Aslında, Lefke bir çıkmaz sokak değil…

Lefke, sadece Kuzey Kıbrıs’ın değil, tüm Kıbrıs’ın en güzel yerleşim yerlerinden biridir.
Yeşil ile mavi, iç içelikten öte sarmaş dolaştır.
Özellikle Karşıyaka bölgesinden Lefke’ye bakıldığı zaman kartpostal gibi bir güzellikle yüzleşirsiniz.
Yemyeşil bir vadi…
Vadinin ortasından şırıl şırıl akan bir dere...

***
Lefke ile ilgili bilgi özetlemelerine bakıyorum…
127 kelimelik bu özet çok şeyi anlatıyor:

“Lefke ilçesi 1963 yılına kadar doğuda Angolem, batıda Mansura, güneyde Pedulla ve kuzeyde Xseros köy sınırları kadar uzanan ve bu alan içinde bulunan 53 köyün idari merkeziydi.
Lefke yerleşim birimi ile yakın çevresi, bol su kaynakları itibarıyla neolitik (M.Ö 8200 – 3900) dönemden başlayarak, Bizans, Lüzinyan, Venedik, Osmanlı, Türk, Rum ve İngiliz kültürleriyle yoğrularak günümüze kadar sürekliliğini koruyabilen nadir kentlerimizden biridir.
Buna örnek olarak, Osmanlı döneminde 1573 ve 1578’de Lefkoşa’ya açılan iki medreseden sonra, başkent dışındaki ilk eğitim kurumunun, 1580’de Lefke’de açılan Piri Paşa Medresesi olmasıdır. Bugün Lefke İstiklal İlkoklu’nun kuruluşu bu tarihten itibaren kabul edilir. Lefke’deki kurumların birçoğu buna benzer çok eski tarihi bir geçmişe sahiptir.
1900 yılında kurulan 126 yıllık bir geçmişi olan Lefke Belediyesi ve Osmanlı döneminde kurulan mahkeme bunun kanıtıdır.”
***
Önceki gün Lefke’deydim.

Yaklaşık altı saat geçirdim… Pembe Baysam ve Tamer Dayıoğlu ile KIBRIS TV’de yayınlanmak üzere iki ayrı program çektim.
Öncesinde ve sonrasında Lefke’yi turladım. Fotoğraflar çektim.

Narenciyenin, sarı altın muamelesi görmesi için canla başla uğraşan Hasan Öksüz’le karşılaştım. Narenciyenin hem üreticisi hem de narenciye pazarlamasıyla uğraşıyor. Cypruvex’te varil eksikliği nedeniyle sıkım işlerinin aksaması dahil pek çok sorundan üzgün ama yine de umudu yerinde.

Pembe Baysam, Bağlıköylü emekli ilkokul öğretmeni. 60 yılı aşkın süredir Lefke’de yaşıyor. Şiir gibi anlatırken, Lefke ve hayatını, Lefke’nin ihmal edildiğinin altını da üstüne basa basa çiziyor.
Tamer Dayıoğlu, Lefke Çevre ve Ekoloji Derneği Başkanı… CMC atıkları sorununun aşılamamasından çok üzgün. Lefke’ye aşık. Bir gün Lefke’nin yüzünün güleceğine yürekten inanıyor.
***
Lefkoşa’ya dönerken duyduklarımı ve gözlemlerimi sorguladım yol boyunca.
Tarihten gelen önemine rağmen Lefke, yeşilin içindeki çıkmaz sokak gibi.
Cennetten bir köşe olan Lefke…. Portakal çiçeğinin kokusu, hurma ağaçlarının zenginliği, denize doğru uzanan o sakin yamaçlar… Doğa cömert davranmış, ama insan aynı cömertliği gösterememiş. Lefkeliler, Lefke’ye sırtlarını dönmemek için direniyor. KKTC’yi yönetenlerin çoğu, Lefke’yi, bir vesileyle Lefke’ye gittikleri zaman anımsarlar.
***
Lefke’ye her gidişimde içimde iki duygu çarpışır. Bir yanda hayranlık. Diğer yanda hüzün. Çünkü bu kadar güzel bir belde, bu kadar uzun süre ihmal edilemezdi.
Maden atıkları…
Yıllardır konuşuyoruz. Yıllardır raporlar hazırlanıyor. Yıllardır “çözülecek” deniliyor. Ama o atıklar hâlâ yerinde duruyor. Sadece bir çevre meselesi değil bu. Bu bir zihniyet meselesi, “Nasıl olsa alıştılar, kimse sesini yükseltmez” kolaycılığıdır.
***
Lefke, aslında Kıbrıs’ın vicdan testidir.
Bir zamanlar üretim vardı. Emek vardı. CMC maden işletmesi çalışırken Lefke’nin nabzı atıyordu. Sonra kapandı. Ardında sadece işsizlik değil, toprakta, suda, hafızada ağır metal yüklü bir miras bıraktı.
***
Perşembe günü de konuştuğum herkese şu soruyu sordum: Lefke gerçekten ilçe mi?
Tabelada ilçe yazıyor. Kaymakamlık var. Sınırlı sayıda daireler var.
Ama ekonomik hayat? İstihdam? Üretim? Gençlerin geleceğe bakışı?
İlçe ama ilçe değil… Ya da -miş gibi ilçe. İki vekilin isminin önünde Lefke milletvekili yazıyor. O kadar.

