Aziz KARAAZİZYazarlar

Hayat Bir Günde Düzelmez ama Pazar Düzelirse Gerisi de Gelir

 

Bir Pazar gününde bir Pazar yazısı yazayım dedim.
Uzun zamandır sadece siyaset yazmaktan yorulmuş beynimin kıvrımlarına “Fırında tavuk patates” geliverdi.
Ve benim gibi bir çok kişinin daha aklında ve yüreğinde yer etmiş bu konuyu yazarak konuşalım dedim.
Eskiden pazar gününün bir kokusu vardı.
O koku sabah 7’de başlardı.
Evin annesi tavuğu limonlar, patatesleri iri iri keser, kekik ve zeytinyağıyla tepsiye dizerdi.
Ve o tepsi evde değil, mahallenin fırınında pişerdi.
Çünkü mesele sadece pişirmek değildi.
Her evin fırını yoktu ama her mahallenin bir fırını ve her fırının üstünde isim yazan bir defteri vardı.
“Ayşe Hanım’ın tavuğu” yazmak, aslında “biz bu mahalledeniz” demekti.
Bu yüzden saat 11’de bütün sokak aynı kokardı.
O kokuyla birlikte herkes aynı saate ayarlanırdı.
Fırından tepsiyi alıp eve yürüyen çocuğun omuzları dik olurdu, çünkü elinde sadece yemek değil, bütün ailenin pazar keyfini taşırdı.
Eve gelince de o koku sofraya dönüşürdü.
Herkes aynı anda oturur, baba iş konuşmaz, telefon zaten yoktu.
Sadece çatal sesleri ve “biraz daha al” ısrarı vardı.
İşte o sofra, o mahalle, o koku bir bütündü. Biri gidince hepsi gitti.
Ne oldu da gitti diye bakıyorum.
Biz fırını eve aldık.
Airfryer, turbo fırın, ne ararsan var.
Pişirmek kolaylaştı ama paylaşmak zorlaştı.
Çünkü o tepsiyi evde tek başına pişirmeye başlayınca, sokağa çıkma ihtiyacımız da kalmadı.
Sokağa çıkmayınca mahalle dağıldı.
Mahalle dağılınca da herkes pazarını ayrı yaşamaya başladı.
Çocuk odasında burger söylüyor, anne brunch’ta, baba maçta.
Tavuk patates de bu yüzden 30 saniyelik bir tarif “reel”ına dönüştü.
Yani biz yemeği değil, yemeğin etrafındaki hayatı kaybettik.
Burada durup şunu da söylemem lazım, “Gençler suçlu değil.”
Biz hep “siz sofraya gelmiyorsunuz, siz bozdunuz” diyoruz ama bu büyük bir haksızlık.
Çünkü onlar hiç o fırın kuyruğunu görmedi.
Aynı kokuyu alan bir sokakta büyümediler.
Biz onlara doğdukları günden beri “hızlı ol, yetiş, tek başına hallet” dedik.
Onlar da öğrendiğini yapıyor. Bu onların tercihi değil, bizim bıraktığımız miras.
Bu yüzden suçlu aramadan, o bağı yeniden kurmamız lazım.
Bu pazar bir tepsi yapın. Ama sadece fırına değil, sofraya da verin.
Telefonları kapatın.
Gençleri zorlamadan çağırın.
Patatesi bol kesin.
Belki hayat bir günde düzelmez ama pazar düzelirse, gerisi de yavaş yavaş gelir.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu