“Ersin Tatar neden Nikos Anastasiadis’in en iyi öğrencisidir

?”
Politisnews’de bugğnnyayınlanan Dionisis Dionisiu’nun makalesi:
“Anastasiadis yeniden seçileceğinden emindi, öyleyse neden referandumlarla onaylanması gereken bir çözüme gitme riskini alsın ki?
Anastasiadis, DİSİ başkanına gönderdiği mektupta, partiyi, Kıbrıs sorununun çözümündeki başarısızlıkla ilgili olarak, Türk anlatılarını benimsemekle suçladı ve doğru bilgi almak istiyorlarsa, Crans-Montana’da hem başrol oyuncusu hem de kesinlikle görgü tanığı olan kendisini dinlemeleri gerektiğini ifade etti.
Crans-Montana’da ne oldu? Gerçekten de bugünkü iki devletli Türk anlatılarını kim benimsiyor? Belli ki Anastasiadis’in kısa süreli hafızası, içinde bulunduğumuz koşullarda zorunlu olan özeleştiriyi yapmasına müsaade etmiyor.
5 Temmuz 2017’de, BM Genel Sekreteri ile yapılacak akşam yemeğinin arifesinde Nikos Anastasiadis, Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ile baş başa bir görüşme talep etti ve bu görüşmeyi gerçekleştirdi. Daha sonra kendi çalışma arkadaşlarına aktardığına göre Çavuşoğlu’na, Kıbrıs konusunda müzakere edilen anlaşmanın, Kıbrıs’taki bir referandumdan geçmesinin zor olduğu yönündeki değerlendirmesini iletti. Anastasiadis, Çavuşoğlu’na bu durumda Kıbrıs’taki cumhurbaşkanlığı seçimlerinden sonra çözüm için bir ‘B Planı’nı’ görüşmeye hazır olduğunu belirtti.
Herkesin sonradan anladığı gibi, Anastasiadis’in önceliği çözüm değil, 2018 cumhurbaşkanlığı seçimleriydi. Anastasiadis yeniden seçileceğinden emindi, öyleyse neden referandumlarla onaylanması gereken bir çözüme gitme riskini alsın ki? Bu doğrultuda, Türkiye Dışişleri Bakanı’ndan, Türkiye’nin Kıbrıs’ın Münhasır Ekonomik Bölgesi’nde sorun yaratmamasını istedi ki, kendisi de ne kadar ve ne türde doğal gaz rezervi olduğunu görebilsin. Ayrıca, tercihen AB içinde iki devletli bir çözümden sonra, Türkiye’nin Doğu Akdeniz hidrokarbonları için cazip bir pazar olacağı görüşünü dile getirdiği iddia ediliyor.
Hepimiz anlıyoruz ki, Nikos Anastasiadis’in bu görüşmesi Crans-Montana’daki müzakerelerin seyrini değiştirdi ve büyük ölçüde Türkiye’nin daha sonraki tutumunu belirledi. Bu durum, 2021’de Ersin Tatar’ın egemen eşitlik ve iki devletli çözüm tezini ortaya atmasıyla zirveye ulaştı. Oysa Crans-Montana’da Türkiye baskı altındaydı ve toprak konusunda %28,5 civarında bir haritayı ve Türkiye’nin Kıbrıs’taki garantörlüklerinin nasıl kaldırılacağını tartışıyordu, zira Yunanistan ve İngiltere, 1960 Zürih’te belirlenen garantörlük haklarının devamını istemediklerini açıklamışlardı.
Anastasiadis’in tereddütleri
Anastasiadis’in Çavuşoğlu’na yaptığı teklif gökten zembille inmemişti. Ocak 2017’den itibaren, İki Kesimli Federasyon’a ve özellikle de güç paylaşımı konusuna karşı endişelerinin arttığı görülüyor. Hatta Limasol’daki çok yakın çevresi, ‘Kıbrıslı Türklerin de pasaport çıkarmasına izin veremeyiz’ diyerek, İki Kesimli İki Toplumlu Federasyon çözümüyle alay etmekten çekinmiyordu.
Bu dönemde Nikos Anastasiadis, ELAM’ın okullarda Enosis Plebisiti’nin kutlanmasına ilişkin çıkardığı yasa ve Akıncı’nın müzakereleri dondurmasıyla yaratılan krizi, süreci değersizleştirmek için kullandı. Bu krizin ortasında, Nisan 2017 başlarında Anastasiadis, çalışma arkadaşlarıyla yaptığı bir sabah toplantısında, toprak iadesi karşılığında iki devletli bir çözüm için ‘B planı’ fikrini ortaya attı. Yoannis Kasulidis bu sert tepki göstererek, Anastasiadis’e ‘bir daha asla bunun lafını dahi etme’ dedi. Aynı toplantıda Averof Neofitu da buna karşı olduğunu belirtti. Anastasiadis ısrar etmedi ve tartışma orada kapandı. Konuyu müzakereci Andreas Mavroyannis ile de görüştü, ancak Mavroyannis’in söylediğine göre, ‘bunu resmi müzakerelere getirmesi kendisinden hiçbir zaman istenmedi.’ Mavroyannis’ten sahte devletle Münhasır Ekonomik Bölgenin sınırlandırılmasını görüşmesi istendi, ancak 2023 seçim kampanyası sırasında belirttiği gibi bunu yapmayı reddetti ve Nikos Anastasiadis konuyu tekrar açmadı. Anastasiadis iki devlet konusunu, görüştüğü bir dizi siyasi lider ve yetkiliyle de konuştu.
21 Nisan 2017’de Anastasiadis, Mağusa Ticaret Odası heyetiyle yaptığı görüşmede, toprak iadesi karşılığında bir ‘B planı’ ve iki devletten tekrar bahsetti. Bu bilgi, orada bulunanlar tarafından hızla yayıldı ve araştırmaya başlayan gazetecilerin ofislerine kadar ulaştı. Toplantıda hazır bulunan Bakanlar Kurulu Sekreteri Theodosis Tsiolas, orada bulunan herkesi telefonla arayarak, bu bilgiyi doğrulamamalarını ve bunun bir yanlış anlaşılma olduğunu söylemelerini istedi ve öyle de yapıldı.
Anastasiadis, Haziran 2017 sonunda Crans-Montana’ya protesto ederek ve görüşmeleri çıkmaza sokmaya kararlı bir şekilde gitti. Hatta sürekli olarak ‘züppe Eide’yi’ suçluyordu, çünkü konferans için baskı yapıyordu, oysa ne zemin vardı ne de Türkiye hazırdı, çünkü (Eide) Norveç’teki yaklaşan seçimlerde kişisel hedeflerini gerçekleştirmek istiyordu. Elbette aynı durum, önünde Şubat 2018 cumhurbaşkanlığı seçimleri olan Anastasiadis için de geçerliydi.
Bürgenstock’ta Denktaş’ın adamlarıyla Strakka’da ve Engomi’deki Plaka tavernasında konferansı birlikte havaya uçurmak için gizlice görüşen Tasos Papadopoulos’a benzer şekilde hareket ederek, konferansın tamamlanmasından önce Çavuşoğlu’na yaklaştı ve ‘B planı’ için nabız yokladı. Anastasiadis’in, Çavuşoğlu’nun uzlaşmaz olduğu yönündeki resmi anlatısı doğru olsa bile, o zaman Çavuşoğlu’nun konferansın başarısız olmasına yardım ettiği söylenebilir. Gerçekten de, 6 Temmuz’daki akşam yemeğinin ikinci bölümü trajikti. Garantör ülkelerin başbakanlarının gelmesiyle son bir umut ışığı olacaktı ancak Anastasiadis karşı çıktı ve Çipras’tan İsviçre’ye gitmemesini istedi. Bu sırada Kıbrıs Rum heyetinden bir üye, Başbakanların toplantısının yapılması gerektiği konusunda ısrar eden (Koçyas gibi) Yunanistan Başbakanı’nın diplomatik ofis müdürü Kalpadakis ile sert bir tartışma yaşadı.
Çöküşü ilan ettiler
Crans-Montana’nın çöküşünden sonra Anastasiadis, iki devlet hakkındaki düşüncelerini birçok muhatabıyla paylaşmaya devam etti. Politis gazetesi, Anastasiadis’in ağzından toprak karşılığında bölünme için ‘B Planı’nı’ duyan ondan fazla kişinin tanıklığına sahiptir. Bu bilgiler zaman zaman basında da yayınlandı, ancak hükümet bunları yalanlamak için hiçbir zaman ciddi bir çaba göstermedi.
Basında çıkan haberler
Andreas Parashos ‘Kathimerini’de’ (4/3/2018) ‘Ankara’daki bir kaynağa dayanan yabancı bir meslektaşım, Anastasiadis’in de iki devletli bir çözüm için nabız yokladığı bilgisini verdi. Bu bilgi Ankara’dan geldiği için temkinli yaklaştım, ta ki Lefkoşa’dan da teyit edilene kadar’ diye yazdı. Ayrıca, Kostas Venizelos ‘Fileleftheros’ta (7/1/2018), iki devlet konusunun ‘hali hazırda tartışıldığını ve bunun Kıbrıs Rum tarafının girişimiyle yapıldığını, bunun ne kadar doğru olduğu, Kıbrıs Rum tarafının bunu teyit etmesine veya yalanlamasına bağlı olduğunu’ yazdı.
Anastasiadis ‘Fileleftheros’a’ verdiği röportajda (5/11/2017), planlarından üstü kapalı bir şekilde bahsetti: ‘Siyasi partilerle barış koşulları yaratacak, Helenizmi koruyacak ve devletin işlevselliğini güvence altına alacak ‘B Planı’nın’ ne olduğuna bakmak için samimi bir istişare yapılmalıdır.’ Kendisinin bu konuda düşünceleri olup olmadığına dair bir soruya Anastasiadis şu yanıtı verdi: ‘Son beş yıllık deneyimden, hem Sayın Eroğlu hem de Sayın Akıncı ile yapılan diyalogdan sonra, ne kadar mümkün ya da ne kadar imkansız olduğunu veya gerçek bir barışa yol açabilecek faktörlerin neler olduğunu netleştirdiğimi söylemeliyim.’
Anastasiadis, Yunan gazetesi ‘LIFO’ya’ verdiği röportajda (23/6/2018) daha netti. ‘Zaman, iki kesimli iki toplumlu bir federasyon yerine, iki bağımsız devlet kurmanın daha faydalı olduğunu göstermiş olabilir mi?’ sorusuna şöyle yanıt verdi: ‘…Türklerin talepleri ve çıkmazın uzamasının olumsuz sonuçları göz önüne alındığında, Kıbrıs Rum liderliği, hükümetin ve siyasi partilerin, Türk uzlaşmazlığıyla, çözümün sağlanamamasıyla nasıl başa çıkılacağı ve Kıbrıs’ta gerekli barış ve istikrarın nasıl sağlanacağı konusunda düşünmesi iyi olur.’
‘Kathimerini’nin’ (4/3/2018) yazdığına göre, ‘cumhurbaşkanlığı seçimlerinin birinci ve ikinci turları arasında Nikos Anastasiadis, merkez parti liderleriyle yaptığı ayrı ayrı görüşmelerde, onlara AB’den kendisinin sağlamaya çalışacağı bir rıza ile ve Başpiskopos’un onayıyla iki devletli bir çözümden bahsetmişti.’ Başpiskopos daha sonra 27 Aralık 2020’de ‘Politis’te’ Manolis Kalacis’e verdiği röportajda, Anastasiaidis ile gerçekleştirdiği görüşmeyi açıkladı. 2. Hrisostomos’un dediği gibi, ‘Anastaisadis yaptığımız görüşmelerde bana iki devletli çözümü görüştüğünü söyledi ve ben ona şiddetle karşı çıktım, çünkü iki devlet olamaz.’
2018’deki seçim kampanyasında Anastasiadis, iki bölgeli federasyona herhangi bir atıfta bulunmaktan kaçındı. 2018 sonbaharında BM Genel Kurulu’ndaki konuşmasında bile iki kesimli iki toplumlu federasyon çözümünden bahsetmedi. Bir siyasi lidere göre, ‘Nikos Anastasiadis New York’ta federasyon çözümünü öldürdü.’ Bu, BM Genel Kurulu’na gitmeden önce ağustos ayında kendisini Hrisanthos Çurullis ile ziyaret eden yayıncı Kostis Hacikostis’e verdiği bir sözdü. Hacikostis’in kendi kitabında da belirttiği gibi, Nikos Anastasiadis, Nikos Hristodulidis’in de huzurunda, kendisine birkaç kez ‘iki kesimli iki toplumlu federasyonun öldüğünü’ söyledi.