Sokaklarında dolaştığınızda bunu hissedersiniz. Bir sessizlik var. Bir bekleyiş var. Sanki bir çıkmaz sokağın sonuna gelinmiş… Lefke’de kalanlardan çoğunluk az hareketli, ya da ne yapacağını bilmiyor gibi. Aynı insanlarda Lefke’den kopmak istememe de, Lefke’de gelecek görememe de var.
***
Bu noktada gerçeği teslim edelim.
Lefke Avrupa Üniversitesi olmasa Lefke’nin bugün hali ne olurdu?
Üniversite sadece bir eğitim kurumu değil; Lefke’nin can suyu. Esnafın umudu. Evini kiraya verenin geliri. Öğrenci odaklı işletmelerin müşterisi. Marketlerin cirosu. Lefke’nin nefesi.
Ama bir kentin kaderi tek bir kuruma emanet edilebilir mi?
Üniversite var diye devlet geri mi çekilecek? “Nasıl olsa ayakta kalıyor” Lefke için bir devlet politikası olmayacak mı?
***
Lefke’nin potansiyeli sadece üniversiteyle sınırlı değil.
Tarım, organik üretim, ekoturizm, doğa turizmi, tarihi eserlere dayalı turizm potansiyeli var. Elbette deniz ve dağ var.
Ama plan var mı?
Strateji var mı?
Vizyon var mı?
Kimse alınganlık göstermesin, YOK..
Sorun tam da burada.
Lefke yıllardır kaderine terk edilmiş bir güzellik gibi. Oysa bu belde bir pilot bölge olabilirdi. Çevre temizliği tamamlanmış, sürdürülebilir kalkınma modeli oluşturulmuş, tarım ve turizm entegre edilmiş bir örnek kent…
Ama biz ne yaptık?
Maden atıklarını konuşup durduk.
Her seçim döneminde hatırladık. Sonra unuttuk.

***
Bugün Lefke’de bir kırılganlık var. Üniversite güçlü olduğu sürece ayakta. Ama yarın ne olur?
İşte asıl soru bu.
Devlet, Lefke’yi sadece “idari birim” olarak görmekten vazgeçmeli. Lefke, bir çevre projesidir. Bir kalkınma projesidir. Bir prestij meselesidir.
Çünkü maden atıkları sadece toprağı değil, devletin güvenilirliğini de kirletiyor.
Eğer bir bölgenin kronik sorunu yıllarca çözülmüyorsa, orada irade eksikliği vardır.
***
Aslında, Lefke bir çıkmaz sokak değil.
Ama böyle bırakılırsa, bir gün gerçekten çıkmaz sokak olur.
Karar sadece Lefkelilerin değil hepimizin, daha doğrusu karar vericilerindir.




