Bir yanda çağdaş Erhürman, öte yanda arogan Hristodulidis…

Irkçı bir yapım yok. Irkçı yapım olmaması bir yana, ırkçılığı insanlık için en büyük tehdit ve tehlike görürüm. Genellemeleri de çok dikkatli yaparım.
Kıbrıs özelinde… Artı veya eksi yönde Kıbrıslı Türkler ya da Kıbrıslı Rumlar diyerek tüm Kıbrıslı Türkleri aynı kalıba, Kıbrıslı Rumları bir başka kalıba koymam.
Siyasal anlamda Kıbrıslı Rumlar derken Kıbrıs Rum siyasi liderliğini kastederim.
Yazılarımda ya da konuşmalarımda Kıbrıslı Rumlar dediğim zaman böyle anlaşılırsa doğru olur.
***
Geçtiğimiz günlerde Ledra Palas kontrol noktalarını geçerek Güney Kıbrıs’a ulaştım.
Aynı şekilde de geri dönmek için Rum Kontrol noktasına geldiğimde, benden önce Rum Muhaceret görevlisi kadının karşısında yaşlı bir kadın vardı. İngiliz Pasaportunu Rum görevli kadına uzattı.
Görevli kadın, pasaportunu evirip çevirirken aralarında şu iletişim geçti.
-Nereye gideceksiniz?
-Türk bölgesine.
-Türk bölgesi yoktur. Orası işgal altında bölgedir. Gitmeniz de sakıncalıdır.
-Neden?
-Uyarmak bizim görevimizdir.
-Geçen gün buraya çok uzak olmayan bir başka kontrol noktasından geçtim, oradaki görevliler, benzer soruları hiç sormadı. Ben geçmek istiyorum.
-Geçip, ara bölgeyi görün ve dönün.
Yaşlı kadın yürürken benim işlemlerimde tamamlandı.
Kadını yetiştim. “Bir kez daha geçtim. Kıbrıslı Türkleri çok daha samimi ve sıcak buldum. Kıbrıs’la ilgili bir miktar bilgim var. Rumlar yabancıların Kıbrıs’ta gerçeklerini karşılıklı dinleyerek bilmesini istemiyor” dedi.
***
Kıbrıslı Rumlara göre Kıbrıs sorunu 20 Temmuz 1974’te başladı.
Makarios’a karşı düzenlenen, 15 Temmuz Darbesinden bahsetmeyi sevmezler. 21 Aralık 1963’te Kıbrıslı Türklere yönelik başlayan EOKA saldırılarını konuşmayı hiç istemezler.
Lefkoşa’nın dünyada tek bölünmüş başkent olduğunu söylerler ama Lefkoşa’nın 21 Aralık 1963’le bölündüğünü söylemezler.
Kıbrıs’ta Türk işgali var derler, Kıbrıs Cumhuriyetindeki Rum işgalini söylemek, kabul etmek bir yana akıllarının bir kenarında bile geçmez.
***
Kıbrıs Türk tarafından objektif anlatım söz konusu olduğu zaman, önce engellemeye çalışırlar olmazsa, “parazit” yayını ile sağlıklı iletişimi bozmayı hedeflerler. Bunun böyle olduğunu yıllardır yaşayarak görüyorum.
Kıbrıs’ta kalıcı çözüm olmadığı sürece barışın az veya çok tehdit altında olabileceğini biliyorum. Ama çok iyi bildiğim bir başka nokta KIBRIS’TA ÇÖZÜMÜ ENGELLEYEN, SABOTE EDEN TARAFIN RUM TARAFI, RUM LİDERLİĞİ OLDUĞUDUR.
***
Dünyanın Kıbrıs’la ilgili gerçekleri bilmediğini düşünmem.
Dünya dediğim zaman, BM’yi, AB’yi, ABD’yi, Kıbrıs’la ilgilenen tüm ülke ve tarafları anlatırım.
Bu satırların yazarı olarak yıllardır, üçüncü taraflarla temaslarım var.
Kapalı kapıların ardında ya da baş başa görüşmelerde Kıbrıslı Türklerin mağduriyetini teslim ederken Kıbrıs Rum tarafının, 62 senedir anayasal kimliği bozulmuş Kıbrıs Cumhuriyeti’ni kötü, kaba, şımarık, kasıntı, küstah bir şekilde kullandıklarını da ifade ediyorlar.
Bu bağlamdaki en son tanık BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Konusunda Şahsi Temsilcisi María Angela Holguín Cuéllar’dır. Holguin, 2010 – 2018 yılları arasında Kolombiya Dışişleri Bakanlığı görevinde bulundu. Üst düzey kapsamlı diplomatik deneyim sahibidir.
Çok kısa süre önce Hristodulidis’i, sonra, çağdaş bir siyasetçi olarak KKTC Cumhurbaşkanı seçilen Tufan Erhürman’ı tanıdı. Üçlü görüşmelerde Hristodulidis’in arogan, kibirli, saygı sınırını aşan tavırlarını da görüp not etti.
***
Tufan Erhürman’ın BM Genel Sekreteriyle görüşme talebinin birkaç gün içinde yanıtlanmasında Erhürman’ın kısa sürede ortaya koyduğu yapıcı tavrın ciddi etkisi olmuştur.
Erhürman, New York’a BM Genel Sekreteri Guterres’le kahve içmeye gitmedi.
Guterres, uzlaşmacı, Dünya Barış Dili konuşan Erhürman’la görüşmeyi arzu ettiği için 2 Şubat’ta iletilen randevu talebine kısa sürede yanıt verdi ve görüşme dün gerçekleşti.
Planlanan 30 dakikalık süre 40 dakika aşıldı ve görüşme 70 dakika sürdü.
Erhürman görüşmeyi sadece yararlı değil, verimli olarak da niteledi.
***
Erhürman, Kıbrıs Türk Halkı’nın çok geniş oy desteğiyle seçildi. Hem de karşısındaki adayın, seçimi farklı taraflara çekmek istemesine rağmen.
Bunu Rum tarafı biliyor ama bilmezlikten geliyor.
Bir de bizde, sağ taraftan Erhürman’a akıl vermeye çalışanları gözlüyorum. Çoğunlukla gülüyorum, bazen de acıyorum…




