Aziz KARAAZİZ

Türkiye’nin AB Yolunda Kıbrıs Yeniden mi..?

 

Küresel çapta çok hızlı bir değişimin ayak sesleri gittikçe yaklaşmakta.
O kadar ki, dünyaya gözünü ve kulağını kapatmış olanlar bile artık bu gerçekle yaşamaya başladı.
Dünyamız içerisinde olduğumuz küresel ısınma nedeniyle hem coğrafi hem de siyasal döngünün tamamlanmasının yarattığı siyasal değişimin eşiğinde.
Mevcut başkanı Trump’ın daha medyatik olması ve belki de gerekenden fazla konuşması nedeniyle bu işin patronu Amerika gibi görünse de, aslında çok daha fazla aktör bu rol için hazırlanmakta.
Şu an için görünen hızla tek kutuplu bir düzene doğru gidildiği şeklinde olsa da, bu durum her an değişebilir.
Çünkü mevcudu değiştirebilecek enerjiyi taşıyan çok fazla merkez var.
Ve bu merkezlerden uygun bileşenlerle buluşabilmeyi ilk başarabilen öne geçecek, hem de büyük farkla.
ABD halen yöneten olmayı ve bileşen güçlerle öyle bir ilişki kurmayı tercih ediyor.
Başta AB ülkeleri olmak üzere, yakın temasta olduğu her ülkeye bu yönde yaklaşmakta.
Bu durum da doğal olarak diğer ülkeler tarafından pek hoş karşılanmamakta.
Öte yandan Rusya yalnız adam postuna bürünürken, Çin’in manevi desteğini asla terk etmiyor.
Ancak sürmekte olan Ukrayna savaşı giderek daha da büyük handikap yaratmakta.
Sonuç olarak, ABD kendisine biat edecek müttefikler ararken, Rusya tek başına görüntüsünü korumayı hedeflemekte.
AB ise tamamen çaresiz bir şekilde varoluş modeli yaratmak düşüncesinde.
Peki ya Türkiye bu resmin neresinde..?
Yanıt net: Hiçbir yerinde..!
Türk diplomasisi en başından beridir sürdürdüğü denge politikasının meyvelerini toplamaya başladı.
İlk olarak Suriye konusunda bunu gösteren Türkiye bu sefer de İran meselesinde benzer şekilde bir pozisyonda.
Rusya-Ukrayna savaşında da ilk günden itibaren kontrollü bir siyaset izlemiş olan Türkiye bir yandan NATO’da müttefiki olan ABD, diğer yandan da yanı başında konuşlanmış durumdaki Rusya ile de dengeli bir ilişki içerisinde.
İşin bir de AB bacağı var.
Türkiye o konuda da mevcut politikasının haklılığını görmeye başladı.
AB’nin başı çeken ülkeleri Türkiye’nin kapısını çaldı.
Üyelik şimdilik gündemde değil.
Bu konuda hem Türkiye hem de AB aynı görüşte.
Ama belki de üyelikten daha da önemli bir konu olan Gümrük Birliği’nde yakın gelecekte bir takım adımlar atılacak.
Avrupa Birliği (AB) Komisyonunun Genişlemeden Sorumlu Üyesi Marta Kos, üç gün sürecek Türkiye temaslarına başlamadan önce oldukça detaylı bir açıklamada bulundu.
Kos bu açıklamayı Anadolu Ajansı’na yaparak, Türk kamuoyuna mesaj verme gayretini de gizlememiş oldu.
Peki ne dedi Kos..?
Biz öncelikle Kıbrıs ile ilgili kısımlarına baktık.
Genişlemeden Sorumlu Üye, dönem başkanı Güney Kıbrıs’ı en baştan üzmemek adına çözüm ve müzakere vurgusu yaptı.
Çok kısa olan bu iki satır bizim tarafta bazı heyecanlar da yarattı.
Normaldir…
Çünkü yıllar önce de benzer durumlar olmuştu.
Ama bu kez işler farklı.
Genişlemeden SorumluÜye Marta Kos’un açıklamalarının bütününü okuyunca anlıyoruz farkı.
Bu kez olay tamamen ticari.
AB tıkanan ekonomisinin çarklarını yürütebilmek adına taze kan arayışında.
Bunun için de her türlü ekonomik sıkıntıya rağmen üretim hacmi düşmeyen Türkiye ile temasta.
Evet, Türkiye Cumhuriyeti tam bir üretim ülkesidir.
Hemen her alanda yüksek kapasiteli ve daha da gelişmeye hazır bir güçle üretmeye devam eden bir ülke.
Türkiye…
Bu durum üretim maliyetlerinin ciddi derecede yüksek olduğu AB ülkelerinin soluk almasını sağlayabilecek bir açılım yönüdür.
“Made in Europe” hedefini ortaya koymuş olan AB ülkeleri artık başka ülkelerin ürünlerini değil, kendi üretimi olan ürünleri tüketmek hedefinde.
Ve Türkiye’yi de bu etikete, “Made in Europe” kapsamına dahil etmek ilk hedefleri arasında.
İşte Türkiye ile bunu görüşecek olan AB araya Güney Kıbrıs gibi ufak teferruatların girip işi bozmasını asla istemiyor.
Bu nedenle de Güney Kıbrıs’ı ilk başlarda idare edip kızdırmayacak ama sonrasında da boyunu aşacak işlere kalkışmaya cesaret edemeyecek bir pozisyon yaratacaklar.
Özet olarak, Türkiye ile AB arasında çok ciddi bir ekonomik işbirliği gündemde.
AB geleceğine şekil verecek olan bu işbirliği sağlamakta kararlı.
O nedenle de Kıbrıs gibi teferruatların bu yolda yeri yok…

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu