Çözümün Adı Değil, Teminatı Önemlidir

Kıbrıs meselesinde yıllardır aynı kavramlar farklı ambalajlarla önümüze konuluyor. Federasyon, gevşek federasyon, konfederasyon, iki devletli çözüm, dönüşümlü başkanlık, yeni güvenlik modeli… İsimler değişiyor, fakat cevap bekleyen temel sorular aynı kalıyor.
Bugün “gevşek federasyon” denildiğinde, bazı çevreler bunun iki tarafın hassasiyetlerini daha iyi karşılayacağını savunuyor. Kimileri ise bunun federasyonun zamanla iki ayrı devlete dönüşmesinin ilk adımı olacağını düşünüyor. Benzer şekilde, dönüşümlü başkanlık bir kesim için siyasi eşitliğin vazgeçilmez sembolüyken, diğer kesim için demokratik temsil tartışmasını beraberinde getiriyor.
Asıl mesele ise bunların hiçbiri değildir.
Bir devlet modeli, yalnızca kâğıt üzerinde güzel görünmekle başarılı olmaz. Önemli olan, o modelin kriz anlarında nasıl işleyeceği, tarafların haklarını nasıl koruyacağı ve güvenliği nasıl sağlayacağıdır.
Son günlerde dillendirilen NATO benzeri güvenlik arayışları da bu nedenle dikkat çekiyor. Ancak güvenlik, sadece uluslararası bir mekanizmanın adıyla sağlanmaz. Güvenlik; tarafların o mekanizmaya duyduğu güven, uygulanabilirliği ve kriz anlarında gerçekten işleyip işlemeyeceğiyle ölçülür. Kâğıt üzerindeki garantiler ile sahadaki gerçekler her zaman aynı değildir.
Kıbrıs’ta bugüne kadar pek çok plan masaya geldi. Kimisi referandumda reddedildi, kimisi müzakere masasında kaldı, kimisi daha doğmadan sona erdi. Bunun temel nedeni, tarafların yalnızca yönetim şeklinde değil; egemenlik, güvenlik ve geleceğe ilişkin beklentilerinde de farklı noktalarda durmalarıdır.
Bu nedenle bugün yapılması gereken, yeni kavramlar üretmekten önce eski hatalardan ders çıkarmaktır. Bir çözüm modeli; Kıbrıs Türklerinin siyasi eşitliğini ve güvenliğini güvence altına alırken, Kıbrıs Rum toplumunun da meşru kaygılarını dikkate alabilmelidir. Aksi takdirde hangi modele hangi ismi verirsek verelim, anlaşmazlığın özü değişmeyecektir.
Çünkü mesele, çözümün adında değildir.
Mesele, kurulacak düzenin adada kalıcı barışı, karşılıklı güveni ve sürdürülebilir istikrarı sağlayıp sağlayamayacağındadır.
Kıbrıs’ın geleceğini belirleyecek olan şey, modelin başlığı değil; toplumların o modele gerçekten inanmasını sağlayacak sağlam teminatlardır.