Nisan 2018’de, Anastasiadis’in yeniden seçilmesinden sonra Çavuşoğlu, tüm siyasi partilerle, Kıbrıs sorunundaki yeni adımları görüşmek üzere işgal altındaki bölgeleri ziyaret etti. Toplantı iki saatten fazla sürdü ve Akıncı’ya yakın bir Kıbrıs Türk web sitesine göre, Mevlüt Çavuşoğlu ‘Kıbrıslı Rumlar federasyonu kabul etmiyor. Bu koşullar altında federasyona veya iki devletli çözüme benzeyen bir model tercih edilebilir’ dedi ve tüm tarafların görüşünü istedi. Mustafa Akıncı, Çavuşoğlu’na şu yanıtı verdi: ‘Ben masaya böyle bir öneri koymuyorum. Böyle bir konu söz konusu değildir.’ Hükümetin, alışılageldiği gibi, Çavuşoğlu’nun işgal altındaki bölgelere yaptığı ziyareti kınamadığını ve iki devletli çözüm konusundaki açıklamalarına tepki göstermediğini, buna karşı çıkan Akıncı’yı da savunmadığı belirtmekte fayda var.
O zamandan beri Ankara-Akıncı ilişkileri tamamen değişti. Türkiye, Mustafa Akıncı’nın New York’taki BM Genel Kurulu’nda esnek olmayan tutumuna hoşnutsuzlukla yanıt verdi: Erdoğan ve Çavuşoğlu onunla değil, Özersay ile görüştü. Ayrıca, Genel Kurul’da gazetecilerin flaşları önünde Kıbrıs Rum heyetini ve Cumhurbaşkanı’nı selamladılar. O zamandan beri Türk yetkililer, geçmişte olduğu gibi Kıbrıslı Rum siyasetçilerden kaçınmayı bıraktılar ve her fırsatta Kıbrıs Cumhuriyeti’ni tanımadıklarını vurgulamıyorlar. Bu tutum, Ersin Tatar’ın dengi olarak gördükleri Nikos Hristodulidis’e karşı bugüne kadar devam ediyor.
İki devletli pastanın üzerindeki çileği, müzakereci Andreas Mavroyannis, Ekim 2018’de ‘Politis’te Kostas Konstantinu’ya verdiği bir röportajda sundu ve ‘iki devletli çözümü destekleyenleri aptal’ olarak nitelendirdi. Mavroyannis, Nikos Anastasiadis’in birçok dinleyici önünde iki devletli çözüm hakkında sürekli açıklama yapmasını göz önünde bulundurarak, buna bir son vermek amacıyla kendi isteğiyle bir röportaj talep etmişti.
İkinci Dönem
Anastasiadis’in ikinci dönemi, Crans-Montana fiyaskosundan sonra, esasen Kıbrıs sorunu olmadan, ancak bol miktarda pasaport, Seyşeller’e geziler ve Anastasiadis’in kendi deyimiyle Limasol’un ‘uçmasıyla’ geçti. Yanında, her adımında yoldaşı olan Nikos Hristodulidis vardı ve bugün o da aynı politikayı izliyor. Mustafa Akıncı bir şekilde harcandı, ortaya Ersin Tatar çıktı. Tatar, 26 Nisan 2021’de Cenevre’de düzenlenen gayriresmi Beşli Konferans’ta, Federasyon çözümü için üzerinde anlaşmaya varılan çerçeveyi terk ederek, iki devletin BM tarafından tanınması için bir belge sundu. Nikos Hristodulidis buna ne yanıt verdi? Federasyon çözümüne geri döndü, ancak bu tür taktiklerle kimseyi ikna edemiyor.
Dönüş
Temmuz 2017’de Crans-Montana’dan dönüş uçağında atmosferin ağır olması beklenirdi. Aksine, iki kişi dışında tam bir bayram havası vardı: Andros Kiprianu ve Averof Neofitu. Belli ki onlar, sonrasında yaşanacakları hissediyorlardı. Geri kalanlar oldukça mutluydu ve rahatlamış bir şekilde ‘Neyse ki bu sefer de kurtulduk’ diyorlardı.
Bugün Nikos Anastasiadis, Türk anlatısını benimseyenleri suçlamaya ve konuşmaya cüret ediyor! Eğer bugünkü Türk anlatısı, Kıbrıslı Türk liderin belirttiği gibi iki devletli çözüm ise, o zaman çok üzücü ve acı verici bir şeyi kabul etmeliyiz: Ersin Tatar onun en iyi öğrencisidir.”



