Sayın Cumhurbaşkanının Tavrı Neden Önemli?

Kıbrıs meselesi, sadece bir ada halkının geleceğini değil, aynı zamanda Doğu Akdeniz’deki güç dengelerini de doğrudan etkileyen, karmaşık ve tarihsel yükü ağır bir sorundur. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde gerçekleşen son seçimler ise bu bağlamda hem bölge hem de Türkiye için kritik bir dönüm noktası niteliği taşıyor.
Seçimlerden zaferle çıkan Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman’ın ardından Türkiye medyasında, özellikle dış politika bağlamında yürütülecek istişare süreçleri ve olası çözüm modelleri tartışılmaya başlandı. Erhürman’ın seçim sonrası yaptığı açıklamalarda, dış politikanın Türkiye ile yakın istişare içinde belirleneceğini vurgulaması, bazı çevrelerde iki devletli çözüme Erhürman’ın sıcak baktığı anlamı çıkartılıyor.
Ancak burada durup bir analiz yapmak gerekiyor. Çünkü Erhürman’ın karşısında yarışan ve iki devletli çözüm modelini net bir biçimde savunan Ersin Tatar’a karşı aldığı yüksek oy farkı, halkın bu modele duyduğu şüpheyi de ortaya koyuyor. Kıbrıs Türk halkı, açıkça federatif bir çözümün hâlâ masada olması gerektiğine inandığını göstermiştir. Dolayısıyla Sayın Erhürman’ın, bu halk desteğini göz ardı etmeden, çözüm vizyonunu daha net ve somut bir şekilde kamuoyuyla paylaşması elzemdir.
KKTC Cumhurbaşkanı olarak Erhürman’ın Türkiye ile ilişkileri sürdürmesi ve karşılıklı saygı çerçevesinde hareket etmesi elbette önemlidir. Ancak bu istişare sürecinin, kendi halkının iradesini ve beklentilerini gölgede bırakmasına izin verilmemelidir. Zira KKTC halkı, yıllardır çözüm umuduyla birçok bedel ödemiştir. Şimdi, bu umudun yönü belirsizlikle değil, netlik ve vizyonla belirlenmelidir.
Sayın Erhürman için önümüzdeki süreç, sadece bir dış politika sınavı değil; aynı zamanda Kıbrıs Türk halkının geleceğine dair verilen sözlerin arkasında durulup durulmayacağının da bir göstergesi olacaktır. Açık, kararlı ve halktan yana bir duruş, yalnızca içeride değil, uluslararası camiada da KKTC’nin meşruiyetini ve kararlılığını güçlendirecektir.
Kısacası, artık belirsizliğe yer yok. Kıbrıs’ta çözümün yönü belirlenecekse, bu yönü halkın iradesi, liderin vizyonu ve bölgesel gerçeklikler tayin etmelidir.
Son söz: Beklenen sadece istişare değil, inşa edilecek bir gelecek için net ve cesur bir liderliktir.
