Derviş Doğan

Konfor Alanında Muhalefet Etmek

Siyasetin en büyük sınavı tutarlılıktır. Söylediğiniz söz ile yaptığınız eylem arasındaki mesafe açıldıkça, inandırıcılığınız da o ölçüde aşınır. Son yıllarda yaşanan tablo tam da budur.

Dört yıl boyunca “Bu hükümet meşru değildir” diyeceksiniz. Seçim süreçlerini, siyasal dengeleri, kurulan koalisyonları gayri meşru ilan edeceksiniz. Ardından aynı Meclis’in kapısından içeri girip yemin edecek, komitelerde görev alacak, Genel Kurul’da söz alacak, yasama faaliyetlerinin parçası olacaksınız. Eğer bir yapı gerçekten gayri meşru ise, onun ürettiği zeminde siyaset yapmak hangi siyasi ve ahlaki tutarlılıkla açıklanabilir?

Muhalefet etmek elbette demokrasinin vazgeçilmez unsurudur. Ancak muhalefet; bir yandan sistemi tanımayıp diğer yandan sistemin sunduğu tüm imkânlardan faydalanma çelişkisi üzerine kurulamaz. Bu, ne radikal bir duruş ne de ilkeli bir siyaset biçimidir. Bu olsa olsa muhalefet konforunun içinde kalma tercihidir.

Sert söylemlerle meydanlarda meşruiyet tartışması açıp, iş yasama faaliyetlerine gelince “parmak hesabı” gerçeğini kabullenmek; seçmenin zekâsını hafife almaktır. Eğer bir yasanın sayısal çoğunlukla geçeceği baştan belliyse, asıl mesele kürsü performansı değil, siyasi stratejidir. Topluma umut olacak alternatif üretmek yerine, sonucu bilinen oylamalarda yüksek perdeden konuşmalar yapmak; siyaseti tiyatroya dönüştürür.

Muhalefetin görevi sadece eleştirmek değildir. İkna etmek, çoğalmak, alternatif sunmak ve iktidara yürümektir. Sürekli meşruiyet tartışması açıp sonra aynı zeminde var olmaya devam etmek, zamanla söylemi içi boş bir slogana dönüştürür. Seçmen şunu sorar: “Madem meşru değil, neden içindesiniz? Madem içindesiniz, neden hâlâ meşruiyet tartışması yapıyorsunuz?”

Gerçek muhalefet, risk alır. Gerekirse bedel öder. Konfor alanında kalıp sert cümleler kurmak kolaydır. Zor olan, söylem ile eylemi örtüştürmektir. Siyaset, hamasetle değil; tutarlılıkla güven üretir.

Bugün gelinen noktada asıl ihtiyaç duyulan şey daha yüksek ses değil, daha net bir duruştur. Çünkü toplum artık retorik değil, samimiyet arıyor. Meşruiyet iddiası ciddi bir iddiadır; ya sonuna kadar arkasında durulur ya da o söylem terk edilir. Aksi hâlde geriye sadece siyasi ego ve tüketilmiş bir güven kalır.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu