Derviş DoğanYazarlar

Siyasette Yeni Yüzler, Yeni Umutlar

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, önümüzdeki dönemde hem yerel seçimlerin hem de genel seçimin gündemine doğru ilerlerken, siyasetin en önemli sınavlarından biri de adayların niteliği olacaktır.

Çünkü artık toplumun beklentisi yalnızca parti isimlerinden, sloganlardan ve alışılmış siyasi söylemlerden ibaret değildir. İnsanlar değişim istiyor. Daha önemlisi, liyakat istiyor.

Yıllardır siyasetin farklı kademelerinde yer alan, defalarca denenmiş, ancak ortaya koydukları performansla toplumun hayatına elle tutulur bir katkı sağlayamamış isimlerin yeniden vitrine çıkarılması, seçmende artık eskisi kadar karşılık bulmayabilir.

Bugün seçmenin önündeki temel soru şudur:

“Bana kimi göstereceksiniz?”

Eski isimleri mi?

Yoksa yeni bir heyecan, yeni bir vizyon ve yeni bir anlayış taşıyan liyakatli insanları mı?

İşte önümüzdeki seçimlerin kaderini biraz da bu tercih belirleyecek.

Büyük siyasi partiler açısından mesele daha da önemlidir. Çünkü büyük olmak, yalnızca geçmişte kazanılmış seçimlerle ölçülmez. Büyük parti olmak aynı zamanda toplumdaki değişim talebini doğru okuyabilmek demektir.

Yeni yüzleri, gençleri, alanında başarılı olmuş insanları, toplumun farklı kesimlerinden gelen liyakatli isimleri siyasete kazandırabilen partiler önemli bir avantaj yakalayacaktır.

Çünkü seçmen artık yalnızca “hangi partiden?” diye bakmıyor.

“Ne yapmış, ne biliyor, ne yapabilir?” diye de soruyor.

Buna karşılık, her seçim döneminde aynı isimleri yeniden dolaşıma sokmak, aynı yüzlerle yeni bir gelecek vaat etmek, toplumdaki değişim arzusunu görmezden gelmek anlamına gelebilir.

Üstelik bugün siyasetçinin en büyük rakibi başka bir parti değil; seçmenin siyasete karşı oluşan güvensizliğidir.

Sandığa gitmeyen, “nasıl olsa değişen bir şey olmayacak” diyen, siyasetten umudunu kesen her vatandaş aslında bütün siyasi partilere verilmiş önemli bir mesajdır.

Bu nedenle yaklaşan seçimlerde siyasi partilerin aynaya biraz daha dikkatli bakması gerekiyor.

Toplum gerçekten değişim istiyor mu?

Evet.

Peki siyasette bu değişimin karşılığı var mı?

Henüz yeterince yok.

Eğer partiler bu gerçeği görmez ve yine eski alışkanlıklarla hareket ederek, defalarca denenmiş ve toplum açısından yeterli karşılığı üretememiş isimleri ön plana çıkarırlarsa, seçim sonuçları yalnızca sandıktaki oy oranlarını değil, siyasetin toplumu ne kadar doğru okuyabildiğini de gösterecektir.

Önümüzde çok önemli bir fırsat var.

Bu ülkenin yeni siyasetçilere, yeni fikirlere ve en önemlisi liyakatli insanlara ihtiyacı var.

Siyaset bir emeklilik alanı değil, toplum adına sorumluluk üstlenme makamıdır.

Artık mesele eski yüzleri yeni sloganlarla pazarlamak değil; yeni yüzlerle yeni bir gelecek kurabilmektir.

Bunu başarabilen siyasi partiler, yaklaşan seçimlerde yalnızca oy kazanmayacak; toplumun kaybettiği umut duygusunu da yeniden kazanacaktır.

Başaramayanlar ise sandıkta çok daha ağır bir gerçekle karşılaşabilir:

Halk değişmiş olabilir; fakat siyaset hâlâ değişmemiştir.

Ve sandık, bu çelişkiyi mutlaka ortaya çıkarır.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu