Kıbrıs

GSI’de “kirli işi Fransa’nın yapacağı Rus ruleti”

Lefkoşa, 1 Kasım 26 (TAK): Türkiye’nin, Yunanistan, Güney Kıbrıs ve İsrail arasında deniz altından elektrik kablo bağlantısı “Great Sea Interconnector/GSI” projesinde Yunanistan’ı ve Güney Kıbrıs’ı, kendi hataları sayesinde bir “Rus Ruleti oyununa sokmaya çalıştığı, şu an bunun için bir yatıştırma formülü arandığı” iddia edildi.

Haftalık Simerini analiz haberini “Kablonun Rus Ruleti ve Fransa’nın ‘Kirli’ İşi… Türkiye’nin Mısır’ı Cezbetmesi ve Krizden Kaçınma Formülü… Ankara’nın Fransa Tarafından Muhtemel Bilgilendirilmesi ve Yunan Kıta Sahanlığında Boşluk” başlık ve spotlarıyla aktardı.

Gazete Ankara’nın elinde, Yunanistan ve Güney Kıbrıs’ın “Uluslararası Deniz Hukuku’nca belirlenen egemenliklerini ve özel egemenlik haklarını sorgulayan bir tabanca bulunduğunu” yazdı.

Haberde bir yatıştırma formülü olması halinde, “kirli işi Fransa’nın yapacağı, yani Fransız bayraklı araştırma gemisi Abeille Marengo için Türkiye’den yazılı izin isteyeceği” kaydedildi. Yunanistan ve Güney Kıbrıs’ın ödediği bir Fransız gemisinin araştırma yapması için Fransa’nın Türkiye’den izin isteyeceği, bunun da Türkiye’ye sözde Yunan kıta sahanlığı veya ihtilaflı bölgelerdeki yetkinin kendisine ait olduğunu söyleme fırsatı tanıyacağına dikkat çekildi.

Gazete böyle bir şeyin “Yunanistanın özel egemenlik haklarına Fransa aracılığıyla delik açılması anlamına geleceğine” ve Türkiye’nin Yunanistan aleyhine Estoppel (çelişki ilkesi) ilkesine atıf yapma riski barındırdığına vurgu yaptı, ilkenin nasıl çalışabileceğini ise şu şekilde açıkladı:

“Türkiye, Fransız yazılı beyanının Yunanistan’la da bağlantılı olduğunu iddia edebilir ve Yunanistan çelişkili tavır sergiliyor. Susarak da olsa Fransa’nın eylemini onaylayarak önceki tezinden caydı diyebilir. Nexam veya Fransız gemisi Yunanistan ile bağlantılı olduğuna göre Ankara, ihtilaflı kıta sahanlığında yetkinin kendisinde olduğunu şeklinde yorumlayabilir.”

Gazete, Yunanistan’ın egemenliği ve özel egemenlik haklarının sorgulanmasının bununla da kalmadığını savunan gazete, özetle şunları aktardı:

“Çünkü Türkiye-Libya mutabakat zaptı Kıbrıs’ın işgaline ve sahte devlete benziyor. Uluslararası Deniz Hukuku’na göre yasadışı olmasına rağmen Türkiye sahada her iki durumu da ‘açık yara’ olarak tutuyor ve gücü ile fiilen koruyor. Bunun yanında Yunanistan ve Kıbrıs’la belirlenmiş MEB sınırlarını bozmak beklentisiyle cezbetmek ve yanına çekmek için Mısır’a hediyeler sunuyor. Türkiye bunu, Uluslararası Deniz Hukuku’nun Mısır için belirlediğine ek 15 bin kilometre kare bölge sunarak. Bu sununun bir bölümünün Yunanistan ve Kıbrıs MEB’lerinin güneyine ait olduğuna işaret ediliyor.”

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu