve bilişimde uzmanlaşabilir.

Bir diğeri sağlık bilimlerinde bölgesel merkez olabilir.

Bir diğeri denizcilik ve lojistikte Akdeniz’in önemli eğitim merkezlerinden birine dönüşebilir.

Bir başkası sanat, tasarım ve yaratıcı endüstrilerde dünya çapında marka olabilir.

Tarım teknolojileri, turizm, enerji, sürdürülebilirlik, diplomasi, uluslararası hukuk gibi alanlarda da KKTC’nin konumu avantaja çevrilebilir.

Her üniversite her alanda iyi olmaya çalışmak yerine, bazı alanlarda dünyanın en iyileri arasına girmeyi hedeflemelidir.

Üniversite-sanayi iş birliği güçlenmeli

Bir başka kronik problemimiz de üniversite ile iş dünyasının yeterince bütünleşememesidir.

Üniversitede üretilen bilgi ekonomiye dönüşmüyorsa, yapılan araştırmanın etkisi sınırlı kalır.

KKTC’deki üniversiteler; limanlarla, turizm sektörüyle, bankacılık sistemiyle, sağlık sektörüyle, inşaat ve mimarlık sektörüyle, teknoloji şirketleriyle, tarımla ve kamu kurumlarıyla daha güçlü ortaklıklar kurmalıdır.

Öğrenci mezun olduğunda yalnızca diploma sahibi değil, meslek sahibi olmalıdır.

En büyük yatırım: Öğrenci deneyimi

Prestij sadece akademik başarı değildir.

Öğrencinin üniversitede kendisini nasıl hissettiği de üniversitenin marka değeridir.

Güvenli kampüs, kaliteli yurt, sosyal yaşam, spor olanakları, psikolojik ve akademik danışmanlık, kariyer hizmetleri, staj imkânları ve mezuniyet sonrası istihdam desteği artık üniversitenin ayrılmaz parçalarıdır.

Bir öğrenci KKTC’den ülkesine döndüğünde ne anlatıyor?

İşte ülkemizin gerçek reklamı budur.

Diploma değil, mezun markası

KKTC üniversitelerinin prestijini artıracak en önemli unsurlardan biri de mezunlarımızdır.

Bugün dünyanın herhangi bir ülkesinde başarılı bir KKTC üniversitesi mezunu varsa, o kişi üniversitesinin marka elçisidir.

Bu nedenle üniversiteler mezunlarını yalnızca mezuniyet törenlerinde hatırlamamalı.

Dünyanın farklı ülkelerinde güçlü mezun ağları oluşturulmalı.

Başarılı mezunlar üniversitelere davet edilmeli, öğrencilerle buluşturulmalı ve üniversitenin uluslararası ağının parçası haline getirilmelidir.

Ve artık “öğrenci sayısı” yarışı sona ermeli

Belki de en önemli değişim burada başlamalı.

Bir üniversitenin başarısını yalnızca kaç bin öğrencisi olduğu üzerinden değerlendirmek artık çağın gerisinde kalmaktır.

10 bin öğrencili sıradan bir üniversite mi, 5 bin öğrencili dünya çapında saygın bir üniversite mi?

Bence cevabımız çok açık olmalıdır.

Bizim ihtiyacımız daha fazla öğrenci değil, daha nitelikli öğrenci, daha güçlü akademisyen, daha fazla bilimsel üretim ve daha yüksek uluslararası güven olmalıdır.

KKTC’nin yükseköğretim vizyonu değişmeli

Bugün elimizde önemli bir avantaj var.

Uluslararası öğrenci deneyimimiz var.

İngilizce eğitim veren kurumlarımız var.

Farklı ülkelerden gelen gençlerden oluşan çok kültürlü kampüslerimiz var.

Akdeniz’in ortasında stratejik bir konumumuz var.

Ve bazı üniversitelerimiz uluslararası sıralamalarda kendilerine yer bulmaya başladı.

Bunların hepsi büyük bir potansiyel.

Fakat potansiyeli başarıya dönüştürmek için artık günü kurtaran politikalar yerine 20 yıllık bir yükseköğretim vizyonuna ihtiyacımız var.

Devlet, YÖDAK ve üniversiteler aynı masaya oturmalı.

Hangi üniversitenin hangi alanda uzmanlaşacağı belirlenmeli.

Akreditasyon zorunlu kalite standardı haline getirilmeli.

Akademik üretim teşvik edilmeli.

Başarılı üniversiteler ödüllendirilmeli.

Kalite standardını karşılamayan programlar ise öğrenci sayısı uğruna yaşatılmamalı.

Çünkü üniversite açmak kolaydır.

Dünya üniversitesi olmak ise yıllar ister.

Ve artık KKTC’nin ihtiyacı daha fazla üniversite tabelası değil;

dünyanın tanıdığı, akademisyenlerin saygı duyduğu, öğrencilerin gururla mezun olduğu ve diplomalarının sınırların ötesinde değer taşıdığı üniversitelerdir.

Kuzey Kıbrıs’ın geleceği yalnızca turizmde, inşaatta veya hizmet sektöründe değildir.

Geleceğimizin en önemli sektörlerinden biri bilim ve yükseköğretimdir.

Bunu başarabilirsek üniversitelerimiz yalnızca KKTC ekonomisine öğrenci getiren kurumlar olmaktan çıkar;

KKTC’yi dünyaya bağlayan bilim köprülerine dönüşür.

Asıl hedefimiz de tam olarak bu olmalıdır.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu