ANILARDA YOLCULUK… “HALKIN YANINDA VE HALKIN KARŞISINDA OLANLAR”

Anılarda yolculuk deyip, geçmişte yayımlanan yazılarımı yeniden sizlerle buluştururken, o günlerle bu günlerin kıyaslanmasını isterim. Bir de yazdığım tüm yazılarımın altına bugün yeniden ıslak imzamı atabildiğimi yansıtmak için.
Bugün sizleri 1 Ekim 2003’e götürüp, “Halkın yanında ve halkın karşısında olanlar” başlıklı yazımı sizlerle paylaşacağım:
***
“Kıbrıs Türk Gazeteciler Birliği’nin (KTGB) her yıl geleneksel olarak düzenlediği, “Gazetecilik Başarı Yarışması”nın ödül töreni, dün akşam (30 Eylül 2003 Salı) Lefkoşa Saray Otel’de yapıldı.
İngiliz Sömürge Dönemi noktalanırken, Temmuz 1959’da İngiltere’nin Dr. Fazıl Küçük ve Rauf Denktaş’ın kullanım sorumluluğunda Kıbrıs Türk tarafına her türlü tazminat karşılığı ödediği bir milyon 500 bin sterlin poundun bir kısmıyla yapılan Saray Otel’in çatı katındaki salonda basının başı dik temsilcilerinin önemli bir kısmı vardı.
KTGB Başkanı Süleyman Ergüçlü çok kısa ancak çok özlü bir konuşma yaptı. Ergüçlü’yü çok iyi tanıma fırsatım oldu. Birlikte çalışıyoruz. Kıbrıs Türk toplumunun ve Türkiye’nin çıkarları konusunda ne denli duyarlı olduğunu biliyorum.
Kıbrıs Türk insanının bu adada insan gibi yaşama mücadelesinde saygın ve önemli bir yeri olan rahmetli Yusuf Salih’in oğlu. Babasının mücadele geçmişinin ağırlığı yanında teraziyi kımıldatmayacak kadar ağırlığı olmayanların sataşmaları bile objektif duruşunu etkilemiyor.
Ergüçlü, Kıbrıs Türk basınının günlük toplam tirajının 16 bin dolayında olduğunu işaret ettikten sonra altını çizip, “On altı bin gazetenin on iki bini halkın yanında barışı, çözümü ve AB üyeliğini savunuyor” dedi. Bugüne kadar pek seslendirilmeyen çok çarpıcı rakamlardı Süleyman Ergüçlü’nün ortaya koyduğu.
Halkın para vererek toplam yüz tane bile almadığı saray destekli gazete kılıklı neşriyatların yalanlarını Rauf Denktaş’ın kaynak göstermeye çalışması, ancak yüzlere acımayla karışık gülümsemeler kondurur.
Kıbrıs Türk basını, Kıbrıs Türk halkı ile birlikte tarihi bir sınavı başarıyla veriyor.
Ulaşılan noktada Kıbrıs Türk basını mütevazı bir duruşla onurlu yerini korumaktadır.
Başta BRT olmak üzere statüko yanlısı yayın kuruluşları gazetecilikle alakası olmayan düşünce teröristlerine kucak açabilir. Ancak düşünce teröristleri ekrana çıkarıldıkça halk statüko yanlılarının gerçek yüzünü ve savunmasının kimlere kaldığını görerek puanlarını daha kolay vermektedir.
Düşünce teröristlerini legalize etmek ve düşünce insanı gibi sunma oyununa gelinmediği zaman öfkeleniyorlar.
Öfkelendikçe de gerçek yüzleri ortaya çıkıyor.
Bunlar zavallı birer tetikçi ya da maşa.
Rauf Bey, bunlara kaldıysa varın haline sizler karar veriniz.
***
BRT ısrarla Annan Planı’nı konuşturmak istiyor. İyi niyetle konuşmakta hiçbir sakınca yok. Ancak amaç konuşmak değil, yalan dolanla halkın kafasını karıştırmak.
Bunların söyledikleri yalanları bir ölçü birimiyle hesaplayabilsek, Guinness Rekorlar Kitabı’na dünyanın gelmiş geçmiş en büyük yalan yığını olarak geçer.
14 Aralık seçimleri sıradan bir seçim olmayacak.
Bir yanda statüko yanlıları, öte yanda ganimetçi, yağma düzeni olan statükoyu yıkıp halkın yüzünü güldürmek isteyenler.
Rauf Bey, halkın değil ama statükonun lideridir. Rauf Denktaş, düşünce teröristleri ile halkın yanında durup gerçekleri söyleyip yazanları susturmaya çalışıyor. Eski çamlar bardak oldu. Yıl 2003, 1958’ler değil. Gündüz külahlı gece silahlı devrini bu topluma kimse yeniden yaşatamaz.
***
Rauf Bey alıştı… Programlara çıkacak hangi soru sorulursa sorulsun bildiğini okuyacak. Bu sağlıklı değil. Sağlıklı olan Rauf Bey’in kendine göre farklı düşünce sahibi gazeteci ve siyasilerle canlı yayınlarda tartışmayı kabul etmesidir.
Kars’a, Artvin’e gidecek kadar vakti varsa böylesi programlar için de vakti mutlaka vardır.
Böyle bir programda dünden bugüne her konu rahatlıkla ele alınmalı.
Annan Planı yanında, dünden bugüne yaşadıklarımız, örtülü ödeneklerin nerelere harcandığı, 1958’lerden günümüze faili meçhul cinayetler, bombalı saldırılar, “demokrasimizde” yaşananlar, değiştirilen seçim sandıkları, Dr. Küçük’ün nasıl alaşağı edildiği dahil her şeyi konuşalım. Konuşalım ki örtülü, gizli, saklı hiçbir şey kalmasın…
***
Günün sözü: Kurdu koruyan, koyunların idam fermanını imzalar. (1 Ekim 2003–KIBRIS)



