Sosyal sigortalıya 40 binlik “gollifa” ile 8 tane modern okul yapılabilirdi…

Kıbrıs’ın kuzeyinde elektrik santralı bulunan bir TC’li şirketin sahibi olduğu gazetede, bir “seçim anketi” yayımlandı…
CTP ile UBP’yi “atbaşı” gösteren bir “algı” operasyonu kokusu vardı manşette…
Ankete göre 6 Aralık seçimlerinde CTP; yüzde 37.5 oy alacak…
UBP ise; yüzde 33.1’de kalıyor şimdilik…
Gazetenin vermek istediği mesaj net: “Siyasi dengeler değişiyor…”
Medyamızda böyle “manipülatif” manşetlerin “niyeti” 1990’lı yıllardan beridir biliniyor…
Önce; iktidara gelmesi muhtemel olan muhalif parti, anketlerde biraz üstte gösteriliyor…
Arkasından gazetenin desteklediği hükümet partisinin arayı kapattığını gösteren anketler yayımlanıyor… Propagandanın son günlerinde ise bu anketlerde, UBP şaha kalkıyor, yükselişe geçiyor ve seçimleri kazanıyor…
Böylece “inandırıcı” bir gidişatla, seçmenin oyu yönlendiriliyor.
Bu gazetenin; geçmişte farklı patron yönetiminde aynı “rol”e soyunduğu, aynı yöntemle anketler yayımlayarak UBP’ye destek verdiği biliniyor.
Şimdilerde de gazetenin gözdesi; Ünal Üstel…
İkide bir; zerre kadar “heber değeri” olmayan açıklamalarıyla manşete yerleşiyor…
Peki Ünal Bey bu “desteği” hak edecek ne mi yaptı?
Çok şeyler elbette…
Etrafa bir bakın… Ne Ercan’ın işletmecisinden, ne AKSA’nın patronundan şikayet var…
İki büyük “iş ortağımız” Ünal Bey’in sağladığı “istikrar”dan yararlanıyor…
Medyada pastanın büyük parçasını elinde tutan bu yabancı şirketler bu işe “fon” ayırıyorlar ve iktidarla ilişkilerini bu “yan kuruluşları” sayesinde “stabil” tutmayı başarıyorlar…
Patron medyası, işte böyle birşeydir…
Buraya dışarıdan “yatırım” yapmaya gelenler, ana yatırımlarına odaklanmak yerine, öncelikle “burada bir gazetem olsun” derdine düşüyorlar…
Ülkede üretilen elektriğin yarısından fazlasını üretip, “trink” paraya KIB-TEK’e satan şirketin de, burada turizm yatırımları olan yabancı sermayenin de “medya”mıza balıklama dalmaları bu yüzdendir.
Yoksa, KKTC’de bir “haber alma” eksikliği olduğundan değil…
Öyle anlaşılıyor ki; seçimlere doğru yol alırken bu “patron medyası”nın daha birçok “marifetine” şahit olacağız.
Ancak; 1990’larda yaşadıklarımızı yeniden tekrar etmeye niyetli bir “medya gücü”nün seçimlerde eskisi gibi “etkili” olabileceğini sanmıyorum.
Bugünlerde en azından sosyal medya var… İnternette bağımsız medya haberciliği var…
Bu yüzden UBP’nin yalnızca “medya” desteğiyle oylarını konsolide etmesi pek mümkün görünmüyor…
ÜÜ ve bu işleri organize eden dış kaynaklı “üst akıl” bunun fazlasıyla farkında…
O nedenle UBP; partinin geçmişinden de “ilham” alarak, yeni “deneme”leri sahaya sürmüş bulunuyor.
1990’larda seçmenlere dağıtılan “işe alındın” belgelerini anımsıyorum…
Seçmen sandığa giderken cebinde “Pazartesi git filanca dairede işe başla” denilen yazılar vardı.
O zamanlarda bunların hiçbirisi işe yaramadı… Bakalım şimdi işe yarayacak mı?
Öyle görünüyor ki UBP; bu eski alışkanlıklarına daha da fazlasını ekleyerek seçimlere “can havli” ile asıldı.
ÜÜ; uzman olduğu “üleştirme” alanındaki yeteneğini erkenden sahaya sürmüş bulunuyor.
Her gün şapkadan yeni “güvercin”ler çıkarıyor…
Muhalifleri Sucuoğlu ve Taçoy’u da teslim aldıktan sonra, parti içi “gücünü” pekiştirdi ve doğrudan seçmene yöneldi…
Aslında bu bir türlü “Yağma Hasan’ın böreği”ni andırıyor ama kimsenin de ciddi anlamda bir şikayeti yok…
Kimse, seçimlerin “kirletilmesini” dert etmiyor…
“Devlet”in bu biçimde “yağmalanması” da kimsenin umurunda değil…
Oysa; seçimleri kimin kazanacağından çok, doğru dürüst bir seçim yapabilmek önemli…
ÜÜ; bu “yağma” metodolojisi ile aslında “seçmen”i aşağılıyor…
Onun “insan hakları”na saygısızlık ediyor…
Seçmenin oyuna “satılık” muamelesi çekiyor.
2026 bütçesi Ocak ayında yürürlüğe girdiği halde ÜÜ “üleşme”yi seçim arifesine ayarladı.
Herşeyi son üç aya bıraktı…
Durmadan dağıtıyor…
Ziraatla mı uğraşıyorsun? Turizmci misin, yoksa esnaf mı?
Gel sana yüzde 20 faiz ile kredi verelim…
36 ayda ödersin, müracaatını yap ve bekle…
“Hibe”lerimiz de var çok şükür…
170 milyon ayırdık bu iş için…
Bunun 50 milyonunu genç “girişimci”lere dağıtacağız…
Bitmedi… Yeni 200 polis alacağız…
Müracaat et ama bekleyeceksin…
“Kırsal kesim arsası” mı istersin; o iş de kolay… Seçimleri bekle…
Sosyal konut da yapacağız 5000 tane…
Hepsi 2026’nın son üç ayında aklımıza geldi…
Ha… UBP bir de okul, hastane gibi “yatırım”ları kendi hesabına yazıyor… Oysa; birçoğunun ne planını, ne inşaatını ne de projesini kendi yaptı… Parasını Ankara verdi, Ankara işi yürüttü, denetledi, bitirdi, teslim etti…
Bu yatırımları “sahiplenmesi” bile “dürüst politika” kulvarının çok dışında olduğunu gösteriyor…
Ama bana göre en büyük “rüşvet” nitelikli girişimi; sosyal sigortalılara 40’ar bin lira dağıtması olacak…
Seçimden 6 gün önce parayı cebe koyacak sosyal sigortalılar…
Oysa; bu parayla 6 yeni okul yapılabilirdi…
Bakalım; seçmenlerin “rüşvet”le sınavı olacak bu seçimler…
Ya “para”nın gücü kazanacak, ya da seçmen “beni parayla kandıramazsın” diyecek…


