Derviş Doğan

Küçük Ülkenin Büyük Sırları…

Böylesi bir tabloyu artık “beklenmedik” diye nitelemek mümkün değil. Başbakanından bakanına, milletvekilinden, siyasi makam tutanlara varıncaya kadar siyasetin her kademesinde şaibeli ilişkilerin konuşulduğu bir ülkede yaşıyoruz. Üstelik bu ülke öyle büyük bir coğrafya da değil; herkesin birbirini tanıdığı, kimin nereden nasıl zenginleştiğinin dakikalar içinde öğrenilebildiği kadar küçük bir yer burası. Dolayısıyla siyasi makamlara gelmeden önceki halleri ile bugün sahip oldukları servetlerin kıyaslanması da kimseyi şaşırtmıyor. Artık sır diye bir şey kalmadı.

 

Asıl mesele ise bu tabloya alışmış olmamız. Devlet kurumlarının kirli ilişkiler ağı içinde günden güne çürüdüğü, kamu vicdanının her geçen gün biraz daha yaralandığı bir dönemin içerisindeyiz. Her sabah yeni bir rüşvet iddiasıyla uyanıyor, akşam başka bir skandalın sosyal medyada dolaştığını görüyoruz. Sanki bu küçük ülke, büyük yolsuzluk dosyalarının laboratuvarına dönüşmüş durumda.

 

Ve biz tüm bunları bilerek susuyoruz. Çünkü biliyoruz: Bu çark o kadar iyi kurulmuş ki, içine giren herkesi öğütüyor. Birinin çıkarı, diğerinin sessizliğini satın alıyor; yıllar içinde bu sessizlik toplumsal bir kabullenişe dönüşüyor. En vahimi de şu: Halk suça karışanları unutuyor ama suça bulaşmayanları hatırlamıyor. Böyle bir düzenin içinde temiz kalmaya çalışanlar değil, kirli ilişkilerin göbeğinde oturanlar güç kazanıyor.

 

Oysa bu ülkenin hak ettiği şey çok daha fazlası. Şeffaflık, adalet, hesap verebilirlik… Bunlar birer lüks değil; devlet olmanın en temel gereklilikleri. Fakat ne yazık ki bugün, kamu kurumlarının itibarı rüşvet iddialarının gölgesinde günbegün eriyor.

 

Bu kısır döngüyü kırmanın yolu, artık “herkes böyle yapıyor” anlayışını terk etmekten geçiyor. Çünkü herkes böyle yapıyorsa, orada sorun bireylerde değil, sistemdedir. Sistemi değiştirmek ise ancak toplumun bir bütün olarak buna talip olmasıyla mümkün olur.

 

Küçük bir ülke olabiliriz, evet. Ama bu, büyük bir ahlaki duruş sergilememize engel değil. Yeter ki hatırlayalım: Sessizlik, yalnızca suçlulara yarar. Ve biz sustuğumuz sürece, rüşvetle anılanlar konuşmaya devam edecek.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu