Cumhuriyet Pratiği ve Egemenlik

Türkiye Cumhuriyeti tam 103 yaşında.
Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün ağır işgal koşullarında canını hiçe sayarak çıktığı yolda başlattığı Türk Kurtuluş Savaşı ve o savaşta elde edilen zaferin getirdiği İstiklal sonrasında Türk Milleti’nin elde ettiği en yüce değer, Cumhuriyet…
Türk Milleti her şart altında cumhuriyetine sahip çıkmıştır.
Atatürk’ün kendisine emanet ettiği cumhuriyet için bir millet tam 103 yıldır mücadele vermekte.
Çünkü coğrafya zor, çünkü düşman çok.
Çoğu zaman düşmanın kim olduğu ve nerede ne zaman ortaya çıkacağı bile net değil.
Hal böyleyken bile Türk Milleti tam 103 yıldır “Cumhuriyet”ten geri adım atmadı.
Tam 103 yıldır verilen mücadele Türk Milleti’nde çok güçlü bir cumhuriyet pratiği gelişmesine neden oldu.
Artık cumhuriyeti sorgulayan kalmadı.
Zaman zaman farklı sesler çıksa da destek görmüyor ve hemen soluyor.
Cumhuriyet güçleniyor, çünkü egemenlik ona güç veriyor.
Türkiye Cumhuriyeti’nin en büyük gücü Türk Milleti’nin egemenliğidir.
Bu egemenlik asla pazarlık konusu olamaz, böyle bir şey teklif dahi edilemez.
Egemenliğe bu kadar sahip çıkan bir milletin elinden cumhuriyeti asla alamazsınız.
Cumhuriyet pratiği bugün Türk Milleti’nin en büyük gücüdür.
Kıbrıs Türk Halkı bu gücü yaratan “cumhuriyet pratiği”nin her anını yakından izlemiş ve bir çok zaman ondan aldığı ilham ile hareket etmiştir.
Ve hala izlemektedir.
Türkiye Cumhuriyeti Kıbrıs Türk Halkı için her zaman ilham kaynağı olmuştur.
İşte bu ilham ile biz de “cumhuriyet pratiğimiz”i artırarak geliştirmeli ve bu gelişim sayesinde egemenliğimize sahip çıkmalıyız.
Temel hedefimiz bu olmalıdır.
Türkiye Cumhuriyeti’nin 103’üncü kuruluş yıldönümünde, sadece “cumhuriyet fazilettir” diyerek kalamayız.
İleriye gitmeliyiz, ilerlemeliyiz.
Işığımız da pusulamız da cumhuriyet olmalıdır…


