Gerçeğin Yerini Alan Dedikodular ve Araba İçi Mahremiyeti…

Gerçekten çok tuhaf bir ülke olduk.
Ülkelerin çeşitli yönleri zaman zaman ölçülüyor, okuyoruz.
Mesela en mutlu ülke ya da en çok yemek tüketilen ülke gibi ilginç ölçümler ve istatistikler mevcut.
Acaba en tuhaf ülke ölçümü yapıldı mı, yapılmışsa ana kriter ne oldu..?
Yapıldı mı yapılacak mı bilemem ama bizim ülke bu konuda oldukça iddiaları.
Şunu öncelikle söylemeliyim ki, bu noktadan sonra yazacaklarım asla mizah amaçlı değildir.
Ama biliyorum ki okuyanın yüzünde tuhaf bir tebessüm bırakacak.
İşte o tebessüm, “ağlanacak halimize güleriz” durumu, daha doğrusu trajikomik halimizin yansımasıdır.
Ama öncelikle polis teşkilatımıza bakalım.
Bu konu oldukça ciddi çünkü.
Bir polisimiz yaptığı bir seyahat sırasında gördüklerini eleştiri şeklinde kişisel medyasında paylaşmış.
Sonrasında da görev yeri değiştirilmiş ve bir başka ilçeye ataması yapılmış.
Bu durum gün boyunca “hükümeti eleştirdiği için sürüldü” şeklinde yorumlandı.
Resmi bir açıklama bekledim ama bu yazı kaleme alındığı vakte kadar gelmedi.
Ülke resmi açıklama olmayınca dedikodu peşinde yola devam etti.
Tam bu sırada bir başka iddia geldi.
Meğer o polisimiz mali şube amiriymiş ve KIB-TEK soruşturmasının engellenmesi için böylesi bir mazeret ile görevden uzaklaştırılmış.
Haydaa deyip “bu sefer kesin resmi açıklama gelir” umuduyla bekledim.
Ama nafile, yine tıs yok.
Peki ama neden..?
Dedikodu ve iddialar ciddiye mi alınmadı..?
Resmi makamlarımız belki bu düşüncedeler ama kamuoyu ciddiye aldı ve onlara inandı.
Doğa boşluk tanımıyor. Eğer siz resmi açıklamanızı yapmazsanız onun yerine her şey gelip yerleşir.
Öyle de oldu.
Gelelim bizim trafik radarları meselesine.
Konu gün itibarıyla tam bir Aziz Nesin hikayesine dönmüştür.
Rahmetli eğer kaleme alsaydı ancak bu kadar olurdu.
Mevcut sabit hız kameraları yerine sıfır maliyet ile yenileri monte edildi.
Edildi edilmesine de öyle bir tartışmanın içerisine girdik ki..!
En sonunda konu özel hayatın mahremiyetine gelip dayandı.
Meğer trafikte seyahat halindeyken arabamızın içerisi özel hayatımız oluyormuş.
İddialar böyle ve bu iddialara dayanarak yeni radarların kontrol yapamayacağı iddia edilmekte.
Özel araçlar tamam, kişisel de toplu taşımalarda da aynı durum mevcut mudur..?
Ben yarın Girne’den bir dolmuşa bindiğimde Lefkoşa’ya gelinceye kadarki süre özel hayatımın mahremiyetine mi dahil oluyor..?
Eğer öyleyse, başta araç şöförü olmak üzere araçtaki diğer yolcular da mı benim mahremim oluyorlar..?
Peki ben onların nesi oluyorum o esnada..?
Tuhaf durumlar…
Ama en tuhafı resmi makamların bunları ciddiye alıp sarmala dahil olmalarıdır.
İş giderek çığırından çıkmakta.
Bakalım ilerleyen günlerde daha neler göreceğiz…

