Hasan Hastürer

Sevgi ve iyilik, en etkili ruh sağlığı ilacıdır…

Hiçbir zaman, yazacağım yazımla ilgili konu sıkıntısı çekmedim.

Her gün en az, on konudan birini seçer ve yazarım.

Yukarıdan aşağıya akan gündemi sevmem ve tercih etmemek için direnirim. Çünkü, konunun kamu oyundaki popüler karşılığı ne olursa olsun, kalitesine önem veririm.

Statüsü de ne olursa olsun, bazı insanların adını bile duymak istemeyenler, çoğunluktadır. Böylesi isimler değişse de toplumsal alerji tetikleyiciler hep olur.

   KIBRIS Gazetesi satılmadan önce rahmetli Asil Nadir’in ricasıyla yaklaşık altı ay gazete künyesine adım yazılmadan Genel Yayın Yönetmenliği yaptım. Senem Gök ve Ali R. Çatal da yazı işleri bakımından en yakın çalışma arkadaşlarımdı.

   Senem Gök’le gazetedeki geçmişim herhalde 30 yıl dolayında.

   Kalıcı bir iddiamız yoktu ama, gazetenin, gazetecilik ilkelerine bağlı, toplumsal kabul ve sahiplenmeyle yayımlanması ve tiraj alması hedefimiz vardı. Geleneksel, basılıp, satılan gazeteler dünyada ve bizde tiraj gerilemesi yaşarken, bizim sorumluluk dönemimizde KIBRIS Gazetesi 400 dolayında tiraj almıştı. Bu önemliydi. Çünkü olabildiğince geniş kesimlere ulaşmayan, etkinliği yerinde sayıp, gerileyen gazete ne işe yarar ki?

   O dönemde Senem Gök, bir gün bana, filan filan siyasilerin ön sayfadan fotoğraflarını kullandığımız zaman, tirajı olumsuz etkiliyor, bazı okuyucular gazeteyi almıyor demişti.

Senem’in tespiti doğru muydu?

Kesinlikle doğruydu.

***

   Okuyucunun duyarlılığını yok sayarak başarılı gazetecilik yapmak mümkün değildir.

   Demokratik kitle örgütleri gibi, demokratik kitle gazeteleri de vardır.

   Sendikalar; meslek örgütleri, farklı siyasi görüşten üyelere sahip, demokratik kitle örgütüdür. Siyasi partiler, siyasi görüş bakımında homojen, örgüt içi demokratik kuralları olan kurumsal yapılardır.

   Bu konuyla ilgili uzun uzun yazmak mümkündür. Ben bu yazının bütünlüğü içinde kısa kesmeden şunları ekleyim.

   En az yirmi beş yıl önce AKM’de bir panelde, “Siyasi parti bültenleri gazete ismiyle yayımlanıyor” deyip, bir miktar eleştirmiştim. Zamanla, eleştirimi büyük ölçüde geri aldım. Bir siyasi parti, gazetelerde, görüşlerine ciddi anlamda yer verilme kaygısı taşıyorsa, kendi gazetesini yayımlamasının faydası var, zararı yok. Parti organı gazeteleri, öncelikle partililer alsa da, sonuçta o gazeteyi okuyan, çizgisinin ve misyonunun ne olduğunu bilerek okur.

   Demokratik kitle gazeteleri, her görüş ve kesimden okurlara hitap etmek, haberleriyle onları kucaklamak durumundadır. Haberde objektif, dengeli içeriğe saygı duyulurken, köşe yazarları da sorumluluk bilinciyle özgürce yazılarını yazar.

***

Aslında yazının ilk 2-3 paragrafından sonra basınımızın en deneyimli en usta fotoğrafçılarından, TAK Ajansı’nda görev yapan Erol Uysal’la yaptığım telefon görüşmesinden esinlenerek yazımı yazacaktım.

Erol Uysal ve Köpeği

   Erol Uysal, köpeciği kucağında bir resim gönderip, “Seçim günü bu fotoyu koyabilin istersen abi, zaten ne yazacan?” diye yazıp, üç tane de kahkaha emoji koydu… Fotoğraftan alınması gereken mesajı da, “Tek el, güven, sevgi, her şey var” diye özetledi.

   Erol Uysal’ın gönderdiği fotoğrafı, görüp konuşmamızdan önce hayvan sevgisi sonsuz torunum Karla’nın Paris isimli köpeğiyle de fotoğrafını çekmiştim dün.

Karla ve Köpeği Paris

   Benimsediğim ünlü bir söz var. HAYVANLARI SEVMEYEN, İNSANLARI SEVEMEZ.

   Erol Uysal, köpeklere de koruyucu hekimlik anlayışıyla sahip çekilmesinin öneminin altını çizdi. Ben de ekledim, “Doğanın müthiş bir dengesi var… O denge içinde hiçbir canlı yok edilmemeli, sadece insanların değil, tüm canlıların, barış içinde yaşaması gerekir.”

Şahsen buna özen gösteriyor muyum?

Kesinlikle gösteriyorum. Ancak farklı yorumlara neden olmamak için örneklemek istemiyorum.

   Karla’mızın hayvan ve insan sevgisinin birbirine çok yakın olduğunu görürüm ve mutlu olurum.

   Bir gün Lefkoşa Sanayi Bölgesi içinde Hayvan Barınağının önünden geçiyoruz, hayvanseverlerin de bir eylemi vardı. Karla ne olduğunu fark ettiği an, “Dede dur, benim inip bu eyleme katılmam gerek” dedi.

Hayvan beslenen ev sayısında ciddi artış var. BRT’de Sessiz Dostlar programını denk geldiğim zaman, severek izlerim.

Ancak evcil hayvan beslemesine paralel, kültürünün de ne kadar uyumlu geliştiğini bilemem.

***

   Unutmayalım, SEVGİ, EN GÜZEL ETKİLEŞİMDİR. SEVGİ, İYİLİĞİN VAZGEÇİLMEZİDİR. İYİLİK DE, EN ETKİLİ RUH SAĞILIĞI İLACIDIR.

Herkese sevgi, huzur, mutluluk dolu, sağlıklı günler dilerim.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu